• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

AİLE REİSİ OLARAK HZ. PEYGAMBER

AİLE REİSİ OLARAK HZ. PEYGAMBER


قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

مَنْ أَحْيَا سُنَّتِي فَقَدْ أَحَبَّنِي ‏.‏ وَمَنْ أَحَبَّنِي كَانَ مَعِي فِي الْجَنَّة

Aile: nişan, düğün, nikah gibi evlilik müesseseleriyle kurulan; eş, anne, baba, dede, kardeş gibi bireyler; amca, hala, dayı, teyze, kaynana, kayınpeder gibi yakınlardan oluşan; fedakarlık, sevgi, saygı, merhamet, cesaret, çalışkanlık, dürüstlük, yardımseverlik, mertlik, adalet, güven ve bağlılık gibi duyguların yerleştiği bir kurumdur.

            Müslüman için âile, sosyal bir müessese olduğu gibi, aynı zamanda İslâmî bir kurumdur.

Aile; anne babaya hürmet; yetim ve kimsesizleri gözetip kollamak; akraba ilişkilerine bağlılık ve ziyaret; misafire ikram ve hürmet;  büyükleri sayıp küçükleri sevmek; doğru davranışlar elde etmek ve adaleti tesis etmek gibi değerleri üreten ve öğreten bir kurumdur.

            Aile; iftira etmek, alay etmek, haset etmek, kibirlenmek, kötü lakaplar takmak, dedi kodu yapmak, yalan söylemek gibi dine ve ahlaka aykırı davranışların kötü olduğunun öğrenilip yaşantı haline geldiği bir müessesedir.

            Aile toplumun yapı taşı; toplumun temeli; toplumun aynası; toplumun kalbi; toplumun kendisidir.

İsteği gerçekleşmeyen bana çok salavat okusun. Çünkü salavat kaygı kederi giderirrızkı çoğaltır ve hacetleri yerine getirir” (Hadis-i Şerif)

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ   قُلْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ فإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ

“De ki, eğer siz Allah’ı seviyorsanız, hemen bana uyun ki Allah da sizleri sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Allah, çok affedici ve çok merhametlidir De ki, Allah’a ve Rasûle itaat edin. Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez.” (Al-i İmran, 3/31-32).

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin ve Rasûl’e itaat edin de amellerinizi iptal et eyin.” (Muhammed, 4/33) “Biz herhangi bir peygamberi gönderdikse, sadece Allah'ın izniyle itaat edilsin diye gönderdik.” (Nisa, 4/64)

مَنْ أَحْيَا سُنَّتِي فَقَدْ أَحَبَّنِي ‏.‏ وَمَنْ أَحَبَّنِي كَانَ مَعِي فِي الْجَنَّة

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Kim benim sünnetimi ihya ederse beni sevmiş olur.Beni seven de cennette benimle beraber olur.” ( Tirmizi, Sünen, İlim, 39/16  (V;46))          

 

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا أَن يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَن يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا مُّبِينًا

Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur”. (Ahzab, 33/36)

وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

Peygamber size ne emretmişse onu tutun. Neden menetmişse ondan da sakının ve Allah’tan korkun. Çünkü Allah azabı şiddetli olandır.” (Haşr, 59/7)

وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى  إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى

"Peygamber nefsin arzusuna uyarak söz söylemez, onun söylediği söz, vahiyden başka bir şey değildir."(Necm, 53/3-4)

وَإِنَّكَ لَتَهْدِي إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ

"Muhakkak sen Allah'ın yolu olan hidayete iletirsin."(Şura,42/52)

Ayet-i kerimelerin meallerinden de anlaşılacağı üzere canımız, efendimiz, tek rehberimiz Rasûlullah (s.a.v)'e itaat etmek, Allah Teâlâ’ya itaat etmektir.

O’nun sünnetine ittiba etmek, Kur’an’a ittiba etmektir.

O’nu sevmek, Allah Teâlâ’yı sevmektir.

O’nun ahlakıyla ahlaklanmak, Kur’an’la ahlaklanmaktır.

Kur’an’la sünnet birbirinden ayrılması asla mümkün olmayan bir bütünlük arzet mektedir. Bu bütünlüğü bozmaya çalışmak, sünneti gözardı etmek, Rasûlullah (s.a.v)'in yaşantısını, yaşantımıza kaynak ittihaz etmemek, İslam’a, müslümanlara yapılabilecek en büyük kötülüktür.

لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَزٖيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرٖيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنٖينَ رَؤُفٌ رَحٖيمٌ

“Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir”. (TEVBE suresi 128. ayet)

وَمَا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمٖينَ

“(Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik”. (ENBİYÂ 107.)

وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ

“Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin”. (KALEM 4.)

 

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖى رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَثٖيرًا

“Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.” (AHZÂB suresi 21. ayet)

 

Evlilikte de örnek alacağımız şahıs peygamberimizdir

Kur'an-ı Kerim aile hayatını, karşılıklı anlayış, saygı, sevgi ve olgunlukla yürütülebilecek insani bir müessese saydığından, aile fertlerinin hak ve görevlerini tam olarak yerine getirebilmeleri için, aile bireylerinde temel insani ve ahlaki erdemlerin oluşmasını, kişilerin Allah'tan çekinir, kuldan utanır bir sorumluluk bilincine ulaşmasını, aile müessesesinin sağlam kurulması ve iyi işlemesi için vazgeçilmez bir ön şart olarak belirlemiştir

Bir kimsenin aile hayatı, onun ahlâkının, davranışlarının ve karakterinin gerçek aynasıdır. Aile, kişiliğin müspet veya menfi yönden oluştuğu bir kurumdur. Kişinin karakteri hakkında en sağlıklı malumat, aile hayatının araştırılmasıyla elde edilir.

Kişinin diğer insanlara anlattığı şefkat, merhamet, cömertlik, sadakat, ahde vefa gibi insanı yücelten değerleri, kendi hayatında nasıl tatbik ettiğinin anlaşılması için aile hayatı, önemli ve şaşmaz bir ölçüdür.

 

İşte Peygamberimiz (s.a.v)’in hayatını bu ölçüler içinde değerlendirdiğimizde, yeryüzünde gelmişgeçmiş ve gelecek bütün hanelerin, kurulacak bütün yuvaların en sade, en mutlu, en samimi, en bahtiyar ve en feyizlisi, O’nun hanesinin olduğunu müşahede ederiz.

O, hanımlarına karşı çok nazik bir eş, çocuklarına karşı da şefkatli ve sevgi dolu bir baba idi. Ev işlerinde yardım eder, evin ihtiyaçlarını çarşı pazardan alarak eve kendisi getirir, söküklerini kendisi dikerdi. Zaman zaman onlarla şakalaşır, gönüllerini alırdı.

 

Ailenin, icinde bir omur tukettiği yuvanın bir bakıma cennet bahcesi haline gelmesi, yahutta cehennem cukuru durumuna dusmesi bu ikiinsanla olur ki, onlar da ailenin kadını ve erkeğidir.

‏"‏ النِّكَاحُ مِنْ سُنَّتِي فَمَنْ لَمْ يَعْمَلْ بِسُنَّتِي فَلَيْسَ مِنِّي وَتَزَوَّجُوا فَإِنِّي مُكَاثِرٌ بِكُمُ الأُمَمَ وَمَنْ كَانَ ذَا طَوْلٍ فَلْيَنْكِحْ وَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَعَلَيْهِ بِالصِّيَامِ فَإِنَّ الصَّوْمَ لَهُ وِجَاءٌ ‏"‏ ‏

            Hz. Aişe’nin naklettiği bir hadiste şöyle buyurulmuştur: “Nikah benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir. Evleniniz. Çünkü ben kıyamet gününde diğer ümmetlere karşı sizin çoğunluğunuzla övüneceğim. Kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin, evlenme gücü bulunmayan da oruca devam etsin. Çünkü oruç onun için (harama karşı) bir kalkandır.” (İbn Mace, Nikah, 1/1919)

Bir başka hadis-i şerifte: “Kul evlendiği vakit dininin yarısını tamamlamış olur. Artık geri kalan yarısında da Allah'a karşı gelmekten kaçınsın.” (el-Münzirî, et-Tergib ve't-Terhib, c. III, s. 42)

 

تُنْكَحُ الْمَرأةُ لارْبَعِ خِصَالِ: لِمَالِهَا، وَلِحَسَبِهَا، وَلِجَمَالِهَا، وَلِدِينِهَا. فَأظْفَرْ بِذَاتِ الْدِّينِ، تَرِبَتْ يَدَاكَ.

                Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: "Rasulullah (a.s) buyurdular ki: "Kadın dört hasleti için nikahlanır: Malı İçin, Nesebi (Asaleti) İçin, Güzelliği İçin, Dini İçin. Sen dindar olanı seç de huzur bul.” (Buharî, Nikah 15)

Hanefilerde denklik 6 hususta aranmıştır: Dindarlık, İslam, Hürriyyet, Nesep, Mal, Meslek

اَلْدُّنْيَا مَتَاعٌ، وَخَيْرُ مَتَاعِ الدُّنْيَا الْمَرْأةُ الصَّالِحَةُ

Rasulullah (a.s) buyurdular ki:"Dünya bir meta'dır. Dünya metaının en hayırlısı saliha kadındır." (Müslim, Rada 64, (1467); Nesaî, Nikah 15, (6, 69))

Maddi sıkıntılar sebebiyle ve yetim-öksüz olmasından dolayı 25 yaşında Hz. Hatice ile evlenebilmiştir. Bu evliliği sırasında başka kadınlarla evlenmemiş ve 24 yıllık bir evlilik hayatı sürdürmüş 6 çocuğa sahip olmuşlardır. Hz. Hatice validemiz İslâm’ın yayılması sırasında eşine inanma, güvenme ile birlikte maddî manevî her türlü fedakârlık ve destekte bulunmuştur.

Hz.Hatice, İslam’ın ve Rasulullah’ın zor gunlerinde ona malıyla ve butun varlığıyla destekci olmus, ona kendini adamıs, O’nu ilk tasdik edip,iman etmis ve butun ruhuyla Rasulullah’ı seven esidir.

Hz. Hatice'nin vefatından sonra onun aziz hatırasına saygı duyarak, yaklaşık2,5 yıl yalnız ve bekar olarak yaşadıktan sonra Sevde bint Zem'a ile evlenmiştir. Sonra Hz. Aişe İle Evlenmiştir. Ümmü Seleme Bintü Ebi Ümeyye, Hafsa Bintü Ömer, Zeynep Bintü Huzeyme İle Evlenmiş Hicri 5. Yılda Zeynep Bintü Cahş İle, Hicri 6.Yılda Reyhane Bintü Zeyd Ve Cüveyriye (kabile reisinin kızı) İle, Hicri 7. Yılda Da Safiye Bintü Huyey (hayberdeki Yahudi liderlerinden birinin kızı), Ümmü Habibe Bintü Ebi Süfyan (Mekke lideri ebu süfyanın kızı) Ve Meymune Bintü Haris İle Evlenmiştir. Mâriye

Bu evliliklerin dinî, sosyal, ekonomik ve ahlâkî pekçok sebebi vardır. Hz. Aişe Hz. Peygamber'den 2210 hadis rivayet etmiştir. Hz. Peygamber'in diğer hanımları da 378 ila 5 arasında değişen sayılarda hadis rivayet etmişlerdir.

 

AİLE REİSİ EŞİNİN HAKLARINDAN SORUMLUDUR

Peygamberimiz Veda Haccı’nda bir konuşma yapmış, karı-koca haklarında şöyle buyurmuştur :

            Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah'tan korkma nızı size tavsiye ederim. Siz kadınları Allah emaneti olarak aldınız. Onların iffet ve ismetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde haklarınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. (Tirmizî, Tefsîr Tevbe, (3087)

ألا إِنَّ لَكُمْ عَلَى نِسَائِكُمْ حَقًّا، وَلِنِسَائِكُمْ عَلَيْكُمْ حَقًّا. فَحَقّكُمْ عَلَيْهِنَّ أَنْ لا َيُوطِئْنَ فَرْشَكُمْ مَنْ تَكْرَهُونَ، وَلايَأْذَنَّ فِي بُيُوتِكُمْ لِمَنْ تَكْرَهُونَ، أَلا وَحَقُّهُنَّ عَلَيْكُمْ أَنْ تُحْسِنُوا إِلَيْهِنَّ فِي كِسْوَتِهِنَّ وَطَعَامِهِنَّ

                "Bilesiniz, kadınlarınız üzerinde hakkınız var, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakkı var. Onlar üzerindeki hakkınız, yatağınızı istemediklerinize çiğnetmemeleridir. İstemediklerinizi evlerinize almamalarıdır. Bilesiniz onların sizin üzerinizdeki hakları, onlara giyecek ve yiyeceklerinde iyi davranmanızdır." (Tirmizî, Tefsîr Tevbe, (3087)

Peygamberimiz (s.a.v) evde daima güler  yüzle hareket eder, hiç kimseye kırıcı söz söylemez ve kaba davranışta bulunmazdı. Ve şöyle buyururdu:

أكْمَلُ المُؤمِنِينَ إيمَاناً أحْسَنُهُمْ خُلُقاً، وَخِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لاهْلِهِ

                Hz. Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor: Rasulullah (a.s) buyurdular ki:

            "Mü'minler arasında imanca en kâmil olanı, ahlâkça en güzel olanıdır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır." buyurmuştur. (Tirmizî, Radâ 11, (1162); Ebu Dâvud, Sünnet 16, (468)

İman, ahlak ve aile fertlerine yumuşak davranma arasında kurduğu bağıntıyı dile getiren şu hadisi çok anlamlıdır: "Mü'minlerin imanca en mükemmel olanı, ahlakça en güzel olanı ve aile fertlerine yumuşak davrananıdır."[ İbn Hanbel, VI, 47]

 

 

PEYGAMBERİMİZ EŞLERİNE KARŞI

  1. Mehirlerini cömertçe vermiş
  2. Nafakalarını temin etmiş,  Aile efradına karşı cömert davranmıştır (“kıyamet günü kişinin terazisine konacak ilk şey, ailesinin nafakası için harcadıklarıdır” (aile reisi olarak hz. Peygamber s.20))
  3. Giyim ve süslenmelerine imkanlar ölçüsünde ve meşru sınırlar dahilinde müsaade etmiş (aişe’nin bir çok altın yüzüğü olduğu, kolye taktığı ve ifk hadisesinde gerdanlığını yitirdiği bilinen bir durumdur.)
  4. Evlendiği eşlerine ayrı birer mesken oluşturmuştur (mescidin yanında odalar yaptırmış)
  5. Eşlerini himaye etmiş,  onlara zarar verecek maddi ve manevi şeylerden onları korumuştur. İtibarlarını üstün tutmuştur. Kadınların hataları ve hoş olmayan tavırları karsısında erkeğin anlayışlı, sabırlı, nazik ve müsamahalı olması gerekmektedir.
  6. Eşlerini Allah’ın bir emaneti olarak görmüş ve haklarına tecavüz etmemiş. Adaletli olmuştur, kıskançlıklarını gidermiştir. (Hafsa ve aişe safiyye’ye Yahudi kızı diye takılmışlar ve biz senden daha üstünüz demişler. Peygamberimiz haberdar olunca şöyle söyle der: benim kocam Muhammed, babam Harun, amcam musa iken nası benden daha üstün olabilirsiniz)(Hz. Cüveyriyeye sen hür zevcesi değil cariyesin diye takıldıklarını söyleyince efendimiz: senin mehrin onların mehrinden büyük değimli? Senin sayende kavminden 40 kişi azad edilmedi mi? Diyerek teselli etmiştir.)(hayatının son günlerinde hastalığı ağırlaşınca hanımlarını dolaşamaz bir hale gelmiş ve hz. İaşenin odasında kalmak için diğer hanımlarının iznini almıştır.(ibn mace))(hz aişe peygamber kendi yanındayken gece dışarı çıkacak olsa belki diğer hanımlarına gider diye takip etmiş bir defasında namaz kılarken görünce şöyle demiştir. “annem bababm sana feda olsun, senin derdin ne benim ki ne”) Hz. Aise Rasulullah’ın esleri arasında en cok Hz. Haticeyi kıskandığını kendisi soyle rivayet ediyor: “ Hatice’yi kıskandığım kadar hic bir kadını kıskanmadım. Rasulullah ancak o vefat ettikden uc yıl sonra benimle evlendi.”
  7.  Eşleriyle İyi Geçinmiş, sevgi ve merhametle yaklaşmıştır. Sıkıntılarını çözmüş, sohbetini esirgememiştir. (selam veri hal hatır sormadan konuşmaya başlamamış, sıkıntısı olup olmadığını öğrenmiş, onları övmüş ve faziletlerini söylemiş, sevdiğini ifade etmiş, bineğine bindirmiş, aynı bardaktan ve aynı yerden su içmiş,bir sıkıntıdan ağlayanın göz yaşlarını kendi elleriyle silmiş,) (Peygamberimiz her sabah namazını ve ikindi namazını mescide  kıldıktan sonra eslerinin her birini teker teker ziyaret eder, belli bir sure onlarla sohbet ederdi. Her aksam topluca butun hanımları, Rasulullah’ın geceleyeceği esinin evinde toplanıp, sohbet ederlerdi.) O hanımlarına karsı o kadar iyidavranırdı ki; “Hz. Aise, kendisinin su ictiği kaptan Peygamberimizin de kendisinin ağzını koyduğu yerden su ictiğini, kemikteki eti sıyırırken Peygamberimizin de aynı yerden yediğini soylemektedir.”
  8. 8.      Evinde bulunduğu zamanı üçe bölerdi: bir kısmını Allah’a, bir kısmını ailesine, bir kısmını da kendisine ayırırdı. Kendisine ayırdığı zamanı da insanlar arasında ikiye taksim ederdi. Ayırdığı bu sürenin birisinde, halkın umumi ve hususi işleri ile ilgilenir, onlardan hiçbir şey esirgemezdi. Kendisi için ayırdığı zamanın diğer yarısında ise, ümmeti ile ilgilenirdi. Bu zamanlarda faziletli kişileri tercih etmek, dindeki derecelerine göre onlarla ilgilenmek adetlerindendi.
  9. Onları cehennem yakıtı olmaktan korumaya çalışmıştır.

10. Peygamber, eşlerine ve çocuklarına, Kur’an’ı, farzları ve İslamiyet hakkında gereken bilgileri öğretmiştir. Gelen vahiyleri onlarla paylaşmış. (Hz. Peygamber, insanlara, bildiğini anlatacağı ilk kişilerin aile fertleri olduğunu öğretmiştir. O, kendisine gelen heyetleri "Ailenize dönün ve onlara ta'limde bulunun" derdi.Kendisi de aile fertlerini eğitmiştir. İbadetlerin bir kısmını eve ayırıp evi kabirlere çevirmemek için bazı nafileleri evde kılmış, gece ibadetlerine evde devam etmiş ve eşlerini de gece namazlarına kaldırmıştı. Hz. Aişe: “biz peygamberin hanımları, sabah namazlarını, resulüllahla beraber mescitte kılar, ortalık ağarmadan örtülerimize bürünüpayrılırdık” der. (sünen-i Darimi))

11. Eşlerinin akrabalarına karşı vefalı olmuştur. (Hz. Hatice'nin bir arkadaşı yanına geldiğinde ona iltifatta bulunmuştur. Her koyun kesişinde Hz. Hatice'nin arkadaşlarına et gönderdiği rivayet edilir.[ Tirmizî, IV, 369])( Ebu Talib’in hanımı Fatma HatunEbu Talib’in hanımı Fatma Hatun’a. Bu hanım, sekiz yaşından itibaren evine gelen Peygamberimiz (s.a.s.)’ e öz oğulları gibi davranmış ve O’nu bağrına basmıştı. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) küçükken kendisine hizmeti geçen diğer kadınlara olduğu gibi, Fatma Hatun’a da ömrü boyunca iyi davranmış, hürmette kusur etmemişti. Bu cümleden olarak onu sık sık ziyaret eder, hatırını sorardı. Fatma Hatun öldüğünde Hz. Peygamber (s.a.s.) “Annem öldü” ifadesini kullanmış, gömleğini kefen olarak vermiş ve kabre eliyle indirmişti. Çevresindekiler, Fatma Hatun’un ölümü karşısında Peygamberimiz (s.a.s.)’in gösterdiği sıcak alâkanın sebebini sorduklarında şöyle cevap verdi:“Ebu Talib’ten sonra bu kadıncağız kadar bana iyiliği dokunan hiç bir kimse yoktur. Ahirette cennet elbiselerinden giyinmesi için ona gömleğimi kefen olarak verdim. Kabre ısınması, alışması için de oraya kendisiyle birlikte uzandım.”Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, Fatma Hatun’un ölümü karşısındaki üzüntüsünden hayret edenlere söylemiş olduğu şu söz daha enteresandır: “O benim annemdi! Kendi çocukları aç durur, suratlarını asarlarken o, önce benim karnımı doyurur, saçımı tarardı, o benim annemdi!”)

12. Eşlerine karşı affedici olmuş Bazı konularda eşleriyle istişarelerde bulunmuştur (ümmü seleme hudeybiye de sulh yapıldığında efendimizin yanındaydı. Anlaşma gereği o yıl umre yapmadan geri dönülecekti. Ashap peygamberin ihramdan çıkma emri karşısında ağır davranmış peygamberimiz üzülmüştü. Ümmü seleme : ya resulelleh sen kalk, kurbanlığını kes, onlar sana uyacaklar, ve kurbanlarını kesecekler dedi. Efendimiz bunu yaptı ve ardından ashapta yapmaya başladı.)( ilk vahiy aldığı zaman, içinde bulunduğu sıkıntılı durumu hanımı ile istişâre etmiştir. Hz. Hatice de hem kendisini teselli etmiş ve hem de onu meseleye kesin çözüm bulacak ve doğru teşhis koyacak bir kişiye, Varaka b. Nevfel'e götürmüştür. Bu olay Hz. Hatice'nin dirayetini, soğukkanlılığını ve isabetli karar verme yeteneğini mükemmel bir şekildeortaya koymaktadır..)(“kendilerini ilgilendiren hususlarda kadınlarla istişare edin” “Kızları hususunda kadınlarla istişare edin” “bakire kızla babası müşavere etmelidir”)

13. Hiçbir zaman onlara bağırmamış, dövmemiş, sövmemiştir. (Hanımlarını dövenleri de "Kadınlarınızı nasıl dövüyor, sonra da akşam olunca beraberce yatıyorsunuz"[İbn Hanbel, IV, 17.] diyerek kınamış, kötü sözlerle tahkir edilmemesi ve evinin terk edilmemesi konularında ikazda bulunmuş ve "Kadınları ancak kötüleriniz döver"[İbn Sa'd, VIII, 204] demiştir.

  1. 14.  Hz. peygamber aile fertlerinin eğlenme ve dinlenme gibi ihtiyaçlarını karşılar, meşrû eğlencelerden onları yararlandırmaya çalışırdı. Ramazan ve Kurban Bayramı merasimlerine kızlarını ve hanımlarını da götürürdü. Bir bayramda Habeşlilerin sergiledikleri österileri Hz. Âişe'nin seyretmesine izin vermiş ve hatta yardımcı olmuştur.

15. Peygamberimiz (s.a.v) eşleriyle şakalaşmalarında ve yarışlarında bizlere örnek olmuş, hanımlarıyla şakalaşmış, hatta koşu yarışı bile yapmıştır. Mesela: Aişe validemizle yarışmasında bir keresinde Aişe validemiz O’nu geçmiş, bir süre sonra tekrar yarışmalarında ise Rasulullah efendimiz Aişe validemizi geçmiş ve; “eh, bir sen, bir ben” diyerek lâtife yapmıştır.

16. Hz. peygamber çocuklarına olduğu gibi, yanında, kendi himayesinde büyüyenlere, Ali b. Ebû Tâlib'e, Zeyd b. Hârise'ye ve azatlısı Ümmü Eymen'e de son derece şefkatli davranmıştır. Medine'de Hz. Peygamber'in hizmetine verilen Enes b. Mâlik, kendisine vefatına kadar hizmet etmiş; bir defacık olsun karşıdakinin davranışlarına bıkkınlık, yılgınlık ve iç sıkıntısının bir ifadesi olan "öf" bile demediğini söylemiştir. Arap kadınları efendimiz hakkında: “Allah ve Rasulü, bize, bizden daha merhametlidir”diyerek tarihi bir şükran ifadesi kullanmışlardır. (hakim, müstedrek))

17. Hanımlarıyla arası bozulduğunda sabırla davranmış duada bulunmuştur. (bir gün hz. Ebu Bekir peygamberin kapısını çalmış, içeride aişenin sesini peygambere karşı yükselttiğini işitmiş. İçeri girer girmez tokatlamak üzere iaşeyi yakalamışken peygamber araya girer ve ebu Bekir öfkeli bir halde dışarı çıkar. Peygamberimiz iaşeye: “gördün mü seni adamın elinden kurtardım” der birkaç gün sonra tekrar gelen hz. Ebu Bekir onları barış içinde görünce. “beni kavganıza dahil ettiğiniz gibi sulhünüze de dahil edin” der. )

18. Rasulullah ev islerinde de hanımlarına yardımcı olmustur.Hz.Aise’den (r.a):Rasulullah ailesinde ne yapardı?” diye sorulunca, su cevabı vermistir: ”Ailenin hizmetinde olur, namaz baslayınca cıkardı.” Bu islerin neler olduğu sorusu sorulunca, yine Hz. Aise: ayakkabı tamiri, elbise yamaması, dikis, elbise temizliği gibi, erkeklerin evde yaptıkları her cesit is olarak rivayet etmistir.

19. Efendimiz eşlerine dua ederdi. (Hz. Aişe bir gün efendimize “Benim için dua eder misin ya resulellah? Der. Efendimiz de:”Ya rabbi Aişenin gelmiş geçmiş bütün günahlarını bağışla”. Der. Hz. Aişe okadar mutlu olur ki bunu gören efendimiz “Çok mu sevindin” der. Hz. Aişe: “evet” deyince, efendimiz: “Vallahi ben bu duayı her namazımın arkasından ümmetim için ediyorum”buyurur.)

 

Mümin kendinden sorumlu olduğu gibi ailesinden de sorumludur. Nitekim Peygamberimiz kişilerin sorumluluklarını hatırlatırken şöyle buyurmuştur:

كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، فَالامَامُ رَاعٍ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالرَّجُلُ رَاعٍ في أهْلِهِ، وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالمَرْأةُ في بَيْتِ زَوْجِهَا رَاعِيَةٌ، وَهِىَ مَسْئُولَةٌ عَنْ رَعِيَّتِهَا

                İbnu Ömer (r. anhümâ) anlatıyor: "Rasulullah (a.s) buyurdular ki: "Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden mes'ulsünüz. İmam çobandır ve sürüsünden mes'ûldür. Erkek ailesinin çobanıdır ve sürüsünden mes'uldür. Kadın, kocasının evinde çobandır, o da sürüsünden mes'ûldür. Hizmetçi, efendisinin malından sorumludur ve sürüsünden mes'ûldür." (Buhârî, Ahkâm 1)

يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا قُوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْليكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ

                “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrim, 66/6)

            Hz. Ömer: “Ey Allah'ın Resûlü! Kendimizi koruruz fakat ailemizi nasıl koruyabiliriz? sordu.

            Peygamberimiz: “Allah'ın sizi yasakladığı şeylerden onları sakındırırsınız ve Allah'ın size emrettiği şeyleri onlara emredersiniz. İşte bu, onları korumak demektir” buyurdu. (Alûsî, Ruhu 'l-Maânî, Beyrut, c. 28, s. 156)

وَأْمُرْ أَهْلَكَ بِالصَّلَاةِ وَاصْطَبِرْ عَلَيْهَا

                Ailene namazı emret, kendin de ona devam et”  (Taha 20/132)

Ebû Hüreyre (r.a.)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:

            "Allah o kimseye rahmetiyle muamele eder ki gece kalkıp namazını kılar, hanımını da uyandırır, o da namaz kılar, eğer imtina ederse yüzüne su serperek uyandırır. Allah o kadına da rahmetiyle muamele eder ki gece kalkıp namazını kılar, kocasını da kaldırır, o da namazını kılar. Eğer imtina ederse yüzüne su serperek uyandırır." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 250)

Kızı evlendikten sonra da din konusunda onları uyarmıştır

Medine döneminde kızı Fatıma ile damadı Ali'nin evlerine, her gün sabah namazına kalktığı zaman, uğrayıp onları namaza kaldırması , ( Ahmed b. Hanbel, Müsned, Ш/259) O'nun çocuklarının evliliklerinden sonra bile eğitimlerine verdiği önemi göstermesi açısından son derece önemlidir.

رِضَى الرَّبِّ فِي رِضَى الْوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ فِي سَخَطِ الْوَالِدِ

Allah’ın rızası, ana-babanın rızasında; Allah’ın gazabı da ana-babının kızmasındadır”. (Tirmizi, Birr, 3)

Ebu'd-Derda (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Baba cennetin orta kapısıdır. Dilersen bu kapıyı terket dilersen muhafaza et" dediğini işittim. (Tirmizî, Birr, 3, (1901). Tirmizî, hadise "sahih" dedi.)

Hz. Hatice’in üstünlüğü

 

Hz. Peygamber, Hz. Hatice'ye olan saygısını, onun sağlığında olduğu gibi, vefatından sonra da unutmamış, her fırsatta onu sevgi ve saygı ile anmıştır. Yine O’nun hatırasını andığı bir günde; Hz. Aişe:

"O yaşlı kadını ne diye anıp duruyorsun? Allah onun yerine sana daha iyisini verdi" deyince; Peygamberimiz buna tepki göstermiş ve:

  "Allah bana ondan daha hayırlısını vermedi. O, hiç kimsenin kabul etmediği bir zamanda bana iman etti, herkesin beni yalanladığı bir zamanda O beni tasdik etti, kimsenin bana bir şey vermediği esnada; O, malını benim için harcadı ve kimsenin çocuk vermediği bir dönemde O, bana çocuk verdi" diye cevap vermiştir. ( Ahmed b. Hanbel, Müsned, (VI/117-118.))

 

 

 

Aile, allahın tanıtıldığı ev

Aile, peygamberin sevdirildiği yuva

Aile, kur’anın öğretildiği ve yaşandığı okul

Aile, gerektiğinde okul, cami, kuran kursu

Aile, toplumun temeli ve çekirdeği

Aile, çocukların ibadetle buluştuğu mekan

Aile, sosyal ilişkilerin öğrenildiği kurum

Aile, dostluğun,dürüstlüğün, yardımseverliğin öğrenildiği yer

Aile, insanın insan olma şerefini tattığı  kurum

Aile, dünyalık çıkarların olmadığı bireyler yumağı

Aile, ana yüreği ve baba şefkatinin buluştuğu cennet

Aile, biz olma, biz diyebilmenin kaynağı

Aile, bencilliğin yıkıldığı başkasının kendine tercih edilebildiği kale

 

Efendimizin es ve aile reisliğini ornek aldığımız takdirde, evlerimizde huzur, muhabbet ve sevgi ısıkları sacacaktır. Bir aileyi hakkıyla yonetmek bir devleti yonetmek gibidir. Bir erkek evine girdiğinde esi ve cocukları ondan korkmamalı, tam tersine kapıda beklenen, ozlenen bir aile reisi olmanın yolunu bulmalıdır ve davranıs bicimi de ehli icin adil, sevecen ve idare eden seklinde olmalıdır.

Bu vaaz İdris YAVUZYİĞİT tarafından “Aile Reisi Ve Baba Olarak Hz. Peygamber” Prof. Dr. İbrahim Canan; Hasenat 5 Kuran Araştırma Programıve Diyanet Meali;  “Peygamberimiz (S.A.V)Eşsiz Bir Aile Reisiydi” Kevser BAKİ, (Somuncubaba Dergisi, Nisan 2007); “Aile Reisi Ve Es Olarak Efendimiz”Ramazan Çakır; “Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı” Prof. Dr. İbrahim Sarıçam’ın eserlerinden istifade edilerek hazırlanmıştır. Ölenleri rahmetle anıyor yaşayanlara sıhhat ve afiyetler diliyorum. 


Yorumlar - Yorum Yaz
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret77799
SEÇME YAZILAR