• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

İSRA VE MİRAÇ MUCİZESİ

İSRA VE MİRAC MUCİZESİ


سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَه   لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِير

لَمَّا كَذَّبَتْنِى قُرَيْشٌ قُمْتُ في الْحِجْرِ فَجَلَّى اللّهُ لِى بَيْتَ الْمَقْدِسِ فَطَفِقْتُ أُخْبِرُهُمْ عَنْ آيَاتِهِ وَأنَا أنْظُرُ إلَيْهِ.

Yüce Rabbimizin yaratmış olduğu biz kullara rahmetinin bolca tecelli ettiği bağışlanmak için tövbede bulunanlar için tövbe kapılarının açıldığı dualara icabet edildiği yeni bir kandil gecesine Miraç Kandiline kavuşmuş bulunmaktayız. Bu sebeple bizi bu güne eriştiren Allah-u Tealaya hamd ediyoruz.

Yüce Allah, gönderdiği peygamberlerini tebliğ görevi ile baş başa bırakmamış, onları vahiy ile yönlendirdiği gibi, zaman zaman çeşitli mucizelerle de desteklemiştir. İşte Hz. Peygamber'in en büyük mucizelerinden biri İsrâ ve Mi'rac hâdisesidir.

İsra:    Sözlükte  gece yürüyüşü, geceleyin yaya veya binekli olarak yapılan yürüyüş anlamına gelen isra , ıstılahta; Hz. Peygamber (s.a.s)'in gece Burak isimli bir binitle Mekke'den Kudüs'teki Beyt-i Makdis'e götürülmesi hadisesidir. Buradan Hz. Peygamber Mi'raca çıkmıştır.
          

İsrâ hadisesi Kur'an ile sabit olduğu için bu hadisenin inkârı mümkün değildir.

“Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir”. (İsra17/1)

          Ayet-i Kerimenin ifadesine göre isrâ hadisesi ruhanî bir hadise değildir. Hz. Peygamber bedeni ile birlikte Beyt-i Makdis'e götürülmüştür. İsrâ'dan sonraki safhanın, yani mi'rac hadisesinin yalnızca ruhanî olduğunu bazı âlimler söylemişlerdir.

Mirac: Arapça'da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarını dile getirir. İslam'da Hz.  Peygamber (s.a.s)' in göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul edilmesi mucizesidir.

Miracı Hazırlayan Sebepler

  • Hz. Haticenin Vefatı
  • Amcası Ebu Talibin Vefatı
  • Müşriklerin müminlere yaptığı işkence ve ambargonun artması
  • Taif’te Taşlanması

Her şeyden evvel bu hadise Efendimiz’in 63 yıllık çileli hayatının en sıkıntılı döneminde, “bittim ya rabbi” noktasına geldiği bir zamanda meydana geldi. Bu yolculuk bize hak yolda sebatı,yılmamayı anlatır. “Siz bu yolda sebat edin, bittiğiniz anda size böyle yüce kapılar açılacaktır” denilmektedir

Miraç; hicretten bir buçuk yıl kadar önce, yaklaşık Milâdî 621 yılında, kameri takvime göre Recep ayının 27. Cuma Gecesinde, 52 yaşında iken vuku bulmuştur.

Mescid-i Aksâ’ya günahlardan temizlenme yeri anlamında “Beytü’l-Makdis, yahut Beyt-i Mukaddes adı da verilmiştir. Mescid-i Aksâ’ya “en uzak mescit” anlamındaki bu ismin verilmesi, Mekke’deki Mescid-i Haram’a kervanla veya yaya yürüyüşü ile bir aylık mesafede bulunması yüzündendir. Peygamber Efendimiz zamanında bulunan mescitler arasında, 1235 km. mesafeyle Mekke’ye en uzak mescit olduğu için, MESCID-I AKSA yani “EN UZAK MESCID” ismiyle meşhur olmuş, ve bizzat Kur’an-i Kerim’de Isra suresinin 1. Ayetinde zikredildiğinden dolayı, Yüce Allah’ın yeryüzündeki ilahi Ayetlerinden bir ayet olduğu seklinde tefsir edilmiştir.

Buhari ve Müslim’de yer alan rivayetlere göre olay şöyle olmuştur:

Efendimiz Mekke’de,  halası Ümmü Hani’nin evinde iken veya Kâbe’nin çevresinde uyku ile uyanıklılık arası bir durumda iken Hz. Cebrail bazı meleklerle birlikte gelerek Efendimizin göğsünü açmışlar, kalbini zemzem ile yıkadıktan sonra hikmet ve iman nuru doldurmuşlardır (şerh-i sadr). Sonra  Burak adlı, -bizce mahiyeti bilinmeyen/ Arapca şimşek anlamına gelen berk kökünden türemiştir- bir binite bindirerek, önce Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürmüş, oradan da göklere yükseltmiş “Sidretü’l-Müntehâ” denilen en üst makama ulaştırmıştır. Ondan ilerisine ne bir melek nede bir peygamber  yaklaşamaz.ilerisi gayb alemidir.allah”tan başka  kimsenin ilmi oraya dahil olamaz.

Hz. Peygamber bu makamı da geçerek Cenabı Hakk’ın huzuruna erişmiştir. Her semada ayrı bir peygamberle görüşen Allah’ın Elçisi, cennet ve cehenneme dair hadiselere şahit olmuş, rabbinden emirler alarak dönmüştür.

Cibril sidre’tü-l münteha da kalıp Hz. Peygamber Refref adı verilen bir binekle yolculuğuna devam etti. Zaman ve mekandan münezzeh Allah’ın huzuruna kabul edildi.

Allah Teala bana: Konuş ya Muhammed! Buyurdu. Ben hayretten dona kaldım. Sonra Allah benim kalbime ilham etti. Bende:  “Bütün tazim ve dualar, Dil, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah'adır” dedim.

Bunun üzerine Allah:  “Ey Peygamber ! Allah’ın selamı, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun” buyurdu.

-Bende mukabele olarak:    “Selam, bizlere ve Allah’ın bütün iyi kulları üzerine olsun” dedim.

-Bu manzarayı duyan cibril:  “Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şahitlik ederim ki; Muhammed O'nun kulu ve peygamberidir” diyerek  şehadette bulundu.

İşte namazlarda oturuş anında okuduğumuz, diz çöküp kemal-i edeple huzura yöneldiğimizde arzettiğimiz tahiyyat duası bu şuur ile yerine getirilmelidir.

Efendimizin Mirac’tan önce göğsünün açılması, o muazzam olaya bir hazırlık, göreceği olaylar karşısında rahat olması ve kendini kaybetmemesi içindir. Günümüzde uzaya gidecek astronotlara da gidecekleri mekanın şartlarına uygun 3 ve 6 aylık eğitimler verilmiyor mu?

         Bazı tefsirciler isrâ ve mi'rac hadisesini fiziki örneklerle, aklın anlayışına yaklaştırmaya çalışmışlardır. Işık hızı, Güneş ışınlarının binlerce km ötelerden yeryüzüne gelmesi gibi, uydu yayınlarının binlerce km ötelerden evlerimize gelmesi gibi, kablosuz internet bağlantısı gibi...

Fakat doğrudan doğruya ilahî bir ayet olan İsrâ'nın aklîleştirilmesi mümkün değildir. İsra ve Miraç, Efendimizin üstün makamlara yükselişi ve Allah’ın yüce katına kabul edilişi olayıdır. Yüce Yaratıcıya yakınlığın en üstün derecesi olan Mirac, beşer anlayışı çizgisinin ötesinde bir olaydır. Çünkü bu olayın fizik kanunları ile açıklanması mümkün değildir.

Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında isra adını alır. İkinci aşamayı ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselişi oluşturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur'an'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadiste ayrıntılı biçimde anlatılır.

Bu yolculuk esnasında peygamber efendimiz isra kısmını Burak denet binitle, sidreye kadar mirac denen merdiven veya asansörle ve meleklerin kanadında, sidre’den sonrasını ise Refref adı verilen bir vasıta ile aşmış ve gitmiştir.


Mevlid’de Süleyman Çelebi                                   

Söyleşürken Cebrail ile kelam,

Geldi Refref önüne verdi selam,

Aldı ol şah-ı cihanı ol zaman            

Sidreden gitti ve götürdü heman.


 

Mirac’ın esrar dolu sahneleri Necm Suresinde bizlere anlatılmaktadır:

وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰى ﴿١﴾ مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰى ﴿٢﴾ وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوٰى ﴿٣﴾ اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰى ﴿٤﴾ عَلَّمَهُ شَدٖيدُ الْقُوٰى ﴿٥﴾ ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوٰى ﴿٦﴾ وَهُوَ بِالْاُفُقِ الْاَعْلٰى ﴿٧﴾ ثُمَّ دَنَا فَتَدَلّٰى ﴿٨﴾ فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ اَوْ اَدْنٰى ﴿٩﴾ فَاَوْحٰى اِلٰى عَبْدِهٖ مَا اَوْحٰى ﴿١٠﴾ مَا كَذَبَ الْفُؤٰادُ مَا رَاٰى ﴿١١﴾ اَفَتُمَارُونَهُ عَلٰى مَا يَرٰى ﴿١٢﴾ وَلَقَدْ رَاٰهُ نَزْلَةً اُخْرٰى ﴿١٣﴾ عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهٰى ﴿١٤﴾ عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَاْوٰى ﴿١٥﴾ اِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشٰى ﴿١٦﴾ مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغٰى ﴿١٧﴾ لَقَدْ رَاٰى مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرٰى ﴿١٨﴾

“Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı; o, arzusuna göre de konuşmaz. O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir. Çünkü onu güçlü kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (Cebrail) öğretti. Sonra en yüksek ufukta iken asıl şekliyle doğruldu. Sonra (Muhammed'e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu. Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi. (Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı. Onun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız? Andolsun onu, Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında önceden bir defa daha görmüştü. Cennetü'l-Me'vâ da onun yanındadır. Sidre'yi kaplayan kaplamıştı. Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı. Andolsun o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.” (Necm, 53/1-18)

Resulullah (s.a.s.)'ın miraca yükseltildiği sırada Kudüs'te bugünkü şekliyle bir cami yoktu. Ancak Yapımına Dâvud (a.s.) başlamış Hz. Süleyman (a.s.) tarafından bitirilmiş ve daha sonra yıkıma maruz kalıp yenilenmiş olan Mescidi Aksa'nın kalıntıları vardı ve burası da Beyti Makdis olarak adlandırılırdı. Resulullah (s.a.s.)'ın ziyaret ettiği mekan da işte burasıydı. Beyti Makdis ibaresi bazı tarihi kaynaklarda Kudüs şehri için de kullanılmıştır.

Kureyş'in İtirazları ve Deliller

Peygamber Efendimiz de bildirdi Kureyş'e: "--Ben bu gece Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksà'ya götürüldüm." dedi. Hayret etmek ve kabul etmemekten kimi el çırpıyor, kimi elini başına koyuyordu. İman etmiş olanlardan bazıları dönüp dinden çıktı.

Herkes, "Tamam, fırsat bulduk!" diye başladılar itiraza, başladılar gülüp alay etmeye... Onların itirazları ve gülmeleri de bu hadisenin hem cismen, hem bedenen olduğunun delilidir. Rüya hali olsaydı, hiç böyle tepki vermezlerdi.

Müfessirlerin çoğunluğu İsrâ’nın rûh ma’al-cesed (hem ruh, hem de beden ile) meydana geldiğini kabul ederler. Ancak Mutezile mezhebinden bazı müfessirler Miracı reddettikleri gibi İsra’nın da bedenen meydana geldiğini kabule yanaşmazlar. (Bedreddin Çetiner)

Birtakım erkekler Ebû Bekir’e koştular.

Ebu Bekir; “Eğer o, bunu söylediyse şüphesiz doğrudur” dedi. Onlar:
Onu bu konuda da mı tasdik ediyorsun?” dediler. O da: “Ben onu bundan daha ötesinde tasdik ediyorum, sabah akşam gökten getirdiği haberleri yani peygamberliğini tasdik ediyorum” dedi. Bunun üzerine kendisine Sıddık unvanı verildi.

Dediler ki: "--Söyle bakalım Kudüs nasıl?.. Kaç tane kapısı var, kaç tane penceresi var?.. Pencerelerinin üstünde ne var, altında ne var?.."

لَمَّا كَذَّبَتْنِى قُرَيْشٌ قُمْتُ في الْحِجْرِ فَجَلَّى اللّهُ لِى بَيْتَ الْمَقْدِسِ فَطَفِقْتُ أُخْبِرُهُمْ عَنْ آيَاتِهِ وَأنَا أنْظُرُ إلَيْهِ.

           Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:"Kureyş beni tekzib ettiği vakit, Hıcr'da doğruldum. Allah Teala hazretleri  Beytu'l-Makdis'i bana tecelli ettirdi. Ben onlara onun alâmetlerini birer birer haber vermeye başladım. Ben Beytu'l-Makdis'e  bakıyor hem de haber veriyordum." [Buharî,   Tefsir, İsra 3; (V / 224)   Müslim, İman 276, (I/156)

Çok sıkıldım diyor Peygamber Efendimiz. Çünkü, o seyahatte cama pencereye mi bakar insan?.. Huzur-u Rabbil-àlemîne giderken kapı mı sayar?

Hacca gidiyor bizim kardeşlerimiz; "Harem-i Şerif'in kaç tane kapısı var, kaç tane minaresi var?" diye onunla meşgul oluyor, biz ayıplıyoruz. Sana ne yâ, Harem'in sahibine baksana!.. Sen binayı mı görmeğe gidiyorsun, Allah-u Teàlâ Hazretleri'nin beytini ziyaret edip kulluğunu arz etmeye mi gidiyorsun?..

Tabii, Kureyş müşrikleri sinsi sinsi soruyorlar:

"--Kaç tane kapısı var?.." Diyor ki Peygamber SAS: "Nihayet Kudüs ile aramdaki mesafeyi Allah kaldırdı, görerek cevap verdim, sayarak cevap verdim."

"--Şu kadar kapısı var, şurdaki kapısı şöyle, burdaki kapısı böyle..."

Kudüs'ü görenler, hepsi demişler ki: "--Doğru söylüyor, tam böyle, benim gördüğüm gibi, bildiğim gibi, tam bu tarzda..."

O zaman susmuş kalmışlar. "--Pekiyi, başka delilin var mı?" diyorlar.

"--Evet var... Yolda giderken, sizin kervanlarınızdan bir kervan gördüm, hayvanlarını kaybetmişlerdi, hayvanlarını onlara buldurttum. 'Bu tarafta... Bu tarafta...' diye onları kendi tarafıma çeke çeke hayvanlarının yanına kada getirttim, hayvanlarını buldurttum. Gelince sorun!" diyor

Kervan geldiği zaman soruyorlar. Kervandakiler: "--Evet, devemiz kaybolmuştu, nerde olduğunu bilemez durumdaydık. Bir ses bizi çağırdı, o sesin olduğu yere gittik, kaybolan hayvanımızı öyle bulduk." diye söylüyorlar.

"--Başka delilin var mı?.." diye yine soruyorlar. "--Evet var... Sizin bir kervanınız geliyor Mekke'ye doğru... Onların develerinin bir tanesinin üstünde su kabı vardı uzunca... Susamıştım, o suyu içtim, o su kabı boşaldı; onu sorun!" diyor.

Bak bunlar, maddî delil bırakıyor ki, insanlar itiraz edemesinler diye. Çöle giderken su kıymetlidir. Suyu kimse içmez, boş yere de harcamazlar, sıkı sıkı da ağzını kapatırlar. Onun için, "O suyun kaybolmasından akılları başlarına gelmiştir, onlara sorun!" diyor.

Diyorlar ki: "--Kaç tane hayvan var? Öndeki devenin cinsi ne, üstündeki yükün cinsi ne?.."

Yine başlıyorlar teferruatlı teferruatlı sormaya... Diyor ki Peygamber SAS Efendimiz: "O da gözümün önüne getirildi, ben de görerek öyle cevap vermeğe başladım." diyor.

« إِنَّ اللَّهَ قَالَ مَنْ عَادَى لِى وَلِيًّا فَقَدْ آذَنْتُهُ بِالْحَرْبِ ، وَمَا تَقَرَّبَ إِلَىَّ عَبْدِى بِشَىْءٍ أَحَبَّ إِلَىَّ مِمَّا افْتَرَضْتُ عَلَيْهِ ، وَمَا يَزَالُ عَبْدِى يَتَقَرَّبُ إِلَىَّ بِالنَّوَافِلِ حَتَّى أُحِبَّهُ ، فَإِذَا أَحْبَبْتُهُ كُنْتُ سَمْعَهُ الَّذِى يَسْمَعُ بِهِ ، وَبَصَرَهُ الَّذِى يُبْصِرُ بِهِ ، وَيَدَهُ الَّتِى يَبْطُشُ بِهَا وَرِجْلَهُ الَّتِى يَمْشِى بِهَا ، وَإِنْ سَأَلَنِى لأُعْطِيَنَّهُ ، وَلَئِنِ اسْتَعَاذَنِى لأُعِيذَنَّهُ ، وَمَا تَرَدَّدْتُ عَنْ شَىْءٍ أَنَا فَاعِلُهُ تَرَدُّدِى عَنْ نَفْسِ الْمُؤْمِنِ ، يَكْرَهُ الْمَوْتَ وَأَنَا أَكْرَهُ مَسَاءَتَهُ

Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: "Allah şöyle buyurdu: Her kim beni tanıyan ve ihlâs ile bana ibâdet eden bir kuluma düşmanlık ederse, ben de ona harb i'-lân ederim. Kulum bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sev­gili olan birşeyle yaklaşamaz. Kulum bana nafile ibâdetlerle de yaklaşmaya devam eder. Nihayet ben onu severim. Ben kulumu se­vince de Nihayet ben onun gören gözü, işiten kulağı, söyleyen dili, tutan eli, yürüyen ayağı olurum (ve bu organlarıyle meydana gelmesini arzu et­tiği bütün dileklerini veririm). Diliyle de her ne isterse muhakkak onları da kendisine ihsan ederim. Bana sığınmak isteyince de muhakkak kulumu sığındırır, korurum. Ben yapmasını dilediğim hiçbir şey hakkında, mü'minin ölümü karşısındaki tereddüdüm gibi tereddüt etmedim. Fakat bunda kulum ölümden hoşlanmıyordu, ben de kuluma acı ge­len şeyi sevmiyordum "

حَبِّبُوا الله إِلَى عِبَادِهِ يُحْببْكُمُ اللهُ

"Allah'ı kullarına sevdirin ki Allah da sizi sevsin."

İşte Allah, gören gözü oldu mu, Mekke'den Kudüs'ü göstertir. O uzaktaki ertesi gün gelecek kervanı göstertir. Allah-u Teàlâ Hazretleri yürüyen ayağı oldu mu insanın, bir gecede Mekke-i Mükerreme'den Mescid-i Aksà'ya götürür. Allah her şeye kàdirdir.

Diyor ki: "--Ön taraftaki deve şu renkte, üstüne iki tane harar atmışlar. Hararın rengi şöyle..." filân diye tek tek tarif ediyor. "Yarın sabah güneşle beraber gelecek bu tarafa... Yarın sabah güneş doğarken Mekke'de olacak bir uzaklıkta..." diye söylüyor.

"--Tamam, bu kuvvetli bir şey..." diyorlar, hemen koşuyorlar seniyyeye...  Seniyye, yüksek tepe, yolun gözlendiği yer. Çıkıyorlar, orda beklemeğe başlıyorlar. Bir tanesi sesleniyor:

"--Ooo, güneş doğuyor."  Öbür taraftan da başkası: "--Kervan da göründü." diyor.

Rasûlüllah söyledi; ordan güneş doğuyor, burdan da kervan gelecek tabii... Yaklaşıyor kervan, bakıyorlar, Rasûlüllah Efendimiz'in tarif ettiği renkte bir deve önde, devenin üstünde Efendimiz'in tarif ettiği şekilde yükler...

Gidip soruyorlar: "--Sizin su kabınızın durumu nasıl?"

Bakıyorlar, su yok... "Ağzını sımsıkı bağlamıştık, bunun içi su doluydu." diyorlar. Rasûlüllah'ın dediği gibi çıkıyor.

İşte bunlardan, bu delillerden, bu hadis-i şeriflerden; her şeyden önce İsrâ Sûresi'nin ilk ayet-i kerimesinden, Peygamber Efendimiz'in bir gecede Mekke-i Mükerreme'den Kuds-ü Şerif'e vardığına şek şüphe yok!..

Miracı, dünyada bizi sarmalayan şartlar ve oluşlar içinde anlamaya çalışmak boşuna zahmettir. Peygamberimiz hayatta olduğu halde Miraç vaki olmuş, bu esnada ruh cesedi terk etmemiştir. İmam-ı Rabbanî'nin deyişiyle "zahir ve batın, madde ve mana, ruh ve beden, dünya ve ahiret, şey-i vahid (tek bir mahiyet) olmuş, bir ânı- la yetekassemde (bölünemez bir an içinde, zaman ve mekân dışı olarak) gerçekleşmiştir. (Hayrettin Karaman)

Gerek İsrâ’nın, gerekse Miracın Hz. Peygamber’in hissî mucizelerinden olduğunu inkâr etmenin hiçbir Müslümana faydası yoktur.

Miracın sonuçları:

  1. 1.      Beş Vakit Namaz Bu gece farz kılındı
  2. Bakara Suresinin son 2 ayeti Nazil oldu
  3. Allaha şirk koşmayanların affedileceği müjdesi
  4. İsra suresindeki ahlaki ve sosyal prensipler ortaya kondu
  1. Beş Vakit Namaz Bu gece farz kılındı

 

Böylece 5 vakit namaz özel bir şekilde farz kılınmıştır.Halbuki mesela Oruç,mesela Zekat Cibril-i Emin vasıtasıyla yer yüzünde iken farz kılınmıştır.

Ama NAMAZ’da   öyle olmamıştır.Allah peygamberini özel olarak huzuruna çağırıp NAMAZI bizzat bire-bir tevdi etmiştir.

Efendimiz(sav) اَلصَّلَوةُ مِعْراَجُ الْمُؤْمِنِينَ    “namaz müminin miracıdır” demiştir. 5 vakit namazını hakkıyla kılan günde 5 defa miracı yaşamaktadır. “Geldim Allah’ım emrindeyim, işte huzurundayım,seni unutmadım , hep seninleyim

 

Namaz müminler için bir göz aydınlığıdır. Müminlerin günahlarını silen onları fuhşiyata düşmekten koruyan bir ibadettir namaz. Namaz kulu Allah’a yaklaştıran, müminin miracıdır.  Namaz sevenin sevdiğiyle buluşma vaktidir. Namaz kulun kendisini Allah’a arz etme zamanıdır. Namaz ile kalbimiz nurlanır, gönlümüz şenlenir, muhabbetimiz derinleşir, imanımızın lezzetini alır hataların bizlere vermiş olduğu hoşnutsuzluğu gideririz.

 

Miraç madde âleminden "madde dışı, zamansız ve mekânsız" âleme yükseliş, kul ile Rabbi arasındaki madde perdelerinin olabildiğince ortadan kalkışı, bütün bunlar sebebiyle Rabbe yakınlaşma ve bu yakınlaşmanın verdiği tarifsiz zevk, feyiz, arınma, kesin bilgi ve imandır. Müminin namazı miracı olduğuna göre her namazda bu manaları yaşamaya çalışmak ve her namazı kulca bir Miraç neşvesi içinde kılmaya çalışmak gerekiyor. (Hayrettin Karaman)

Yeryüzünün en faziletli mekânları camiler, camilerin de en faziletlileri Mescidi Haram, Mescidi Nebevi ve Mescidi Aksa’dır. Bu üç camide kılınan namazların diğer camilerde kılınan namazlardan çok daha fazla sevaplı olduğu hadisi şeriflerde bildirilmiştir. Hatta İbnu Mace'nin nakletmiş olduğu bir hadiste: "Bir adamın kendi evinde kıldığı namaza bir namaz sevabı verilir. Oturduğu beldenin sakinlerinin devam ettikleri camide kıldığı namaza yirmi beş kat sevap verilir. Cuma namazının kılındığı camide kıldığı namaza beş yüz kat sevap verilir. Mescidi Aksa'da kıldığı namaza elli bin kat sevap verilir. Benim camimde kıldığı namaza da elli bin kat sevap verilir. Mescidi Haram'da kıldığı namaza ise yüz bin kat sevap verilir" denmektedir. (İbnu Mâce, İkâmetu's-Sala ve's-Sunne fihâ, 5/198)

 

2. Bakara Suresinin son 2 ayeti Nazil oldu

 

اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰئِكَتِه وَكُتُبِه وَرُسُلِه لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِه وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَصيرُ

لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لَا تُؤٰاخِذْنَا اِنْ نَسينَا اَوْ اَخْطَاْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذينَ مِنْ قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِه وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا اَنْتَ مَوْلٰینَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرينَ

 

Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. «Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır» dediler.

Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma.

Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme.

Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!

"Kim geceleyin Bakara suresinin son iki ayetini okursa o, ona yeter”

Bakara suresi son iki ayeti Efendimiz’in hadislerinde övülmüş, her zaman ve özellikle yatmadan önce okunması tavsiye edilmiştir.

 

3. Şirk Koşmayanların Affedileceği Müjdesi

Peygamber'e tâbi olanlardan, Allah'a şirk koşanlar dışındakilerin affedilebileceklerinin vâd edilmiş olmasıdır.

Mi’râc’ın anlattıkları

 

a. Mirac  imtihandır;

Kafirlerin Hz. Muhammed’i imtihan etmesidir: Müşrikler Hz. Peygamberin Kudüs’e gidip geldiğini oradan semalara çıktığını duyunca alay ettiler ve şayet Kudüs’e gitti isen orada gördüklerini bize haber ver. Mescid-i Aksa’yı bize anlat dediler. Hz. Peygamber’de Allah’ın yardımıyla onlara aynen olduğu gibi tarif etti. Hatta Mekke’ye gelmek üzere yolda bulunan kervanın nerede olduğunu da haber verdi. 

 

b. Mirac tasdiktir;

Allah Teâla’nın mü’minleri sınamasıdır: Sıddıkler bu imtihanda belli olacaktır. Ebu Bekir bu sınavda öne çıkacaktır. Kafirler ona gelip arkadaşın ne kadar garip şeyler anlatıyor, sen buna inanıyor musun? dediklerinde, “Allah’a yemin olsun ki, bundan daha garip şeyler anlatmış olsaydı yine tasdik ederdim” demiştir. 

 

c. Mirac tesellidir;

            Müşriklerin baskı ve ambargoları sırasında en yakını amcası Ebû Tâlib ve Hanımı Hz. Hatice vefat etmiştir. Allah Resûlü, kederlidir. Mahzun ve mükedderdir. Bir tarafta müminlerin fakru zaruret içersinde müşriklerden eziyet ve işkence görmeleri, diğer yandan en sevdiği insanların dünyadan ayrılığı ve son olarak Taif’te karşılaştığı durum onu son derece üzmüş iken Allah’ın daveti gelmiştir. Rabbi kulunu teselli edecek ona lutfedecektir. 

d. Mirac iltifattır;

            Dünyanın amansız gailelerinden usanmış, kafirlerin ve hainlerin azgınlıklarından bıkmış, en zarif, en narin, en yumuşak huylu, en güzel ahlaklı o son nebiyi Allah Teala’nın, huzuruna çıkararak gerçek nimetlerle onu muştulaması en güzel iltifat olmuştur. 

e. Mirac namazdır;

            Kulların mirac eylemesi ancak namaz ile mümkün olabilir. Namazla insan dünyadan, ukbaya açılabilir. Süfli duygulardan arınarak ulvî duygulara çıkabilir. Bu yüzden ümmetin miracı namaz olmuştur. Bundan dolayı namaz mirac esnasında farz kılınmıştır. Zira namaz da bir yükseliştir. 

 

f. Mirac hicrettir;

            Mekke’nin dışında da dünya vardır. Gidilecek görülecek mesajı ulaştıracak başka mekan ve insanlar da vardır. Allah Teala bu seyahatle Resûlüne yeni yerler öğretmiştir. Kudüs ve Mescid-i Aksa Müslümanlar için kutsal bir mekan haline gelmiş, Medine’ye hicretin yolu daha iyi açılmıştır. 

 

g. Mirac keşiftir:

            İnsanın gücünü, evrenin büyüklüğünü, Allah’ın gücünü keşiftir. Ay, güneş, yıldızlar ve gezegenler, yedi kat sema keşifler beklemektedir. Peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed’e bu kapılar açılmış yerde ve gökte olanlar gösterilmiş, hatta cennet ve cehennem tanıtılmıştır. Kainatı ve onun gizemlerini keşfeden Allah Resûlü, Allah Teala’nın sonsuz gücünü bir daha aynelyakîn idrak etmiştir. Son derece mutmain olarak bu yolculuktan dönmüştür.

           

h. Mirac hedeftir;

            Peygamberlerin mucizeleri ümmetleri için adeta birer hedef niteliğindedir. Nuh (a.s.) karada gemi yapması, İbrahim (a.s.) ateşte yanmaması, Musa (a.s.) kızıl denizi yarması, Süleyman (a.s)’ın Belkıs’ın tahtını bir anda Yemenden Kudus’e getirtmesi, İsa (a.s.) hastaları iyileştirmeleri ve ölüleri diriltmesi insanlığın önünde bir hedef olmuştur. Bugün bunların bir çoğu yapılmakta veya yapılmaya çalışılmaktadır. Allah Resûlü’nün bir anda göklere çıkması da ümmete gösterilmiş bir hedef olabilir.

 

 

İsra Suresi Ve İçerdiği Ahlaki Prensipler

  1. Allah”a Ortak Koşmamak,yalnız O”na İnanıp Yalnız O”na İbadet Etmek
  2. Ana Babaya İyilik Hürmet Ve İteat Etmek
  3. Hısımlara Yoksullara ,Yolda Kalmışlara Haklarını Vermek Onları Yedirmek İçirmek
  4. Cimrilik Yapmamak Müsrif Ve Savurgan Da Olmamak,
  5. Açlık Korkusu Ve Geçim  Kaygısı İle Çocukları Öldürmemek,
  6. Zinaya Yaklaşmamak Ve Her Türlü Gayri Meşru İlişkiden Uzak Durmak
  7. Cana Kıymamak
  8. Yetimlerin Malına El Uzatmamak
  9. Verilen Sözü,yapılan    Sözleşmeyi Yerine Getirmek
  10. Ölçerken Ve Tartarken Eksik Ve Noksanlık Yapmamak
  11. Kesin Olarak Bilinmeyen Şeylerin Ardına Düşmemek
  12. Kibirlenmemek Ve    Gururlanmamak

 

GECEYİ EN İYİ ŞEKİLDE İHYA EDİP DEĞERLENDİRMEK İÇİN

1- DUA EDELİM : Kendimize, ailemize, çocuklarımıza, milletimize, mü’minlere dua edelim. Ana-baba duası alalım.

2- TEVBE EDELİM : Büyük küçük bütün günahlarımızın bağışlanması için tevbe edelim.

3- KUR’AN OKUYALIM : Kendimiz ve mevtalarımızın ruhu için Kur’an ve meali okuyalım.

4- NAMAZ KILALIM : Kaza veya nafile namaz kılalım.

5- TESBİH ÇEKELİM : Zikir kelimelerini söyleyelim.

6- SELAT GETİRELİM : Peygamberimize selat getirelim.

7- ZİYARET YAPALIM : Dost,yakın ve komşularımıza tebrik ziyareti yapalım. Şehit ailelerini ve hastaları ziyaret edelim.

8- İKRAM-YARDIM YAPALIM: Yoksul, yetim ve öğrencilere maddi yardım yapalım. Çocukları sevindirelim.

9- TEBRİKLEŞELİM : Birbirimizin kandilini tebrik edelim. Dargınları barıştıralım.

10- MUHASEBE YAPALIM: Ömrümüzün muhasebesini yapalım. Bundan sonra iyi bir mü’min olmaya, düzenli namaz kılmaya, günahlardan sakınmaya Rabbimize söz verelim.

 

Yüce Rabbim miraç kandilimizi mübarek kılsın. Bu geceden istifade etmeyi bizlere nasip etsin. Günahlarımızı, hatalarımızı, kusurlarımızı ve isyanlarımızı bağışlasın. Dualarımızı, yaptığımız ve yapacağımız ibadetlerimizi makbul eylesin. Bizi razı olan ve razı olunanlardan eylesin. Hakkı hak bilip hakka tabi batılı batıl bilip batıdan kaçınanlardan eylesin. Devletimize dirlik milletimize birlik nasip etsin. Bizleri bölmek isteyenlere fırsat vermesin. Ölülerimize rahmet dirilerimize merhamet etsin.

Dualarımızın makbul olması temennisiyle, Miraç Kandilinizi tebrik ediyor, kendimiz ailemiz, vatanımız, milletimiz ve tüm ümmet-i Muhammed’e hayırlar getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.


NOT: Bu vaaz İdris YAVUZYİĞİT tarafından “Mİ’RÂC KEŞİFTİR”  Doç. Dr. Mustafa KARATAŞ, “İsra Ve Mirac” Lütfü ŞENTÜRK, “Mirac”  Hayrettin KARAMAN, “Miraç Kandili” Ahmet ÜNAL, “İsra Ve Mirac” Recep ŞAHAN, “Mirac-kandili” İbrahim YANAR, “Miraç Kandili” Rafet ALTUNCU, “Mirac Kandili” Dr. Ömer MENEKŞE, “İsra Ve Miraç” İdris YAVUZYİĞİT’e ait örnek vaaz, makale, sunulardan istifade edilerek hazırlanmıştır.


Yorumlar - Yorum Yaz
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret77799
SEÇME YAZILAR