• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

KOMŞULUĞUMUZU İSLAMA GÖRE YAPMAK

KOMŞULUĞUMUZU İSLAMA GÖRE YAPMAK



وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهٖ شَيْپًا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَبِذِى الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينِ وَالْجَارِ ذِى الْقُرْبٰى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبٖيلِ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا

“Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve mâliki bulunduğunuz kimselere iyi davranın.” (Nisâ sûresi 36)

Allah Teala bu ayeti kerimede birbirimizle ve toplumsal ilişkilerimizde bizlere dikkat etmemiz gerek 10 hususu bildirerek bu konulara ehemmiyet vermemizi bizlere bildirmektedir. Bu görevler: 1. Allah Teâlâ’ya ibadet etmek ve hiçbir şeyi ortak koşmamak. 2. Anne ve babaya saygı göstermek ve onlara karşı görevleri yapmak. 3. Akrabayı koruyup gözetmek, iyi davranmak. 4. Yetimlere sahip çıkmak. 5. Fakir Fukaraya yardım etmek. 6. Yakın komşuya iyilik etmek. 7. Uzak komşuya iyilik etmek. 8. Yanındaki arkadaşa yardım etmek. 9. Yoldan gelen kimseye yada misafire ikram etmek. 10. Köle ve câriye gibi himayeye muhtaç olanlara yardım etmek.

Müslüman, başkalarının hakkına saygı gösteren, insanlara zarar verecek davranışlardan sakınan ve insanların hakkında hayır umduğu kimsedir. Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır.

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.”( Tirmizî, Îmân, 12)

Ecdadımız asırlarca aynı toplumda farklı dinlere ve milletlere mensup insanlarla bir arada yaşamanın en güzel örneklerini vermiştir.

Ev, işyeri, arazi, köy, şehir ve ülke bakımından yakın olanların birbirlerine göre aldıkları ad.

Ailemizden sonra en yakın sosyal çevremizi komşularımız meydana getirir. İyi veya kötü günlerimizde şartlar en yakın çevre ile temas halinde bulunmayı gerektirir.

Dinimiz İslam komşu haklarına büyük önem vermiş ve komşuyu komşudan sorumlu tutmuştur. Bu sebeple komşuluk ilişkilerimizde İslam’ın öngördüğü komşuluk değerlerini bilmek ve ilişkilerimizi buna göre şekillendirmek durumundayız. Müslüman ayeti kerimeye göre yakından uzağa doğru komşularıyla iyi geçinmek ve güven vermekle yükümlüdür.

Komşu haklarının en alt sınırı komşunun canına, namusuna, malına, çocuklarına zarar vermemektir.

Çünkü Allah bizleri iman bağıyla birbirimize bağlamış. Bizi birbirimizden sorumlu kılmıştır.

« مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالجارِ حتَّى ظَنَنتُ أَنَّهُ سيُوَرِّثُهُ »

İbni Ömer ve Âişe radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Cebrâil bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım.” (Riyazüs Salihin, C.2, S.393/Buhârî, Edeb 28)

Komşularımız, ev halkımızdan sonra yüzlerini en çok gördüğümüz kimselerdir. Bu sebeple onların iyi olmaları, dinlerine bağlı yaşam sürdürmeleri ve İslam ahlakıyla ahlaklanmış olmaları son derece önemlidir. Komşularımızın bu hasletlere sahip olmalarına dikkat etmeliyiz.

Kimler komşu sayılır? Bu konuda Hz. Ali’den gelen rivayete göre, birbirlerinin sesini duyacak kadar yakın olan kimseler komşu sayılır.

Hz. Âişe meseleye daha geniş bakmış ve evin her cephesinden kırkar hânenin komşuluk hakkı bulunduğunu söylemiştir.

“Komşunun hakkı, buradan, buradan, buradan, buradan sağlı sollu, önlü arkalı kırk hanedir. (Yani kırk haneye kadar komşu sayılır)” (Rüdani, Büyük Hadis Külliyatı, c.4, s.317)

Komşuluk ilişkileri, toplumsal ilişkilerin esasını ve hareket noktasını oluşturur. Bu sebeple komşuluk ilişkileri toplumun geniş katmanları arasındaki ilişkilerin küçük çaplı bir örneğini oluşturur. Komşuluk çerçevesi içindeki davranış ve ilişki biçimleri, bir şekilde geniş kitleler arasında da etkisini gösterir.

 

Komşularımıza iyilik ve ikramda bulunmak, selamlaşmak, ziyaretlerine gitmek, yardımlarına koşmak, sevinç ve kederli anlarını paylaşmak, güler yüzle davranmak, hediyeleşmek, düğün ve cemiyetlerine katılmak, cenazelerine iştirak etmek, baş sağlığı dilemek, zarar vermemek, kötülük yapmamak, ayıp ve kusurlarını araştırmamak, ırz ve namuslarına göz dikmemek, dini ve dünyevi işlerinde yol göstermek komşularımıza karşı başlıca görevlerimizdir.

Komşumuz kim olursa olsun onun haklarına riayet edip haklarını yerine getirmekle sorumluyuz. Dolayısıyla kötü komşu da olsa hakkına riayet etmek gerekir.

Riyazüs salihinde geçen bir hadîse göre Peygamber Efendimiz, üzerimizdeki haklarına göre komşuları üçe ayırmıştır:

Bir hakkı olan komşular: Müşrikler gibi ki, bunların sadece komşuluk hakkı vardır.

İki hakkı olan komşular: Müslümanlar gibi ki, bunların hem komşuluk, hem de din kardeşliği hakkı vardır.

Üç hakkı olan komşular: Akraba olan müslümanlar gibi ki, bunların hem komşuluk, hem din kardeşliği, hem de akrabalık hakkı vardır. (Riyazüs Salihin, C.2, S.395)

Komşularımız bizden güven duymalıdırlar

وَاللَّهِ لَا يُؤْمِنُ ، واللَّهِ لا يُؤْمِنُ ، واللَّهِ لا يُؤْمِنُ  قِيلَ : مَنْ يا رَسُولَ اللَّهِ ؟ قال : الَّذِي : لَا يَأْمَنُ جَارُهُ بَوَائِقَهُ

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm:

- “Vallâhi imân etmiş olmaz. Vallâhi imân etmiş olmaz. Vallâhi imân etmiş olmaz” buyurdu.

Sahâbîler:- Kim imân etmiş olmaz, yâ Resûlallah? diye sordular.

- “Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse!” buyurdu. (Riyazüs Salihin, C.2, S.397;Buhârî, Edeb 29)

Başka bir rivayette ise hadisimizin son cümlesini efendimiz şöyle ifade etmişlerdir:

« لا يَدْخُلُ الجنَّة مَنْ لا يَأْمَنُ جارُهُ بَوَائِقَهُ »

“Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse cennete giremez” buyurdu. (Müslim, Îmân 73)

Cennete girmek bütün mü’minlerin en büyük arzusudur. Allah’ın Müslüman, muttaki ve iyi kulları için hazırladığı sayısız nimetler oradadır.

Ebu Hureyre (r.a)’ın rivayet ettiği  bir başka hadis de şöyledir:

اَنَّ رَسُولُ اللّٰهِ وَقَفَ عَلَى اُنَاسٍ جُلُوسٍ فَقَالَ اَلَا اُخْبِرُكُمْ بِخَيْرِكُمْ مِنْ شَرِّكُمْ؟  قَالَ فَسَكَتُوا فَقَالَ ذَالِكَ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ فَقَالَ رَجُلٌ بَلَى يَا رَسُو لَ اللَّهِ اَخْبِرْنَا بِخَيْرِنَا مِنْ شَرِّنَا قَالَ خَيْرُكُمْ مَنْ يُرْجٰى خَيْرُهُ وَ يُؤْمَنُ شَرُّهُ وَ شَرُّكُمْ مَنْ  لَا يُرْجٰى خَيْرُهُ وَلَا يُؤْمَنُ شَرُّهُ

Resülullah (s.a.v.) ashaptan bir grup insanın yanında durdu ve – “Size, en hayırlınızın kim olduğunu, en kötünüzün kim olduğunu haber vereyim mi?” diye sordu. Oradakiler bir şey söylemediler. Allah'ın Resulü sorusunu üç kere tekrarladı. Bunun üzerine bir adam;-  'Evet ya Resülellah, hangimizin en hayırlı, hangimizin en kötü kimse olduğunu bize haber ver' dedi.

Resülullah:  “Sizin en hayırlınız, hayrı dokunması umulan ve kötülüğünden emin olunan kimsedir. En kötünüz de hayrı dokunması umulmayan ve kötülüğünden emin olunmayandır.” ( Tirmizi, Fiten, 76)

Komşuların senin iyi bir insan olduğunu söyleyerek methederlerse mutlaka sen iyisin. Komşuların seni kötü tanıtıyorlarsa sen mutlaka kötüsün.” (Ramuz-ul Ehadis 256)

Komşuların birbirine karşı hakları

Komşuların birbirlerine ihtiyaçlarının sınırı yoktur. Bunun için komşuların birbirlerine iyi davranmaları, yardımlaşmaları ilahi bir zorunluluktur. Hz. Peygamber efendimiz komşunun komşu üzerindeki bazı önemli haklarını şu hadiste sıralamıştır.

Muaviye b. Hayde şöyle anlatıyor: Hz. Peygambere “Ey Allah’ın Rasülü! Komşumun benim üzerimdeki hakları nelerdir?” diye sordum. Şöyle buyurdular:

  1. “Hastalandığı zaman onu ziyaret edeceksin.
  2. Öldüğünde cenazesinde bulunacak, onu mezarına varıncaya dek teşyi edeceksin.
  3. Senden borç istediği zaman verecek, ihtiyacı olduğunda ihtiyacını karşılayacaksın.
  4. Kendisine bir iyilik dokunduğunda onu kutlayacak; başına bir felaket geldiğinde de baş sağlığı dileyip teselli edeceksin.
  5. Ayrıca onun evinin havasını bozmamak ve rüzgarına engel olmamak için evini onunkinden yüksek yapmayacaksın.
  6. Bir de eğer ona bir şeyler vermeyeceksen yemeğinin kokusunu kendisine duyurmayacaksın.” (Kandehlevi M. Yusuf, Hayâtü’s– Sahâbe, c.3, s.37-38)

Allaha ve ahret gününe iman eden komşusuna iyilik etsin/ rahatsızlık vermesin

«مَنْ كَانَ يُؤمِنُ بِاللَّهِ والْيوْمِ الآخِرِ ، فَلْيُحسِنْ إلِى جارِهِ … »

Ebû Şüreyh el-Huzâ`î radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu:

“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin. …” (Riyazüs Salihin, C.2, S.403;Müslim, Îmân 77)

« مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ باللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ، فَلا يُؤْذِ جَارَهُ ، وَمَنْ كَان يُؤْمِنُ بِاللَّهِ والْيَوْمِ الآخرِ ، فَلْيكرِمْ ضَيْفهُ ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمنُ بِاللَّهِ وَالْيومِ الآخِرِ ، فَلْيَقُلْ خَيْراً أَوْ لِيَسْكُتْ »

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“1. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusunu rahatsız etmesin. 2. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. 3. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!” (Riyazüs Salihin, C.2, S.402;Buhârî, Edeb 31)

 

Abdullah b. Ömer'in anlattığına göre, Hz. Peygamber bir savaşa çıkmıştı. Yolda: "Bu gün, komşusuna eziyet eden kimse bize katılmasın," buyurdu. Adamın biri: "Ben komşumun duvarının dibine abdest bozmuştum" deyince, Rasûlüllah: "Bu gün bize katılma" buyurdu. (Y. Kandehlevi, Hadislerle Müslümanlık, III, 1068).

Hz. Peygamber (s.a.v.)’e, “Ya Rasulallah! Falanca kadın gündüz oruç tutuyor, gece namaz kılıyor, ama diliyle komşusuna eziyet ediyor, onlara musallat oluyor.” denilince, Hz. Peygamber (s.a.v.): “Onda hiçbir hayır yoktur; o cehennemdedir.” buyurmuştur.(Terğib vet Terhib, C.5, S.186)

مَنْ آذَى جَارَهُ فَقَدْ آذَانِى وَمَنْ آذَانِى فَقَدْ آذَى الَّٰلهَ وَمَنْ حَارَبَ جَارَهُ فَقَدْ حَارَبَنِى وَمَنْ حَارَبَنِى فَقَدْ حَارَبَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ

Enes B. Malik (R.a.) Resulüllahın şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Komşusuna eziyet eden bana eziyet vermiş, bana eziyet eden de Allah’a eziyet etmiş olur. Komşusu ile harp eden benimle savaşmış, benimle savaşanda Allah ile savaşmış olur.” (Terğib ve Terhib, C.5, S.182)

Komşusundan rahatsızlık duyan Birisi Sahabe-i Kiram’ın büyüklerinden İbn Mesud r.a.’a giderek der ki:- “Bir komşum var, devamlı bana zahmet verir, kötü söyler ve durmadan eziyet eder”.

İbn Mesud o adama cevaben der ki: - “Sen işine bak. O sana karşı kötü davranarak Allah’a isyan etmişse de, sen ona iyi davranarak Allah’a ibadet et!”( Gazalî, İhya, Cilt II, s. 536)

Komşularımızla hediyeleşmek/ ilişkilerimizi düzenli hale getirmek

Kapısı bize en yakın olan komşularımızdan başlamak suretiyle birbirimizle hediyeleşmek aramızdaki sevgiyi, birlik beraberliği ve güven duygularımızı pekiştirir.

 

« إِذا طبخْتَ مَرَقاً فَأَكْثِرْ مَاءَهُ ثُمَّ انْظُرْ أَهْلَ بَيْتٍ مِنْ جِيرانِكَ ، فَأَصِبْهُمْ مِنْهَا بِمعْرُوفٍ » .

Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayetle: Dostum Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle vasiyet etti:

“Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy. Sonra da komşularını gözden geçir ve gerekli gördüklerine güzel bir şekilde sun!” (Riyazüs Salihin, C.2, S.396; Müslim, Birr 143)

Çorbaya su katma ifadesinde ince bir mâna vardır. Çorbaya su katıldığı zaman, yemeğin tadı ve nefâseti büyük ölçüde kaybolur. Efendimiz bu sözüyle, etrafındaki yoksulların karnı açken senin ağız tadı, damak zevki araman uygun olmaz. Sen zevk peşinde koşacak adam değilsin. Sen mü’minsin. Açları, yoksulları sen gözeteceksin, komşun açken tok yatamazsın demektir. Nitekim Resûl-i Ekrem Efendimiz “Komşusu açken tok yatan kimse mü’min değildir” buyurmuştur. (Riyazüs Salihin, C.2, S.397)

« يَا نِسَاءَ المُسلِمَاتِ لا تَحْقِرَنَّ جارَةٌ لجارتِهَا وَلَوْ فِرْسَنَ شَاةٍ » متفقٌ عليه .

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Birbirinize hediye veriniz. Çünkü hediye gönüllerdeki dargınlığı yok eder. Ey müslüman kadınlar! Komşu hanımlar birbiriyle hediyeleşmeyi küçümsemesin! Alıp verdikleri şey bir koyun paçası bile olsa!..” (Riyazüs Salihin, hadis no:308, C.2, S.399; Buhârî, Hibe 1)

Efendimiz, özellikle mü’min hanımların komşularıyla hediyeleşmesini istemekte, hediye edilecek şeyin değerli veya değersiz olmasının hiçbir önemi bulunmadığını hatırlatmakta, pişirdikleri yemek son derece sade olsa bile “canım bundan da hediye mi olurmuş!” diye düşünmeden komşuya göndermelerini tavsiye etmektedir. Cömertlik elde olandan yapılır, anlamında “el-Cûd mine’l-mevcûd” diye güzel bir söz vardır. Hediyenin mutlaka değerli ve pahalı şeylerden olması gerekmez. “Çam sakızı, çoban armağanı” atasözümüz bu mânayı ne iyi ifade eder.

Gönderilen şeyi olduğu gibi, gönderilen miktarı da küçümsememek lâzımdır. “Az veren candan, çok veren maldan” diye boşuna söylenmemiştir.

Özellikle önemsiz sebeplerden dolayı sık sık birbirine gücenen kapı bir komşuların bu tavsiyeyi her zaman uygulaması lâzımdır.

ليْسَ الْمُؤْمِنُ بِالَّذِى يَشْبَعُ وَجَارُهُ جَائِعٌ إِلٰى جَنبِهِ

Yanındaki komşusu aç iken tok olan, mümin değildir” (Muhtar-ül Ehadis 123)

Hayırlı komşu alabilmek

وَاَحْسِنْ جِوَارَ مَنْ جَاوَرَكَ تَكُنْ مُسْلِمًا

"Komşularına iyi komşuluk et ki gerçek müslüman olasın." ( İbn Mâce, Zühd, 24)

Komşuların birbiri üzerinde komşuluk hak ve hukuku vardır. İyi komşu, bu hak ve hukuka riayet eden ve komşularına karşı görevlerini en iyi şekilde yerine getirendir.

« خَيْرُ الأَصحاب عِنْدَ اللَّهِ تعالى خَيْرُهُمْ لصـاحِبِهِ ، وخَيْرُ الجيران عِنْدَ اللَّه تعالى خيْرُهُمْ لجارِهِ »

Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah Teâlâ’ya göre arkadaşların hayırlısı, arkadaşına faydalı olandır. Yine Allah Teâlâ’ya göre komşuların hayırlısı, komşusuna faydalı olandır.”  (Riyazüs Salihin, hadis no:313, C.2, S.399; Tirmizî, Birr 28)

Komşusu için iyi şeyler düşünen ve her fırsatta ona faydalı olmaya çalışan, komşusuna zarar vermediği gibi, onun uğrayacağı fenalıkları elinden geldiği ölçüde uzaklaştırmaya çalışan kimse, hayırlı komşudur.

 

Komşunun komşu hakkındaki kanaat ve şahitliği Allah katında bir kriter olma niteliğine sahiptir.

مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَمُوتُ فَيَشْهَدُ لَهُ ثَلَاثَةٌ اَهْلَ بَيْتٍ مِنْ جَيرَانِهِ الْاَدْ نَيْنِ بِخَيْرٍ اِلَّا قَالَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى قَبِلْتُ شَهَادَةَ عِبَادِى عَلَى مَا عَلِمُوا اَوْ غَفَرْتُ لَهُ مَا اَعْلَمَ

Hz.Peygamber (s.a.v.): "Bir müslüman ölür de en yakın komşularından üç kişi onun hakkında iyi şahitlikte bulunursa Allah teala şöyle buyurur: 'Bildikleri şey konusunda kullarımın şahitliğini kabul ettim', Yahut, 'Kulumun bildiğim günahlarını affettim” (Ahmed, II, 408-409)

Hz. Aişe anlatıyor: Resülullah bana şöyle dedi: "Kime yumuşak huyluluktan nasibi verilmişse dünya ve ahiret iyiliğinden de payı verilmiş demektir. Akrabalık bağlarını gözetmek, güzel ahlak ve iyi komşuluk ilişkileri ülkeyi imar eder ve ömrü arttırır." ( Ahmed, V, 291; VI, 159)

İnsanın değer ölçüsü komşularıyla olan ilişkilerinde ortaya çıkar.

مِنْ سَعَادَةِ الْمَرْءِ اَلْجَارُ الصَّالِحُ وَالْمرْكَبُ الْهَنِىءُ وَالْمَسْكَنُ الْوَاسِعُ

  "İyi bir komşu, rahat bir binek, ve geniş bir ev insanı mutlu eden sebeplerdendir."  (Ahmed, Müsnedül Mekkiyyin, III, 407-408)

Hz. Ebu Bekir (R.a.) oğlu Abdurrahman’ı komşusu ile kavga ederken gördü ve oğluna: “Oğlum! Komşun ile dedi kodu yapma. Şu gördüğün insanlar dağılır gider ve yine sen komşunla baş başa kalırsın.” Dedi.

اَوَّلُ خَصْمَيْنِ يَوْمَ اْلقِيَامَةِ اَلْجَارَانِ

Kıyamet günü muhasebesi ilk görülecek hasımlar, komşulardır” buyrulurken bizlerin bu konuda ne kadar hassas davranmamız gerektiği defaatle bizlere hatırlatılmaktadır.

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:

Ev almadan önce komşunuzu, yola çıkmadan önce arkadaşınızı araştırınız.”( Aclûni, Keşfül-Hafâ, 1/178) Zira komşu evden daha önemlidir. Komşular kötü ise en güzel evde bile insan rahat edemez, huzuru kaçar. Bu nedenle Peygamber Efendimiz, kötü komşudan dua etmek suretiyle Allah’a sığınmamızı emretmektedir.

Komşu ile ilişkilerimiz kaçınılmazdır. Bunun için dilimizde komşulukla ilgili atasözü ve deyimler kullanılmaktadır. “Ev alma komşu al”, “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.”, “Komşuda pişer, bize de düşer” “Komşu hakkı Allah hakkı”, “Komşu iti komşuya havlamaz”. Bütün bu sözler komşuluk ilişkilerinin anlamını ve boyutlarını göstermek bakımından önemlidir.

Komşularımıza karşı sabırlı olmalıyız

مَا اُعْطِيَ اَحَدٌ مِنْ عَطَاءٍ خَيْرٌ وَ اَوْسَعُ مِنَ الصَّبْرِ

Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir bağışta bulunulmamıştır.” (Müslim, Zekât, 124)

Hz. Peygamber (s.a.v.) Allah'ın sevdiği üç tür insandan söz ettiği hadisinde konumuzla ilgili şöyle buyurmaktadır:

 

وَ الرَّجُلُ يَكُونُ لَهُ الْجَارُ يُؤْذِ يهِ جَوَارَهُ فَيَصْبِرُ عَلَى اَذَاهُ حَتّٰى يَفْرِقَ بَيْنَهُمَا مَوْتٌ اَوْ ظَعْنٌ

)Allah'ın sevdiği kimselerden üçüncüsü de) bir adamdır ki, kendisine eziyet eden bir komşusu vardır. O da buna sabreder, nihayet ölüm yahut göç etmek aralarını ayırır."( Ahmed, V, 151)

Allah resulü bir hadislerinde büyük musibetleri sayarken onlardan birisini de “Kötü komşu ki, iyilik edersen gizler, bir fenalık görürse yayar” (Terğib vet Terhib, C.3, S.358) şeklinde ifade etmişlerdir.

Komşulukta öyle ileri gideceğiz ki komşulukta her iki cihanda mutlu olabilmeyi arzulayacağız. Peygamber efendimiz: “Ölülerinizi iyi kişilerin arasına defnediniz. Çünkü hayatta olanların kötü komşularından rahatsız oldukları gibi ölü de kötü komşularından rahatsız olur.” (Ramuz-ul Ehadis 277)

 “Ne kendi etti rahat, ne halka verdi huzur.

Göç edip gitti hake, dayansın ehli kubur

Kötü komşuluklar yüzünden nice haneler sönmüş, nice evler barklar yok pahasına satılmıştır. Kim bilir?

Bir alim nasihat ederken şöyle söyler: “Komşunun hududuna tecavüz en büyük edepsizliktir. Komşusunun ayıbını gözetenin haya perdesi yırtılmıştır.”

 

 

Komşuluk ilişkilerimizi canlandırmak için gayret sarf edelim

Yıllardır aynı binada yaşadıkları halde bir biri ile tanışmayan, komşuluk ilişkilerine girmeyen nice insanların, ailelerin varlığına şahit oluyoruz. Aslında komşuluk ilişkileri biraz da kendiliğinden oluşan tabii ilişkilerdir. İlk bakışta basit gibi görünen küçücük girişimler, bir komşuluk ilişkisinin oluşumunu ve devamını sağlayabilir. Merdivende karşılaştığımız bir apartman komşumuza vereceğimiz bir selam, göstereceğimiz bir güler yüz, samimi bir hal-hatır sormak, gerektiğinde kapı komşumuza bir ihtiyacının olup olmadığını sormak, hatta pişirilen yemekten bir tabak ikram edivermek komşular arasında oluşacak sıkı bağların bir ilk adımını oluşturabilir.

Üstünlük vasfımız Allaha yakınlığımızdadır

يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَى وَجَعَلْنَاكُمْ  شُعُوباً وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللَّهَ  عَلِيمٌ خَبِيرٌ

                “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Muhakkak Allah her şeyi hakkıyla bilendir, her şeyden hakkıyla haberdar olandır.”( Hucurat, 49/13)

Ayet-i kerimede ifade edildiği üzere, yaratılış vasıflarımızdan dolayı üstün değiliz. Gerçek üstünlüğümüz, ancak takva sahibi olmakla, yani emredilen güzellikleri yerine getirmek, yasaklanan çirkin şeylerden uzak kalmamızladır.

Ekonomik durumları, sosyal konumları, itibar düzeyleri her ne olursa olsun, komşularımıza öncelikle, birer insan ve Allah'ın kulu olmaları açısından bakmak gerekir. Hangi sebeple olursa olsun onlara karşı açıkça, ya da dolaylı olarak küçümseyici tavır içine girmek İslam ahlakı ile bağdaşır bir tutum değildir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), bir hadislerinde Kul hakkının önemini bizlere şöyle aktarmaktadır. Ebû Hüreyre  radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah  sallallahu aleyhi ve sellem:

Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâb:

- Bizim aramızda müflis, parası va malı olmayan kimsedir, dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnâd ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir” buyurdular.( Müslim, Birr 59)

 

 

 

 

Sonuç olarak Burada yer verdiğimiz hadislerden de anlaşılacağı üzere Müslüman’ın Müslüman kardeşi/Komşusu üzerindeki haklarını şu şekilde özetleyebiliriz:

  1. Komşularımıza karşı tatlı sözlü, güler yüzlü olmak, İyi geçinmek ve onlara güzel söz söylemek,
  2. Selâm vermek ve almak ve selâmı yaygınlaştırmak, hal hatır sormak
  3. Sağlık ve hastalıklarında, üzüntü ve sevinçli anlarında, düğün ve bayramlarda kendilerini ziyaret etmek, 
  4. Ölünce cenazesine iştirak etmek ve cenazesinin ardından gitmek
  5. Dâvet edince icabet etmek,
  6. Aksırdığında Allah’a hamd ederse “yerhamukellah” demek
  7. Nasihat isterse nasihat etmek,
  8. Yemin edince Yeminini bozmayıp yemin üzere devam etmek,
  9. Zulme uğradığında yardım etmek,
  10. Borç istediğinde imkanın varsa borç vermek,
  11. Kardeşlik/Komşuluk bağını sürdürmek,
  12. İkramda bulunmak ve hediyeleşmek,
  13. Kimsesiz ve yaşlı, Fakir ve muhtaç komşularımızın yardımına koşmak, işlerini takip etmek, yapmak veya yaptırmak,
  14. Ayıp ve kusurlarını araştırmamak, bize karşı hatalı söz ve davranışlarda bulunmuşlarsa, onları anlayışla karşılayıp bağışlamak,
  15. Kötülük yapmamak, eziyet ve zarar vermemek,
  16. çocuklarını kendi çocuklarımız gibi sevmek, koruyup gözetmek,

Komşuluk İlişkilerimizin Geldiği Nokta

 Hızlı kentleşme, göçler, nüfus yoğunluğu, dünyevileşme temayülleri, maddiyat bağımlılığı, teknolojik yaşam biçimleri ve yanlış kullanımı, apartman kültürü ve ben merkezli anlayışların yaygınlık kazanmasıyla İslam’ın ortaya koyduğu kardeşlik anlayışını moderniteyle ve gelişen şartlarla geliştiremeyişimizin sonucu bu değerlerimiz erozyona uğramıştır.

Modern yaşam tarzının, kentleşme kültürünün bir sonucu olarak; “kalabalık içinde yalnızlık” sıkıntısını çeken bir insan modeli otdaya çıkmıştır. Büyük kentlerde komşuluk ilişkileri bitme noktasına geldiği gibi “komşusuzluk” hali yaşanmaktadır. Külüne bile muhtaç olunan komşuluklardan geriye ne kaldı? Ne kül kaldı, ne komşu… Yerinde yeller esiyor. Aynı apartmanın farklı dairelerindeki insanların arsında kalın duvarlar örülü

Günümüz insanları uzayı fethe­diyor ama insanların gönüllerini fethedemiyorlar. Uzayın kapılarını açıyorlar ama bir türlü komşula­rının kapılarını açamıyorlar. Gök­lere çıkıyorlar, yerin derinliklerine iniyorlar ama, bir türlü bir üst kattaki komşularının yanına çıka­mıyorlar, ya da bir alt kattaki komşularının yanına inemiyorlar. Evlerindeki harika kutunun pen­ceresinden bütün dünyayı sey­rediyorlar, olup biten herşeyi görüyorlar ama yanıbaşındaki komşusu ile görüşüp tanışamı­yorlar.

 Komşuluk bilincine sahip olanlar, bilir ancak “Komşusu aç iken tok yatanın” ne anlama geldiğini… bir kaç kapı ötede hasta çocuğunun reçetesine baka kalan çaresiz komşusunun halini… okula gidecek çocuğuna harçlık bulamayan babanın kalp çırpıntısını… çocuğunun isteklerine cevap veremeyen annenin çaresizlikler içinde , daha sonra alırım demesini…

Fatih ve tebdili kıyafetle esnaf ziyaretleri

Hz. Fatih, tedbil-i kıyafet yapıp halkı teftişe çıkmıştı. Bakalım benim halkım nasıl bir iklimde yaşıyor. Hakkı’ın rızasını mı yoksa kendi nefislerini mi  üstün tutuyorlar yaptıkları işlerde? Onların metafizik kayıpları kendi kaybı sayılırdı. Onların manevi kayıpları kendi kaybı sayılırdı.

Hani Hz. Ömer (ra) bir gün “Nil kenarında bir kurt kuzuyu kaparsa Ömer’den sorulur” demişti. İşte bu söz onun daima serlevhası olmuştu. Bu muhasebe duygusu kutsi bir panorama şeklinde devamlı gözünün önünde tüllenmişti ömür boyu.

İşte şimdi o çoğu zaman yaptığı gibi tedbil-i kıyafet etmişti.

Bir dükkana girdi önce. Ondan bazı yiyecek içecekler aldı. Sonra biraz da pirinç istedi,. Adam tanımadığı bu yabancıya şöyle bir baktı. “ Arkadaş ben bugünkü siftahımı yaptım sen pirinci de yanımdaki dükkandan al”dedi.

Fatih Sultan Mehmet o dükkana girip pirinç aldı. Fakat bir miktar fasülye isteyince dükkan sahibi “Ben siftahımı yaptım sen o yiyeceği de komşumdan al” dedi. Bu böyle devam etti gitti. Her dükkan sahibi bir şey sattığında diğeri için yanındaki dükkandan almasını söylüyordu. Fatih Sultan Mehmet en sonuncu dükkandan çıkınca gözleri yaşla doldu. Yüzünde sevinç pırıtıları oluştu. Sonra yanındaki dostlarına şöyle dedi: “Vallahi bu insanlarla değil İstanbul’u, dünyayı bile fethederdim.

 

 

İyi komşunun değeri parayla ölçülmez

Ünlü veli Abdullah b. Mübarek’in bir Yahudi komşusu vardı. Yahudi ihtiyacından dolayı evini satılığa çıkarmıştı. Alıcılar fiyatını sormuşlar. Oda 2000 dirhem olduğunu söyleyince evi almak isteyen müşteriler “senin evin etse etse 1000 dirhem eder, daha fazla etmez” diye karşılık verirler. Yahudi bunun üzerine şu güzel cevabı verir: “doğru söylersiniz. 1000 dirhem evimin kıymeti, 1000 dirhem de Abdullah b. Mubarek’in komşuluğunun bedelidir.” Onun bu sözü abdullah’a ulaşınca, komşusunu çağırdı ve evinin fiyatını çıkarıp verdi. Sonra da “sakın evini satma” diye de tavsiyede bulundu. (52 haftaya 52 sohbet, Ragıp güzel, s.405)

Edebim el vermez edepsizlik edene.

Susmak en güzel cevap, edebi elden gidene… Yunus Emre

Not: Bu Vaaz İdris Yavuzyiğit Tarafından “Hz. Peygamber Ve Kardeşlik Ahlakı” (İdris Yavuzyiğit), “Kaynaklarıyla Müminlere Vaazlar” (Ömer Öztop), “Komşuluk İnsani Sorumluluk” (Dib), “52 Haftaya 52 Sohbet” (Ragıp Güzel), “Kürsüden Öğütler” (Dib), “İslamda Komşuluk İlişkileri”  (Durak Pusmaz),  İsimli Eserlerdeki İlgili Konulardan Ve  Örnek Vaazlardan; Hasenat4 Kuran Araştırma Programı, “Terğib Ve Terhib” (7 Cilt, Huzur Yayınevi) Ve Riyazüs Salihin (8 Cilt)’Den İstifade Edilerek Hazırlanmıştır.

Kaynak sahiplerine teşekkürü bir borç bilir böyle hayırlı çalışmaların Müslümanlara faydalı olmasını Allahtan dilerim.

 


KOMŞULAR VAR

Komşular var şeker gibi, mis gibi

Komşular var, serap gibi, sis gibi

Komşular var, gelir geçer ses gibi

Rabbim bize iyi komşu nasip et!

 

Komşular var mahalleye yararlı

Komşular var, fakir veya paralı

Komşular var, memlekete zararlı

Rabbim bize iyi komşu nasip et!

 

Komşular var, derde deva olurlar

Komşular var, sana feda olurlar

Komşular var, başa bela olurlar

Rabbim bize iyi komşu nasip et!

 

Komşular var, ana baba kardeştir

Komşular var, hakiki dost, sırdaştır

Komşular var, yürekleri bir taştır

Rabbim bize iyi komşu nasip et!

 

Komşular var, değer katar emeğe

Komşular var, ağu katar yemeye

Komşular var, ah! komşudur demeye

Rabbim bize iyi komşu nasip et!

 

Komşular var, komşu için post olmuş

Komşular var, delilere mest olmuş

Komşular var, nebilere dost olmuş

Rabbim bize iyi komşu nasip et!

 Komşular var, yalnız Hakk'a inanır

Komşular var, menfaate dolanır

Komşular var, cennette de aranır

Rabbim bize iyi komşu nasip et!

 

Komşular var, birbirlerine vâris

Komşular var, birbirlerine haris

Komşular var, birbirinden habersiz

Rabbim bize iyi komşu nasip et!

 

Komşular var, birbirlerine muhtaç

Komşular var, birbirlerine ilaç

Komşular var, fakir, yoksul ve de aç

Rabbim bize iyi komşu nasip et!

 

Komşular var, ölse üstteki, altı duymaz

Komşular var, birbirini hiç tanımaz

Komşular var, küs ve dargın, konuşmaz

Rabbim bize iyi komşu nasip et!

 

Komşular var, sevince ortak olan

Komşular var, üzüntüyü paylaşan

Komşular var, kötülüğe uğraşan

Rabbim bize iyi komşu nasip et!

 

Komşular var, komşuluk hakkın bilir,

Komşular var, ne de güzel geçinir

Komşular var, birbirini incitir

Rabbim bize iyi komşu nasip et!

 

                           Ömer MENEKŞE

Faniden bakiye giden kervanda,

Muhabbetle menzil almak ne güzel.

İmtihan diyarı şu koca handa

Hayırlı bir komşu olmak ne güzel

Hakkı ŞENER ( Bilecik-Osmanlı Camii İmam Hatibi)    

 

• Kötü komşudan evinizi, kötü arkadaştan ziyaretinizi uzak tutunuz. (Hz. Ebu Bekir (r.a.))

 

• Ey oğul! Komşularına saygılı ol. Komşu kadınlarının büyüklerini ana, orta yaşlılarını kardeş, küçüklerini kızın say, onlara o gözle bak ki, iyi hareket etmiş olasın. Hürmet insanın kendi elindedir. Hürmet edersen hürmet bulursun. (Ebû Hureyre (r.a.))

 

• "Bazı komşu ‘ekmek' gibi her zaman lâzımdır. Kimileri ‘ilaç' gibi bazen gereklidir. Bir kısmı da ‘dert' gibi hiçbir zaman lâzım olmaz. Hep uzak kalınmasında maslahat/fayda vardır." (İmam Gazzali)

• Komşunda gördüğün bir ayıp emanettir, onu kimseye söylemeyesin. (Abdülkerim Cili)


• Komşu hakkı, Allah hakkıdır. Komşu hakkına dokunulmaz; emanete hıyanet edilmez. ( Hacı Bektaş-ı Veli)


 

 


Yorumlar - Yorum Yaz
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam1
Toplam Ziyaret77526
SEÇME YAZILAR