• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

İTİKAF

İTİKÂF


Değerli Gönül Dostlarım!

 

Sizlerle Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in, Sinop’umuzda unutulmuş veya unutulmaya yüz tutmuş bir sünnetinden bahsetmek istiyorum. Bendeniz eski hizmet yerimiz olan Dikmen ilçemizin Yumaklı Köyünde, bizden önce imam hatiplik yapmış olan Şaban Aydın hocamıza itikâf yaptırıyordum. Camimin imam odasını ona tahsis etmiş on gün yiyeceği, içeceği, giyeceğini ve tüm ihtiyaçlarının teminini üzerime almış bu sünnet yerine getirilmişti. Bu iş gönül işi. Ama maalesef şu anki hizmet yerimde bu sünneti yaptırabileceğim cemaatimden bir kimse yok gibi. Sinop’umuzda bu sünneti yerine getirecek çok değerli büyüklerimizin, din kardeşlerimizin var olduğuna inanıyorum. Ramazan-ı şerif ayının son on gününe yanaşıyoruz. Belki vicdanlı birileri çıkar da güzel Sinop’umuzda bu Peygamber sünnetini gerçekleşir ümit ediyorum. Çünkü bu sünneti bir kimsenin ihya etmesi tüm Sinop’lu Mü’minleri vebalden kurtaracaktır. Onun için vicdanlara seslenmek istiyorum. Birileri bu işe ön ayak olsun ve bu sünnet yaşatılsın temennisinde bulunuyorum.

 

İtikâf ibadetinin fıkhı yönü:

 

İtikâf: Ramazan-ı Şerif ayı’nın son on gününde beş vakit namaz kılınan cami veya mescitte kapanarak kişinin mesaisini itikâf niyetiyle yalnızca ibadete tahsis etmesidir. Kadınlar, kendi evlerinde mescit kabul edip daima namaz kıldıkları yerde itikâf niyetiyle ikamet ederler.

İtikâf, Hira’yı yeniden yaşamak ve yüreğe yolculuktur. Böyle yolculukta tensel hazza yer yoktur.

 

İtikâf, kitap ve sünnetle sabittir.

 

Kitap ile sübutu: وَلَا تُبَاشِرُوهُنَّ وَاَنْتُمْ عَاكِفُونَ فِى الْمَسَاجِدِ Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın.(Bakara s.2/187)

 

Sünnet ile sübutu: Peygamber Efendimiz (s.a.v) ‘in Orucun farz olmasından itibaren ömürlerinin sonuna kadar Ramazan-ı Şerif ayının son on gününde itikâf ettikleri sabittir.

Hz. Ayşe (r. anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v) vefat edinceye kadar Ramazan’ın son on gününde itikâfa girer ve derdi ki: “Kadir Gecesi’ni son on günde arayın.” (Buhârî, Fadlu Leyle-i Kadr 3, İtikâf 1, 14)

Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor: “Hz. Peygamber (s.a.v) her Ramazan’da on gün itikâfa girerdi. Vefat ettiği yılda ise yirmi gün i’tikafa girdi.” (Buhârî, İ’tikaf 17; Ebu Dâvud, Savm 78)

 

İtikâf üçe ayrılır:

 

1-Vacip: Nezrolunan itikâftır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur.’’Her kim Allah’a itaati (gerekli kılan bir hayır ve ibadeti) adarsa,adağını yerine getirerek itaat etsin.Her kimde Allah’a karşı masiyeti (gerektiren bir iş) adarsa ,Allah’a asi olmasın.(O adağı yerine getirmesin) (Tecrid-i sarih tercemesi,12/237,238)

2-Sünnet-i Müekkede ale’l kifaye: Ramazan ayının son on gününde olan itikâftır. Bir beldede bir kişi itikâfa girmekle diğerlerinden sünnet sakıt olur.

3-Müstehap: Bu ikisinin dışındaki ise müstehaptır. Nafile olarak niyet edilen itikâftır. Muayyen bir zamanı yoktur. Hatta mescide girip çıkıncaya kadar niyet edilse sahih olur.

 

İtikâfın erkânı üçtür.

1-Cami veya mescitte beklemek,

2-Mescit veya cami

3-İtikâf eden şahıs.

İtikâf niyetiyle camiye Ramazan-ı Şerif ayının son on gününde giren bir kişi itikâfı bozarsa, sair ayların birinde on gün oruç ile beraber itikâfı kaza eder.

 

İtikâfın şartları:

 

1-Niyet. Niyetsiz itikâf sahih değildir.

2-Beş vakit namazda ezan okunup namaz kılınan camide olmak.

3-İtikâfla oruçlu olmak.

4-Müslüman olmak.

5-Akıl – baliğ olmak.

6-Hayız, nifas ve cünüplükten temiz olmaktır.

 

 İtikâfın adapları:

1-Hayırdan başka bir söz söylememek, dinlememek.

2-İtikâf halinde iken sadece Kur’an-ı Kerim okumak, Hadis-i şerifler okumak, tespih ve ilimle meşgul olmak, Siyer-i nebi ve diğer Peygamber Efendilerimizin hayatlarını ve kıssalarını anlatan eserleri okumak.

3-Dünya meşguliyetlerinden nefsini uzaklaştırmak gerekir.

4-Nefeslerini bile ibadete hasredip melaike-i kirama benzemektir.

5-İtikâf eden büyük bir kapıda duran lisan-ı hal ve kalbiyle af, mağfiret, rıza ve ihsan isteyen bir sail olmalıdır.

 

İtikâfı bozan şeyler:

 

1-Özürsüz camiden çıkmak,

2-Cima etmek, itikâfı bozar.

 

 Değerli dostlar!

İhlâs ile itikâf yapan Mü’min, bir süre dünya işlerinden ayrılarak Allah-u Telalaya yönelir. Düşmanı olan şeytanın şerrinden en sağlam kaleye sığınmış, Allah’ın evi olan camide onun sonsuz rahmetine iltica etmiş olur. Bu durumda olan Mü’min, Allah’ın evinde onun misafiridir. Ev sahibine layık olanda misafirine ikramda bulunmaktır. Âlemlere rahmet olan Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v),vefat edinceye kadar Ramazan-ı şerif ayının son günü itikâfa devam etmiştir. Kim Peygamber Efendimiz (s.a.v) gibi Ramazan-ı Şerif ayının son on günü itikâfta olursa bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini de itikâfta iken idrak etmiş olur ki, o kişiyi tarif edilemeyecek derecede büyük bir manevi kazancın sahibi olmuş olur.

Selam hidayete tabi olanlara olsun….

 

 

 ‘’Unutulan Sünnet İtikâf’’

 

2.125***وَاِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَاَمْنًا وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ اِبْرٰهٖيمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَا اِلٰى اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْمٰعٖيلَ اَنْ طَهِّرَا بَيْتِىَ لِلطَّائِفٖينَ وَالْعَاكِفٖينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ

Hani, biz Kâbe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe'yi) tertemiz tutun."Bakara süresi 2/125’’

İtikâf, Hz. Peygamber (s.a.v)’in bu ümmete bıraktığı nebevi örnekliklerden bir tanesi. İtikâf; kelime manası olarak ‘’kapanmak’’ demektir. Buradaki kapanmak esasında açılmak için kapanmaktır. Yani, dünyaya kapanıp ukbaya açılmak, maddeye kapanıp ma’naya açılmaktır. Zira biz maddeye çok açılıyor, maddeye açıldığımız kadarda ma’naya kapanıyoruz. Sadece bu kapanmak elle tutulan kapanmak değil, bazen önümüze bir kitap getiriliyor lafzına bakıyor ama manasına kapanıyoruz. Yani konu bir kitapsa, kitabın maddesi lafzıdır. Lafzına açılıyor manasına kapanıyoruz. Eğer önümüze getirilen kitap Kur’an-ı Kerim ise Kur’an-ı Kerimede aynısını yapıyoruz. Lafzına (maddesine) açılıyor manasına kapanıyoruz. Bu işte bile Kur’an-ı Kerimi bile maddeleştiriyor yani materyalleştiriyoruz. Mushaf’a açılıyor Kur’an-ı kerime kapanıyoruz. Kur’an-ı Kerimi öpüyor başımıza koyuyor ama manayı çiğniyoruz. Aslında bizden mananın yüreğini öpmemiz istenmiyor mu? Mananın yüreğinin öpmemiz için manayı fark etmemiz, fehmetmemiz, keşfetmemiz, anlamamız lazım. Görüyorsunuz varlığı (eşyayı) maddeleştirdiğimiz gibi maddeye eğilimimiz Kur’an-ı Kerimle olan ilişkimizde de devam ediyor. Onun için Kur’an-ı Kerimin maddesine doğru bir eğilimimiz var. Hâlbuki Kur’an’ın ham maddesi (selülozdan) yerden ve odun mamullerin den bitmiştir. Kur’an-ı Kerimin kerameti kâğıtta değil, kerameti arşta, arştan inen manasındadır. Hayatta her şeye yaptığımız muameleyi maalesef Kur’an’a da yapıyoruz. Onun için Ramazan ayı aslında maddileşmeden manevileşmeye, dünyevileşmeden dinileşmeye yani uhrevileşmeye geçme iklimi bir seyri sülük mevsimidir.

Hz. Muhammed (s.a.v) Medine-i Münevvere’ye hicret ettikten vefat edinceye kadar her sene Ramazan ayında itikâf yaptılar. Bazı rivayetlerde zaruret binaen bir kere yapamadılar. Ama sonra kaza ettiler diye kayıtlarda mevcuttur.

İtikâf, müekked bir nebevi uygulamadır. Efendimiz (s.a.v) itikâfı, mescid-i nebevide yapardı. Mescide bir perde gerdirir anelemizde yanına itikâfa gelirler idi. İtikâfta Efendimiz mescitten ayrılmaz, mescidi evi, evi ise mescidi olurdu. Bu manada itikâf, sırf Allaha adanmış günler manasına gelir. Bu günlere efendimiz, ibadetle, nasihatle, bilgi ile başkalarıyla paylaşımla, Allah ile kendisiyle, insanlarla ilgi ve alakayı daha iyi kurma, irtibatı artırma ile geçirirdi. Efendimiz (s.a.v) bu vesile ile dış dünyasını ve iç dünyasını tamir ederdi.

İtikâf, bir eğitimdir. Yüreğin eğitimi, aklın eğitimi, İslam cemaatinin eğitimidir. İtikâf, öncelikle insanın iç eğitimidir. İtikâf, İnsanın kendi yıkık yerlerini tamir etmesi için bir fırsattır. Bu anlamda Peygamberimiz (s.a.v) Ramazan ayının son on gün ünde itikâfa çekilirdi. İtikâfın on gün olması şart değildir. Beş günde olur. İki günde olur. Hatta bir Müslüman itikâf niyetiyle bir yere çekilse oda itikâf olur ve itikâf sevabı alır.

İtikâf, sadece bilinen yerlerde mescitlerde mi olur? Hayır. Evinizin ailenizle beraber namaz kıldığınız bir köşesinde de itikâf olur. Efendimiz (s.a.v)’in uygulaması göz önünde bulundurulacak olursa asıl olması gereken yer mescitlerde olmasıdır.

İtikaf bir eğitim seferberliğidir.Mescidi Nebiyde itikafa girenlerden dinledim.Ramazan ayının son on günü odlumu iğne atılacak yer bulamazsınız diyorlar.Halka halka,öbek öbek,kimisi kendi iç dünyasın mescidin bir direğinin arkasına çekilmiş,biri ağlıyor,biri yanıyor,biri titriyor,başka tarafa bakıyorsunuz kimi bilgi paylaşıyor,kimi hikmet paylaşıyor,kimi irfan paylaşıyor,kimi mehabbet paylaşıyor.Hiç bir şey yapılmasa insanlar birbirinin yüzüne,duruşuna bakıyor yine istifade ediliyor.Çünkü insanlar Allah için bir araya gelmişler.İtikaf insanı ayakta tutan bir ibadet.Manevi doluluğu ve doyumluluğu yaşamaktır itikaf.İtikaf hasat mevsimidir.Bir yıl tüketilecek sermayenizi kazanıyorsunuz itikafta.İtikafları değerlendirmek lazım.Bir yıl harcayacak yiyecek hazırlamak lazım.

İtikâfa nerde niyet edilmiş ve girilmiş ise müştemilatından ayrılamaz. Eğer itikaf bozulursa bozulmuş nafileye benzer. Yerine getirmek icap eder. Bir gecede olsa itikâfın hazzını almak lazım. 

Mevla’mız mutekiflerimize muvaffakiyetler lütfeylesin. Ömrümüzün en değerli anlarını itikaf anları kılsın.Bizi de hayatın nöbetini tutan bir yangın kule nöbetçisi gibi daima imanımızı muhafaza etmede muteyekkız olmamızı nasip eylesin.Amin.

 


FİKRİ ÇINAR
İMAM-HATİP


Yorumlar - Yorum Yaz
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam27
Toplam Ziyaret77797
SEÇME YAZILAR