• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

SABIR,ŞÜKÜR,SADAKAT,VEFA

(Sabır, şükür, sadakat, vefa...
İşte gerçek evlilik..)

Hifa Hatun güzel bir hanım sahabedir.

Öylesine sıcakkanlı ve öylesine samimidir ki, kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu, abisi, erkek kardeşi olanlar akraba olmaya kalkar. Onu ciddi ciddi sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler. Hifa Hatun′un methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider. Bırakın hekimleri,
tüccarları, vezirler, sultanlar sıraya girer.

Ancak o Necaşi gibi bir imparatoru bile reddeder sadece ve sadece
Allah′ın rızasını diler. Ama taliplerin ardı arkası kesilmez. Kimi
ayaklarına halılar serer... Kimi cevahirler döker... Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını önüne atanları mı?

Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile, Efendimiz(sas)′in huzuruna çıkıp "Ey Allah′ın Rasûlü" der, "Bana, cennete götürecek bir şeyler öğretir misiniz?."
Doğrusu O, Peygamber Efendimiz′in ''Gündüzleri oruç tut'' ya da ''Geceleri namaz kıl'' gibi bir tavsiyede bulunacağını sanır ama Server-i Kâinat "Önce evlenmen lazım. Zira bununla dininin yarısını emniyete alırsın!" der.

Hifa, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve "Siz kimi münasip görürseniz ben ona razıyım" der.
Mâlum, o sıradan bir hanım değildir ve onu nikahına alacak erkeğin de özel olması gerekir. Lâkin Rasûlullah
(SAV) ne kimseye ümid verir, ne de kimsenin ümidini kırar. Her zamanki gibi basit ve pratik bir çare bulur:
"Yarın sabah mescide ilk gelenle evlen" buyururlar.

Bu teklifi herkesin hoşuna gider, talipler erken kalkmak için tedbirler düşünür, kendilerince hazırlık yaparlar. Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz. Zira o fakir ve kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur. Kah ağaç altlarına uzanır, kâh mescid gölgelerine kıvrılır. Uzun boyuna rağmen o kadar zayıftır ki, rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır.

Ama bakın şu işe ki o gece Allahü teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku verir, Hifa Hatun′un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler. Rasulullah Efendimiz her zamanki gibi imsak sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi bekler. Nitekim mescidin eşiğinde bir gölge uzar
ve Süheyb içeri girer.

Rasulullah Efendimiz(sas) namazdan sonra Hifa Hatunu çağırtıp neticeyi
bildirir. Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle kabul eder. Efendimiz güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar. Sonra şanslı sahabeye döner
"Ey Süheyb, şimdi hanımına bir hediye al ve tut elinden evine götür."
Suheyb ellerini çaresizlikle iki yana açar.
"İyi ama" diye mırıldanır
"Benim ne bir dirhem gümüşüm, ne de sığınacak evim var."
Hifa Hatun kocasının boynunu büktürmez, O'na içinde on bin dirhem
gümüş olan süslü bir heybe gönderir ve
"Filanca yerdeki köşkümü sana hediye ettim" der.

Alemlerin Efendisi çok hislenir onlara hayır dualar ederler. Süheyb, o gün Medine sokaklarında dolanır durur, akşama doğru utana sıkıla konağa sokulur. Kendisi için hazırlanan muhteşem sofradan ya bir, ya iki hurma
alır ve
"Ya Hifa" der,
"Biliyorum sen benim için bulunmaz bir nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim. Ben şükretsem gerek, sen sabretsen gerek. İster misin şu geceyi taat ve ibadetle geçirelim.
Zira Efendimiz (SAV) "Cennette yüksek bir çardak
vardır. Orada yalnız şükredenlerle sabredenler otururlar." buyurdular.

Ve öyle de yaparlar. Seccadelerini gözyaşları ile ıslatır, kalplerini zikr ile
aydınlatırlar. Cebrail Aleyhisselam olup biteni Resulullah Efendimiz′e anlatır ve onları Allahü teâlânın cenneti ve cemaliyle müjdeler.

Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz, Suheyb′i yanlarına oturtur
"Ey Süheyb" buyururlar
"Geceki halini sen mi
anlatırsın ben mi anlatayım?"

Süheyb gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle
"Allah′ın Rasulü en iyisini bilir" cevabını verir. Efendimiz(sas) onlara
"Ne mutlu size"
gibilerinden bakar, "İkiniz de cennetliksiniz ve Allahü
teâlâyı göreceksiniz!" buyururlar.
Süheyb derhal secdeye kapanır ve
"Ya Rabbi!" diye yalvarır, "O ki beni mağfiret ettin, günahlara bulaşmadan canımı al!"
Allahü teâlâ bu yanık duayı kabul eder, Suheyb, secdede kalakalır. Mescidde bulunanlar ağlamaklı olurlar.

Rasulullah Efendimiz
"Size daha şaşılacak bir şey söyleyeyim
mi? Şu anda Hifa Hatun da ruhunu Hakka teslim etti" buyururlar.

Namazlarını, yüzü suyu hürmetine yaratıldığımız o Yüce Server kıldırır.

İkisini yanyana toprağa bırakırlar. Baş uçlarına küçük bir tahta çakar.

Birine "Şükredenlerden Suheyb" yazarlar,
öbürüne de "Sabredenlerden" Hifa!

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam57
Toplam Ziyaret77523
SEÇME YAZILAR