• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

ÇANAKKALE RUHU

ÇANAKKALE RUHUNU BÜTÜN BENLİĞİMİZLE HİSSETMELİYİZ


Bu hafta bahsedeceğim ve üzerinde durmaya çalışacağım milli gençlik şuuru; vatan, millet duygusunun heyecanının, sürekli ve zinde tutulması için Çanakkale ruhunu anlatmaktır. 

Yeni nesillerin dünyanın ürettiği fitne ve fesat propagandalarıyla evlatlarımızı kalben ve ruhen perişan ettiği odaklara, karşı gerilime geçirmek için kendi güzelliklerimizi ve maneviyat dünyamızı canlı tutmak ve kahramanlarımızı onlara tanıtmak yolunu seçmeliyiz.

Başka milletler kendi tarihlerinde övünebilecek kahramanları ve faziletli insanları olmadığı için Hollywood üretimli Süpermen ve Örümcek Adamlarla hayali kahramanlarla nesillerini ve dünyayı kandırmaktadırlar.

Bizim tarihimizde ise kütüphanelere sığmayacak kadar gerçek kahramanlarımız ve dünyaya ışık saçan ilim adamlarımız vardır.

Çanakkale ruhu, bunlardan tarihi itibariyle neslimize en yakın olan destanımızdır. Atalarının ve dedelerinin gelecek kuşaklar için yapmış oldukları fedakarlığı bilmemek onları tanımamak bir vefasızlık olmakla beraber büyük bir nankörlüktür. Hem atalarına karşı nankörlüktür hem Allah’ın nimetlerine karşı bir göz yummaktır. Nimetin elden gitmesine sebebiyet verir. (EĞER NİMETLERİMİ ANLAR VE KIYMETİNİ BİLİRSENİZ NİMETLERİMİ ARTIRIRIM, FAKAT  NİMETLERİME KARŞI NANKÖRLÜK EDERSENİZ O NİMETLERİ ELİNİZDEN ALIRIM) ilahi mesajına karşı çok dikkat etmeliyiz. 

Onun için (hazır ol cenge eğer ister isen sulhu salah) huzur ve rahat içinde yaşamak harbe hazır olmayı gerektirir. Rehavet ve tembellik ise düşmana davetiye çıkarmaktır. Düşmana karşı hazırlanan bütün güç ve kuvvet sadece harp etmek için değildir, ona gözdağı vermek ve ürkütmek ve caydırıcılık içindir. Hiç kullanılmayan silahlar bile bu misyon için üretilir ve stoklanır düşmanın kalbine korku salmak için onlara denk gücü hep elde tutmak ve canlı tutmak ve geliştirmek lazımdır.

1915’te biz Çanakkale harbini yaşadığımız zaman dünyaya o zaman henüz atom bombası üretilip düşmemişti ama 1945’te Hiroşima’ya ve Nagazaki’ye atılan atom bombasından daha çok şehit vermiştik. 

1945 yılında katil ABD acımasızca deneme yapmak maksadıyla Hiroşima ve Nagazaki’ye dünyada ilk defa üretilip ve atılan atom bombasıyla 270 bin insanı acımasızca yok etmiştir. Zaten geçmiş tarihi ve kuruluşu Kızılderililere yaptığı katliamlarla sabıka kaydı en yüksek olan bir devlettir. Biz de Çanakkale muharebesinde o gün atom bombası atılmamasına rağmen, atom bombası atılan Japonya kadar şehit vermiştik. Çanakkale’de dünyanın bütün acımasız Avrupa kuvvetleri elbirliğiyle gelip, Anadolu topraklarına hücum etmek için Çanakkale’ye hücum etmiştir. Ve o günün atom bombasından daha şiddetli bir yüklenme ile bombardımanla 300 binden fazla şehit vermiştik.

İşte bu acımasız ve gaddar inançsız Batı kültürü ve insanlık anlayışı bu derece dünyaya büyük acı ve gözyaşları getirmiştir. Bunları anlatmak bu gaddar milletlere karşı neslimizi canlı tutmak ve onlara karşı sanayide, medeniyette ve insanlıkta ileriye gidip teşvik etmek içindir. Onların acımasızlıklarını anlatmak mecburiyetindeyiz.

Eğer dünyaya bir adalet, hukuk ve denge sağlanacaksa alternatif bir nesil üretmek için bu kötülükleri gözler önüne serip unutturmamalıyız. Denge ve dünya muvazenesinde bir millet ve bir nesil olmaları için anlatmalıyız.

Japonya’dan 1980’de gelen bir heyet bizim milli eğitim sistemimizi inceleyerek, zamanın Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler ile görüşür ve şunu sorar; “Biz sizin eğitim sisteminizi inceledik fakat bu geçirdiğiniz büyük felaketlere rağmen milli bir tarihinizin, milli bir coğrafyanızın olmadığını gördük.”

Bakan sorar “Nedir, nasıl olması lazım?”

Derler ki, “Biz çocuklarımızı ilk eğitime başladığı zaman alır, ülkenin en yüksek teknolojilerinin üretildiği fabrikaları gezdirir dolaştırırız ve çocuklarımızın kendi milletine olan güvenini ve hayranlığının teşvik edecek kuruluşları onlara anlatırız. Daha sonra onları alır 1945’te atılan atom bombasının tahrip ettiği Hiroşima ve Nagazaki’ye açık hava müzesi gibi o perişan hali ile onlara gösteririz. ‘İşte bu kadar güzel ve güçlü olan devletimizin tekrar bu hale döndürülmemesi için düşmanlarımıza karşı tedbirlerimizi almalıyız’, diyerek onlarda bir  iç  gerilim ve heyecanını canlı tutarız.”

Önümüzdeki 18 Mart Çanakkale Şehitleri Günü için her sene 35 bin civarında ANZAKLARIN torunları Çanakkale’ye gelirler. Vatanımızı işgal için gelen saldırgan dedelerinin ruhunun heyecanını hâlâ kalplerinin derinliklerinde saklayarak bizim vatanımızı alma hayallerini diri tutmaktadırlar. 

Onların bu heyecanından bin kat fazla, biz nesillerimize Çanakkale ruhunu ve destanını hissettirmeli ve anlatmalı değil miyiz.

BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZİN RUHU ŞÂD OLSUN ONLARA LAYIK NESİLLERİ YETİŞTİRME ŞUURUNU BİZE NASİP ETSİN.

NURETTİN VEREN

 


Yorumlar - Yorum Yaz
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret77799
SEÇME YAZILAR