• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

ÇANAKKALE ZAFERİ

 18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ



“18 Mart Çanakkale Zaferi” nin 101. yıldönümü ve “Şehitler Haftası” olması nedeniyle bugünkü yazımızda; şehitlik ve gâziliğin öneminden, ecdâdımızın Çanakkale’de göstermiş olduğu üstün başarıdan söz etmeye, bu yüce duyguları anlamaya, anlatmaya çalışacağım. 

Yüce ecdâdımızın bütün savaşlara başlarken ifade ettiği önemli bir söz: “Ölürsem Şehit, Kalırsam Gâzi!” Bu söz, Müslüman milletimiz ile ne kadar özdeşleşmiştir. Bu duygulara aynen sahip olmaktan şeref duyuyoruz. Yüce ecdâdımız, vatanını düşmana terk etmediği gibi bizler de aynı şekilde,  vatanımızı düşmanlara çiğnetmeyeceğimizi şerefle ifade ediyoruz.

İnsanın kendisine sunulmuş olan hayatını; Din, Vatan, Millet, Bayrak, Nâmus gibi millî ve mânevî değerlere adaması ise, dünya ve  âhiret için en yüksek mertebelere ulaşmasına vesîledir. 

Şehit; “Allah yolunda canını veren kimseye”, Şehitlik ise; “Allah rızası doğrultusunda kişinin canını fedâ etmesine” denir. Üstat Necip Fazıl KISAKÜREK de, “Şehit, ölümsüzlük dâvâsının senedini hayatıyla ödeyendir.” buyurur. 

Şehit olan kişiye bu yüce vasfın verilmesinin üç sebebi olduğu nakledilir: 1. Cennete gireceğine şâhitlik edilmesinden, 2. Şehâdet anında meleklerin yanında bulunmasından, 3. Cenâb-ı Allah’ın mânevî huzurunda rızıklandırılacak olmasından. Bu nedenle şehitler, her türlü övgüye lâyıktır. 

Şehit ve Şehitlik, Kur’an-ı Kerîm’de övülmüştür. “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilâkis onlar diridirler, Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar.” (Âl-i İmrân, 3/169). Konuyla ilgili başka bir âyet-i kerîme ise şöyledir: “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Bilâkis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız.” (Bakara, 2/154).

Şehit olmak büyük nîmettir, büyük kazançtır. “Ey îman edenler! Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi?”  (Saff, 61/ 10). O ticaret nedir? sorusuna Kur’anî cevap: “Allah’a ve peygamberine inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihât edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.” (Saff, 61/ 11). Yani böyle bir îman ve cihât sizin için hayırlıdır. Gerçi, “Hoşunuza gitmediği halde savaş size yazıldı.” (Bakara, 2/216)  âyetince cihât zorunuza gitse de ve sevimli görünmese de hakkınızda hayırlıdır.  Netice olarak şunu söyleyebiliriz: Îman ve ümitle itaat etmek, ümitsizlik ve küfürden; cihât ve şehâdet ise esâret ve zilletten her halde hayırlıdır.

Ölmeyi şehitlik, kalmayı gâzilik sayan ecdâdımız düşman ordularını hüsrâna uğratarak esârete ‘Hayır!’ demişlerdir:                                                                                            

“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.”

Unutulmayalım ki; Vatan sevgisi îmandandır. Kurtuluş Savaşı’nda milletimizin göstermiş olduğu tek vücût mücâdele, dünyaya, bu topraklara nâmahrem eli değmeyecek olmasının en önemli mesajıdır. Düşmana karşı güçlü, tek vücût ve tek yürek olabilmek bu anlamda çok önemlidir. “Hiç şüphe yok ki Allah, kendi yolunda, duvarları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.” (Saff, 61/ 4). Bunun için cismen nîzam ile terbiye yanında, kalben niyet ve îmanların da bir kelime etrafında toplanacak samîmiyet ve kararlılıkta olması gerekir. 

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de birçok hadîs-i şeriflerinde şehitliğin önemine vurgu yapmış,  şehit olanların cennette olduklarının müjdesini bizlere bildirmiştir. “Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki her şey kendisinin olsa bile dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Sadece şehit, gördüğü aşırı îtibar ve ikrâm sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehit olmayı ister.” (Buhârî, Cihâd, 21).

Allah yolunda yaralanıp gâzi olmak ise yine şehitlik gibi yüce mertebelerden biridir. Kur’an-ı Kerîm’de bu hususta şöyle buyurulmaktadır: “De ki: Bize iki iyilikten (şehitlik ve gâzilik) başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz?” (Tevbe, 9/52). 

Kur’an-ı Kerîm ve hadîs-i şeriflerde;  Allah yolunda savaşanların övülmesi, şehitlik ve gâzilik hakkındaki müjde ve haberleri sebebiyle Türk kültüründe, “Ölürsem Şehit, Kalırsam Gâzi” tâbiri ortaya çıkmıştır. 

Şehitlik, Müslümanlara özgü bir niteliktir. Müslüman olmayanlar şehit olamazlar!.. (Dini Kavramlar Sözlüğü, DİB. Yayınları, ‘Şehit’ Md.).

Çanakkale Savaşı; vâr olup olmama savaşıdır. Bu savaş bütün dünyaya “Çanakkale Geçilmez!” dedirterek, zaferle sonuçlanmıştır. Dün ecdâdımız kendisine düşen vazifeyi yüzbinlerce şehit vererek yerine getirmiştir. Merhum Mehmet Âkif bu durumu ne güzel tasvir ediyor.
“Çanakkale önüne toplanan Ehl-i Sâlip,                                                              Karşısında bir ordu: şehit olmaya tâlip.                                                              Şehitlik üstün makam, hiçbir paha biçilmez,                                                      Kalpte îman oldukça, Çanakkale geçilmez.” 

Şehitlik ve gâzilik, insanın varabileceği en önemli manevî makamlardan biridir. Bu vesîle ile cennet vatanımız için canını vermiş azîz şehitlerimizi ve kahraman gâzilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Ruhları şâd olsun! Şu sözü de asla ama asla unutmamalıyız! “Şehitler vurulunca değil, unutulunca ölürler.” 

Milli şairimiz Merhum Mehmet Âkif ERSOY’un şu dizeleriyle yazımı bitirmek istiyorum:                                                                                                       “Zannetme ki ecdâdın asırlarca uyurdu,                                                           Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu?                                                         Üç kıtada yer yer kanayan izleri şâhit,                                                               Dinlenmedi bir gün o büyük şanlı Mücâhit.                                                       Sen ki, â’sara gömülsen taşacaksın...                                                               Heyhât, Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...                                     Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,                                                     Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.”

Rabb’imiz! Din, Vatan, Millet, Bayrak ve Nâmûs uğruna mücadele ederken şehit düşen şehit ve gâzilerimizin ruhlarını şâd eyle! Dinimiz, devletimiz ve milletimizin bekâsını sarsacak her türlü dâhili ve hârici belâlardan bizleri muhâfaza eyle! Necip milletimizden yardım ve inayetini, kuvvet ve rahmetini esirgem!..                                                                                                                

Selâm ve duâ ile…
İBRAHİM NOĞMAN

 


Yorumlar - Yorum Yaz
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam4
Toplam Ziyaret77719
SEÇME YAZILAR