• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

ANNE ve BABA CENNETİN İKİ KAPISI

ANNE ve BABA
C ENNETİN İKİ KAPISI

İbn Mes'üd'un (ra) anlattığına göre, bir adam
Hz. Peygamber'e (sav), "Amellerin en üstünü hangisidir?" diye sorunca
Peygamber Efendimiz şöyle cevap verdi:
"Vaktinde kılınan namaz ve anne babaya iyilik etmektir. Sonra da Allah
yolunda cihad etmek gelir."
(B753 4 Buhari, Tevhid, 48)

Abdurrahman b. Ebu Bekre, babasının (Ebu Bekre'nin) (ra) şöyle
anlattığını naklediyor: "Resulullah (sav), 'Size büyük günahların en
büyüğünü söyleyeyim mi?' diye üç kez sordu. Bunun üzerine biz, 'Evet, ey
Allah'ın Resulü.' diye cevap verdik. Bunun üzerine, 'Allah'a ortak koşmak
ve anne babaya isyan etmek ve eziyet etmektir.' buyurdu."
(B5976 Buharı, Edeb, 6)

Abdullah b. Amr'ın naklettiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle
buyurmuştur: "Rabbin hoşnutluğu anne babanın hoşnutluğuna bağlıdır.
Rabbin öfkesi ise, anne babanın öfkesine bağlıdır."
(Tl899 Tirmizı, Birr, 3)

Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor: Bir adam Allah Resulü'ne (sav) gelerek, "Ey
Allah'ın Resulü, kendisine güzel davranıp yakınlık göstermemi en çok
hak eden kimdir?" diye sordu. Hz. Peygamber, ''Annen." cevabını verdi.
Adam, "Sonra kimdir?" diye sorunca Hz. Peygamber yine, ''Annen. "
buyurdu. Adam, "Sonra kimdir?" diye yeniden sorunca Peygamber
Efendimiz, ''Annen." cevabını verdi. Bunun üzerine adam, "Sonra kimdir?"
dedi. Hz. Peygamber, "Sonra babandır. " buyurdu.
(B59 7 1 Buharı, Edeb, 2)

Ebu'd-Derda'nın işittiğine göre, Resulullah (sav) şöyle
buyurmuştur: ''Anne baba, kişinin cennete girmesine vesile olacak
ana kapılarından birisidir. Bu kapıdan girme fırsatını kaybetmek
ya da değerlendirmek artık senin arzuna kalmış!"
(T l900 Tirmizı, Birr, 3)

Uzun bir yolculuğun ardından Peygamberi'ni görmeye Medine'ye
gelmişti. Önce onun Allah'ın son elçisi olduğuna inandığını söyleyecek,
imanını biat ile perçinleyecekti. Sonra da İslam ile coşan ruhuna
cihadı tattıracak, canını dini uğruna feda etme arzusu ile Peygamber'in
ordusunda saf tutacaktı.

Geride ailesini bırakmıştı. Desteğine muhtaç, gözleri yaşlı anne ve babasını.
. . Belki de kalbindeki ateşi bildiklerinden, bu gidişin dönüşü olmayacağını
hissedip gönül koymuşlardı. Şimdi Peygamberi'nin karşısındaydı
işte. Niyetini anlatırken söylemeden edemedi: "Anne babamı ardımdan ağlar
bırakıp sana geldim ya Resülallah!" Dini için elinden geleni yapmaya
nasıl da azmettiğini göstermek ister gibiydi. Oysa Peygamberimizin cevabı
zihnindekileri alt üst etmeye yetmişti: "Onların yanına geri dön ve ikisini de
nasıl ağlattıysan öylece güldür! "1

"Geri dön ve anne babandan izin iste. Eğer izinleri olursa savaşa katıl, yoksa
onlara iyilikte bulun."2 buyurmuştu Efendimiz. Hatta anne babaya hizmet
için harcanacak emeği, Allah yolunda sarf edilecek gayrete benzetircesine,
"Onlar için cihad et!"3 demişti. Peygamber Efendimize, "Amellerin en üstünü
hangisidir?" diye sorulunca o şöyle cevap vermişti: "Vaktinde kılınan namaz
ve anne babaya iyilik etmektir. Sonra da Allah yolunda cihad etmek geiir."4
Hadis kitaplarının tamamı, kişinin anne ve babası ile olan ilişkilerini
düzenlemek için söylenmiş pek çok hadis ihtiva eder. Hadislerde iyilik
manasındaki 'birr' kelimesi tercih edilmiştir. Yine pek çok yerde anne babaya
karşı gelmek ve onların haklarını korumamak da bu kelimenin zıddı
olan 'ukük' kelimesiyle ifade edilmiştir. Aslında hadiste geçen 'birr', dünya
ve ahiretteki tüm iyiliklere ve güzelliklere işaret eder. Dünyada hidayete
ermiş olmak, nimet içinde olmak ve hayırlarla kuşatılmak iyiliğin değişik
tezahürleridir. Ahiret günü cennette ebedl mutluluğu elde etmek de bu
kelimenin kapsamı içerisindedir.
'Birr' kelimesi anne ve babaya gönülden bağlılığı, onların kalplerini
kırmamayı, onlara yaşlılıklarında kol kanat germeyi ifade eder. Bu davranışlar
aynı zamanda Allah'a itaatin de bir ifadesidir. Denilebilir ki ana
babaya iyilik etmek, insanı Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaya götürür.


1 D2 5 2 8 E b ü Da\·üd . Cihtıd

11 : ; - H 6 8 􀃱esai . BıaL J(l.
l tvl 2782 lbn \1 ace . Ci hac! .
1 2: l 9/ 1 9 1 Scrlııı Ibn Bcııca!.
1.\ 191.
2 02530 Ebü Davud. Cıh,1d .
3 1
3 85972 Buhari, Edeb. 3:
. 16504 \luslim. Bırr "· 4 87 5 3 4 Bu h arı , ln-hi\1 2 5 -t >.!us l i m . İman. 1 N

Bunun tersi olan isyan ise, anne babanın hakkını çiğnemek ve bağlan
koparmaktır. Zaten 'birr' kelimesinin zıddı olan 'ukük' kelimesi aslında
koparmak, parçalamak anlamına gelir. Anne babaya karşı çıkmak onlarla
olan bağı koparmak demektir. Allah Teala, anne babaya 'isyan'dan asla
hoşlanmaz.5 Alemlerin Rabbi, kıyamet gününde ebeveynine baş kaldıranın
yüzüne bakmayacak,6 onu cennetine almayacaktır.7 Peygamberimizin ebeveyne
karşı isyankar olmamayı öğütleyen cümleleri de aynı kesin üslubu
taşır. Onun, "Size büyük günahların en büyüğünü söyleyeyim mi?" buyurduktan
sonra, "Allah'a ortak koşma"nın hemen ardından "anne babaya isyan
ve eziyet etme"yi sayması gayet düşündürücüdür.8 Bütün bu uyanlarda
geçen "uküku'l-valideyn" tabiri, anne ve babaya kabalık ve hürmetsizlik
etmek, onların sözlerini hiçe saymak ve asi bir tavırla kalplerini kırmak
anlamlarına gelmektedir. Elbette ebeveynin bakımlarıyla ilgilenmemek,
ihtiyaçlarına sahip çıkmamak, onları yalnızlıklarına terk etmek ve arayıp
sormamak da bu ifadenin kapsamına dahildir.
Kur'an-ı Kerim'deki "ihtiyarladıklarında anne babaya "Öf!" bile
denilmemesi"ni isteyen ayetin,9 her yaşta, onların fikirlerine ve emirlerine
karşı gelinmemesi şeklinde yorumlandığına çoğu kez rastlanmaktadır.
Halbuki ona, ebeveyninin kimi yanlış istek ve yönlendirmelerine itaat etmemesini
söyleyen de bizzat Allah Teala'dır: "Eğer onlar, hakkında bilgin
olmayan bir şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, onlara itaat etme!"10
O halde kendisinin küs olduğu bir akrabayla iletişimini kesmesi için
evladına baskı yapan ve "sütünü helal etmeyen" bir annenin ya da ticaretinde
onun öngördüğü şekilde hileli işlere karışmadığı ve sözünden çıktığı
için evladına "hakkını haram eden" bir babanın bu isteklerini yerine
getirmek söz konusu olamaz. Her iki taraf için de Allah'a itaat asıldır ve
ilişki Allah'ı hoşnut etmekte düğümlenmektedir. Elbette evlat, ebeveynin
helal ve haram konusundaki ikazlarına uymakla mükelleftir. Zira bu, aynı
zamanda Allah'ın koyduğu sınırlara boyun eğme anlamı da taşımaktadır.
Allah'ın rızasını gözeten evlat, gerektiğinde anne babasının aleyhinde
bile olsa Allah için şahitlik edecek kadar dürüst olmak zorundadır. 11 Ancak
anne babaya lanet etmenin ve hakaret etmenin Allah'ın lanetini çektiği
unutulmamalıdır. 12 Hatta bir başkasının anne babasına lanet okuyarak
kendi ebeveynine dil uzatılmasına sebep olmamalıdır.13
İyi ilişkilerin sürdürülmesi, bazen imkansız hale gelebilir. Kimi zaman
evladın şirk ve batıl inancından kaynaklanan husumeti,14 

5 l)2842. I'.bu D{ı vCid, Dalıayci
2 0 -2 l N42.l7 Ncsal , Akika,
l.
6 "- 2 5<)3 N,c;aı, Zek.it, 6q. 1 '\, '5 (1 7 5 "it:sa\, Esı ıbe, 46,
l hl 2 l 2 5 D a r i m i , Eş ri he , 5 s 1519/6 Ruhar\ , Edeh, 6 ,
1 2 30 1 rirmızl, Selı adet, 2 .
9 \sra, 1 7/ 2 3 ıo ·\n kchüt, 29/8: Lokman,
3 1 / l S
ı ı Nt'>ii, 4/ 1 35 . 12\ls124 'vluslim, Eda hl, 43:
H\1 LH7'1 lhtı H,ın brl , l/2 l7.
1 3 J ) 'S H l Ebü Dav üd, 1:'.deb .
. 1 9- 1 20; T l902 Tırmiz\,
Bırr, 4.
1 4 Tegabun. 64/ 14.

kimi zaman da anne babanın kini15 iyi ilişkilerin zeminini yok eder. Bu durumda
insanın, "Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve
kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar
zalimlerin ta kendileridir. "16 ve "Cehennem ehli oldukları açıkça belli olduktan
sonra, yakın akraba olsalar bile, Allah'a ortak koşanların bağışlanmasını dilemek
artık ne Peygamber'e yaraşır ne de iman edenlere!"17 ayetleri gereği, onlar
için yapabileceği hiçbir şeyi olmayabilir.18
Dolayısıyla, anne ve babaya iyiliği tavsiye edip, onları kötülükten alıkoymaya
çalışmak da evladın vazifesidir. Arada bulunan yaş ve statü farkı,
bu görevi samimi ve nazik bir şekilde yerine getirmeye engel değildir. Bu
konuda bıkmadan ve kabalaşmadan babasını doğruya çağıran19 ama onun
oldukça ağır tavırları sonucunda uzaklaşmak zorunda kalan20 "babamız
İbrahim"21 en güzel örnektir.
Aslında insan her konuda olduğu gibi kendi anne babasına karşı gösterdiği
tavırla da çocuklarına örnek olmaktadır. Bir bakıma ileride kendisine
nasıl davranacaklarını onlara öğretmekte, geleceğine yatırım yapmaktadır.
Elbette, "İyiliğin karşılığı olsa olsa iyiliktir."22 Enes b. Malik (ra)
tarafından rivayet edildiğine göre, Resü.lullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Bir genç bir ihtiyara yaşlı olmasından dolayı ikramda bulunursa, Allah, yaşlandığı
zaman kendisine ikramda bulunacak bir kimseyi kendisine hazırlar. "23
Evlat, vaktiyle kendisine kötü davrandıkları için anne babasına bu hatayı
ödetme ve ihsan görevini yok sayma hakkına sahip değildir. Bu noktada,
"Tavrımızı diğer insanlara göre ayarlarız: Herkes iyilik ettiği sürece, biz de iyilik
yaparız. Ama başkaları eziyet edince, biz de buna eziyetle karşılık veririz.' diyen
sıradan insanlar olmayın!"24 tavsiyesi son derece dikkat çekicidir. Aksine
bencillik bir tarafa bırakılarak, Rabbimizin tavsiyesine kulak verilmelidir:
"İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel yolla sav! İşte o zaman seninle
arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost haline gelir."25
O

halde evlat iken bir gün anne baba olacağını unutmamalıdır insan. Tıpkı
anne baba iken bir zamanlar genç olduğunu unutmaması gerektiği gibi!
Rabbimiz, insanoğlunu sınamak için bir süreliğine dünya hayatını
var etmiş26 ve anne babayı bu hayata gelişimize vesile olarak seçmiştir. Bir
canın bedene bürünmesi için Adem babamız ve Havva annemizden beri 27
nice anne babanın yollarını kesiştirmiş, hayatlarını birleştirmiştir. 28
Hiç kimseye anne babasından vazgeçme veya evladını başkasıyla değiştirme
gibi bir imkan verilmemiştir. Dahası bu bağı inkar edene, 

1 5 f-.1cryrnı . 1 9/4fı; 1"3189
rirmizi , Tef􃙩ını'l-Kur .ı ı ı .' ı
I6 Jrvbe. 9/2 ' 1'..lüdiclrk
58/2 2 .
11 Tcvbc, 9/ 1 l 3
1B T 3 l 0 1 Tırın i z ı , Tc ;,ıru ! Ku
r' a n , O: H !v i 7 7 I J b n
1Harıhd, 1. 99 9 Fn'am. 617-+ f-ııhıya ,
2 1 152 20 Tcvhc, 9/ 1 1 4.
2 1 ll ac, 2 2178. ıı Rahman 55/oü.
23 T2022 Ti rmızi, Bi rr, 75
24 T2007 Tırrıı ı ;:l f􀀮ırr (·3
25 fussı leı , 41 /34 Ra'd ,
1 V 2 2 tvııı'minü r ı . 2 V96
26 M u l k , 67/2.
27 Araf, 7/27. 28 Mu'rn i n ü n . 2 31 1 2 - H;
Mürsel a• 1 7120-2 3.

''Her kim babasından başkasına -onun kendi babası olmadığını bile bile- nesep iddia

ederse, bu kişiye cennet haramdır." hadisinde belirtildiği gibi cennet haram
kılınmıştır. 29 Anne karnında iken bir bağ ile başlayan bu birliktelik, kordon
kesildiği halde ömür boyu devam ettiği gibi, ölümden sonraya,30 hatta
ahiret yurduna dek uzar.31 Soluk alıp verdiği sürece ebeveyni ile acısıyla
tatlısıyla bir hayatı paylaşan insan, ölümlerinin ardından onları hatıralarda
yaşatmaya çalışır. Anne baba ve çocuk arasındaki bağın bu daimi
niteliği, hayatı derinden etkiler. Kimi insan kendini evlatları ile anlamlandırır.
Her şeyini çocuklarına adarken neredeyse kendi varlığını unutur.
Malıyla birlikte oğullarını anlatırken göğsü gururla kabarır.32 Gücünün
bir parçası, heybetinin göstergesi sayar onları. Öte yandan kimi insan da
anne babası ile kendi varlığına değer biçer. Kararlarını, hayallerini, planlarını
hep anne babasıyla şekillendirir. Kendini tanıtırken onların adını
anmadan edemez. Onların yoluna sıkı sıkıya bağlanmanın ve sırtını sağlama
dayamanın rahatlığıyla hayata meydan okur.33 Soyu ile gururlanmayı
öylesine ileri götürür ki, mezarlardaki atalarının sayısını hesaplamaya
başlar. 34 Peygamberimizin, ''Ameli kendisini geri bırakan kimseyi, nesebi (soyu
sopu) ileriye götüremez."35 cümlesindeki gerçek ile yüzleşmek istemez. Oysa
insanoğlu, evladına bel bağlarken de ebeveynine yaslanırken de "hiçbir
babanın çocuğuna, hiçbir çocuğun da babasına fayda sağlayamayacağı bir
günün"36 geleceğini unutmuş gibidir.
Bu çerçevede, "Rabbin hoşnutluğu anne babanın hoşnutluğuna bağlıdır.
Rabbin öj1ıesi ise, anne babanın öfoesine bağlıdır."37 hadisi, üzerinde iyice düşünülmesi
gereken bir hadistir. Çocuklar ve anne babaları arasındaki ilişki
Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için bir vesile kabul edilirken, insanın
dünyevi arzuları çerçevesinde bunu bir maddi ilişkiler ağına dönüştürmesi
şaşırtıcıdır. İnsan, sevdikleriyle kurduğu ilişkinin Rabbine olan ilgisini
köreltmemesi yolunda, "Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi,
Allah'ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların
ta kendileridir. "38 şeklinde ilahı bir ikaz alır.
Aslında anne baba ile çocuğun birlikteliği değerli olduğu kadar zorlu
bir sınavdır. 39
Çocuğun aileye katılmasını takip eden ilk yıllarda kuşkusuz ilişkinin
rengini belirleyen ve yükünü omuzlayan, anne babadır. Yavrularının
hayatla yeni tanıştığı ve yardımsız yaşayamadığı bebeklik, çocukluk hatta
ergenlik dönemlerinde ihtiyaçlarını karşılama görevini onlar üstlenir. 

29 13676 6 Buh ,lri , Fcrüız, 2 9 .
M21 8 Mi.ıs l i rn, Irnaıı . 1 1 3:
'-1 2 1 9 Müsl im, lnıan, 1 14.
ıo \1422 3 Müsl i m , Vasıyyct ,
14, D ".i l42 Ebu navüd, Ecleb
1 1 9
3 1 Ra'd , U/2 3
32 Meryem . 1 9//7; l-1,ıdid.
5 7/2 0 ; Kalem , 68/ H
33 Maıde, 5/ 104; Lokm a n ,
3 1/2 ı
34 Te kasü r. 1021 1 -2 .
3 s rvı c􀁝 8 5 3 Muslı m . lıkır, 3 8 ;
0 3 6 4 3 E b u Davud, l lını , l
36 Lokman , 3 1 / 3 3 ; .':;ıuara,
26/88
37 1 L 899 Tı rırnzi, Bı rr, ·\
8$7830 Beyh aki , Şuühı '/ımcl11.
V l , 177
38 t\l u n a fı k ü n , 63/9
39 fıı fi'ı l , 8/2 8 ; Tcgabün
6-+/l 5 .

Aile içi dengeleri korumada çocuğa düşen pay her geçen gün artsa da, uzunca

bir süre haklan sorumluluklarından fazla olacaktır.
Bir gün aile olma bilincine erişmiş olgun bir birey olarak ebeveyninin
karşısına çıktığında, artık ilişkinin gidişatında o da söz sahibidir. Böylelikle
iki taraflı emeğe ve sağduyuya ihtiyaç duyan yeni bir dönem başlar. Çocuğun
da yetişkin olduğu hatta belki de anne ya da baba olup bir taraftan da kendi
çocuklarıyla ilgilendiği bu dönemde bağlılık daha çok anlam kazanır.
Ve hayatın son deminde ebeveynin yetkili ve dirayetli günleri sona
ermiş, çocuk için ilişkinin ağırlığını yüklenme zamanı gelmiştir. Bir bakıma
ektiklerini biçmeye başlayan anne baba her zamankinden çok şefkat
ve anlayış beklerken, evlada düşen, günbegün hassaslaşan bu iki kalbe
en nazik şekilde davranmak ve böylece Peygamber bedduası almamaktır:
'f\.nne babasından birisinin ya da her ikisinin ihtiyarlığında yanlarında bulunup
da, cennete girmeyi başaramayanın burnu yere sürtülsünf''
Ebeveynin evladın yaşına ve durumuna göre değişen sorumlulukları
hayat boyu devam eder, ancak yaşlandıklarında anne babaya bakım ve ilgi
gösterme rolü evlada intikal etmiştir. Bu sebepledir ki, Allah Teala, "Rabbin,
sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babaya iyi davranmanızı kesin bir
şekilde emretti. Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın
onlara 'Öf!' bile deme, onları azarlama, onlara saygılı, güzel söz söyle. Onları
esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kol kanat ger ve 'Rabbim! Onların beni
küçükken sevgi ve şefkatle büyüttükleri gibi, sen de onlara merhamet eyle.' diyerek
dua et.''41 buyurmaktadır. O halde, kendi hayat telaşından anne babasını
ihmal etme ya da onlara karşı yeterince hoşgörülü olamama ihtimali
bulunan evlattan asıl beklenen, iyilik yapmasıdır.
Allah Resulü mağaradaki üç gencin hikayesini ashabına anlatmış,
anne babaya yapılan iyiliğin, mağaranın ağzını tıkayan kayayı bile nasıl
parçalamaya muktedir olduğunu öğretmiştir ashabına: Üç kişi yürürlerken,
yolda yağmura tutuldular. Dağda bir mağaraya sığındılar. Fakat dağdan
kopan bir kaya, mağaranın ağzına yuvarlanıp onları içeride sıkıştırdı.
Bunun üzerine onlardan biri diğerlerine, "Bakın bakalım sırf Allah'ın rızasını
kazanmak için yaptığınız amelleriniz var mı? Onları anmak suretiyle
Allah'a dua edelim. Belki bu sayede Allah mağaranın kapısını açar." dedi.
Bu teklif üzerine onlardan biri anlatmaya başladı: "Allah'ım! Benim
ihtiyar ana babam vardı ve çocuklarım küçüktü. Ben sürü otlatarak onları
geçindirirdim. Akşamleyin otlaktan dönüp eve geldiğim zaman 



süt sağar, çocuklarımdan önce ana babama süt içirirdim. Bir gün uzakta bir

otlağa gitmiştim. Akşam oluncaya kadar sürüyü getirememiştim. Geç vakit
geldiğimde onları uyumuş halde bulmuştum. Her zamanki gibi sütleri
sağdım ve kabıyla getirip başuçlarında dikildim. Onları uykularından
uyandırmaya kıyamıyordum. Onlardan önce çocuklarıma süt içirmeyi de
uygun görmedim. Çocuklar ise ayaklarımın dibinde açlıktan sızlanıyorlardı.
Onlar uyurken, gün ağarana kadar bÜtün geceyi böyle dikilmekle
geçirdim. Şüphesiz Allah'ım! Sen bilmektesin ki, ben bunu sırf senin rızanı
kazanmak için yapmıştım. Bundan ötürü bizim için mağaranın ağzında
bir gedik aç da, oradan gün ışığını görelim! "
Allah onlara gün ışığını görecekleri kadar bir gedik açtı. İkinci kişi
samimi şekilde yaptığı iyiliği anlatır anlatmaz gedik büyüdü, mağaranın
içi ışıkla doldu. Sonuncu kişi yaptığı iyiliği anlatmayı bitirir bitirmez mağaranın
ağzı tamamen açılmış oldu.42
Rabbimiz önceki ümmetlerden olduğu gibi43 bizden de anne babaya
iyilik ve ihsanda bulunmayı ısrarla ister. Bunu, "sadece kendisine kulluk
etme" buyruğu ile birlikte zikretmesi ise44 etkileyicidir. Çünkü Yüce
Yaratıcı'nın yoktan var etme, nimet verme, esirgeyip koruma ve merhamet
gösterme gibi vasıflarının ilk günden itibaren insan üzerinde tecellisi anne
baba eliyle gerçekleşir. Ve böyle bir aracılığı üstlenmiş olmaları bile, tevhide
inanmış gönüllerin, velinimetleri olan ebeveynlerine güzel davranmaları
için yeterlidir.
Peygamberimiz, evlat uğruna harcanan emeği anlatırken, "Hiçbir evlat
ana babasının hakkım ödeyemez. Ancak onu köle olarak bulup satın alır ve azat
ederse belki!"45 buyurmaktadır. Bu noktada ebeveynine karşı iyi davranması
emredilen insana, aklının ermediği zamanların hatırlatılması gayet
dikkat çekicidir. Annesi onu ne zahmetle taşımış, dünyaya getirmiş ve
beslemiştir!46 Bir yaşlının da çocuk gibi bakıma ve şefkate muhtaç olduğu
göz önüne alınırsa, şimdi, "Bana ve anne babana şükür/teşekkür et! '147 buyruğunun
muhatabı olarak vefa borcunu ödemenin tam zamanıdır.
Evet, insanı ilk sarmalayan kucak, anne kucağı adeta cennet bucağıdır.
Annesinin onu dünya hayatına taşırken ne kadar yorulduğundan
habersiz, bu kucakta huzuru ve güveni öğrenir bebek. Allah, Firavun'un
sarayı gibi lüks içinde büyüyebileceği bir ortamda bile, sırf bu nimetten
mahrum kalmaması için Hz. Musa'yı annesine kavuşturmuştur.48 Annenin
sütüyle beslenip terbiyesiyle büyüyen insan, ömrü boyunca onun 

42 622 1 5 Buharı, Buyü', L18
M 6 0 i- LJ Mü􀁮ltm, Rtk:ık, 1 0 0 .
43 füıkar􀁯 . 2183
44 \,! i s:i . --f/3 6 : E n · 􀀥'ı nı . ô/ l 'i l ,
l sra , 1 71 2 3
45 M 3799 Musl ı rn , [ L k , 2 "i :
T l 9 0 6 T i r m i : T , B i rr , ti
46 Lo k ırnrn . 3 1 / H : A h k <"i !.
-+ 61 1 5
47 L o km an. 3 1 / H .
48 Kasc 1 􀁰 . 2 8/7

desteğini yanı başında hissetmek ister. Adı fedakarlık ve sevgi ile özdeşleşen bir
anne ise, Sevgili Peygamberimizin ifadesiyle "kendisine iyilik yapılmasını
en çok hak eden kişi" dir.49 Allah Resulü, farklı bir dine mensup olsa bile
çocuğu ile güzel bir ilişki sürdürmek isteyen anneye engel olunmaması,
hatta evladın ona izzet ve ikramda kusur etmemesi gerektiğini belirtir.50
İyiyi ve doğruyu öğütleyen bir annenin karşısına dikilip isyankar bir tavır
ile saygısızlık etmeyi kesinlikle yasaklarken,51 cennetin anneye bir adımlık
mesafede olduğunu hatırlatır.52
Diğer taraf tan bir çocuk için baba, hayatın sıkıntılarıyla baş edebilme
yolunda en yakın örnek ve dayanaktır. O, sadaka ecriyle evine rızık taşımasıyla
da,53 her türlü olumsuz etkiye karşı ailesine siper olmasıyla da54-
Peygamberimizin övgüsüne mazhar olmuştur. Babalık, sadece evladının
sırtını giydirip karnını doyurmak değildir elbet. Aynı zamanda ömür
boyu kendisine nispet edilerek çağrılacak olan55 bu emanet için titreyen
hassas bir yürektir.
Zaman zaman müsamaha, güler yüz ve şefkat anneye atfedilirken;
baba, disiplin ve ciddiyet ile tarif edilir. Halbuki Kur'an'da engin bir sevgi
ve özlem beslediği yavrusuna kıyamayan Hz. İbrahim56 ve Hz. Yakub57
gibi içli babaların anlatılması gayet manidardır. Evlat ise, Allah yanında
duası reddedilmeyen58 böyle bir babaya sırtını dönüp terk etme hakkına
asla sahip değildir.59 Çünkü o, en kısa tanımlamayla, babasına aittir.60
Allah, bir peygamberini överken bile ebeveyni ile güzel geçinmesine
dikkat çekerek, "O (Yahya), Allah'tan sakınan, anne babasına iyi davranan
bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi. " buyurur.61 Evlattan iyilik beklerken
de çeşit sınırlaması getirmez. Her türlü iyiliğin kendisi yanında makbul
olduğunu belirtircesine, hem "Öf! " dememe ve azarlamadan güzel konuşma
gibi sözlü iyilikleri,62 hem de kollayıp gözetme ve maddi destekte bulunma63
gibi fiili iyilikleri zikreder. Dolayısıyla Rabbimizin bu konudaki
emrini yerine getirmek için ihtiyaçlara ve içinde bulunulan şartlara göre
değişebilecek sayısız seçenek vardır; yeter ki evlat istesin! Dahası, anne
baba için yapılabilecekler hayatta oldukları süreyle sınırlı değildir. Ebeveynine
ihsanda bulunmaya azmetmiş bir evlat, onların ardından adlarına
sadaka verebilir,64 adaklarını yerine getirebilir,65 dua edip bağışlanmalarını
dileyebilir,66 hatta hac veya umre yapabilir.67 Böylelikle anne babası, hayırlı
bir evlada sahip olmaları sayesinde öldükten sonra da amel defterleri
kapanmayan kimselerin arasına girebilecektir. Allah Resulü, "İnsan öldüğü

49 BS97 l Buhari, F:ck h , 2,
\!16'500 i\ 1 us l ı ııı , Bırr, 1 .
50 85978 Buh üri , rclı·h ı,
M 2 3 2 5 Miısl ım Zck
87292 Buh ari , Tti;,am, .3 .
52 ' 3 1 06 1\Jesai , C ı h 53BSS Btılı.:lri, i m:ın +ı ,
M 2 3 2 2 J\lusl ı ın , /'.c k:u, 48 .
54 D47 7 2 l:bü Da\'Ud
'.:ıün n e t , 2 8 29 ; N4099 \)es:ıı
Muharebe , 2 3
55 Ahzalı, TV'i: B5088
Buhari , N i ka h , 1 6
56 S
57Yü;,uf, 1 2/94
58 Dl 536 Ehü n.1\' Ud, \ ıt ı, 29; 1 34 4 8 ·ı irmı;:ı f􀂁e.wJt ,
47.
59 B 6768 13uhari , ı crai .. 29
60 D35 30 l ·hu Dfı,·iıd ı􃘵uyu'
77
61 J\1erycm , l ll/ ! 4, 1 2
62 l sra , 17/2 3 -24.
63 Babra , 2/ 1 8 0 ; , 'ı<ı -tnc1
64 M4220 􀀭'1usl ı ın , \'J5ı; )'l,,
1 2
65 B27fı l Bulıari, \'c;,,t)',1, l Y
66 D '5 142 tbü J)a\ üd, h.kb
1 1 9 - 1 20 ; l \1 3 6 6-1 lhn '- l al·e ,
Edl'b, 2 .
67 D l H JO Ebü D:i.nıd,
Menasik, 2 5 ; T9 30 I ı rnı ı : ı ,
H ac , 87

zaman ameli sona erer. Üç şey (bundan) müstesnadır: Sadaka-i cariye (jaydası
kesintisiz devam eden sadaka), kendisinden faydalanılan bilgi, ona dua eden salih
evlat."68 diye müjde vermektedir.
Babasının hatırasını yaşatan vefakar bir evlat olmayı isteyenlere Hz.
Ömer'in oğlu Abdullah güzel bir örnektir. O, Mekke yolunda karşılaştığı
bir bedeviyi selamladıktan sonra kendi bineğine bindirmiş ve başındaki
sarığı çıkararak hediye etmiştir. Yanındakile􀘀 bu hürmetkar tavra şaşırıp,
aslında bir bedevinin daha az iltifatla da mutlu olabileceğini söyleyince,
"Bu adamın babası, babamın yakın dostuydu." demiştir. Elbette Abdullah
b. Ömer'in böyle davranmasına sebep olan Sevgili Peygamberimizin şu
sözüdür: "İyiliklerin en iyisi, evladın baba dostlarını ziyaret etmesidir.'169
Unutulmamalıdır ki Peygamber Efendimiz, "Anne baba, kişinin cennete
girmesine vesile olacak en yüce kapılardan birisidir. Bu kapıdan girme fırsatını
kaybetmek ya da değerlendirmek artık senin arzuna kalmış! "70 buyurmuştur.
Duamız her zaman, "Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana babamı ve
inananları bağışla. "olmalıdır. "71

6Bt\H,U') l\ l u '-'l l tıı . \.ı:.I}"l'L't
l '+· f)2􃘩hl1 1 l L< f\in-'1
\ r,,:ı􃘨 , ' i-
69 .\ fı'J l 3 "-l usl ırıı l\ııı l l .
Jlj 14) f-hı.ı D.ıı·mi LJL'iı
l 19- 1 20: TllJ 03 T ı rmı::ı,
l:lırr. -ı
?o T19ll0 l ırrnizı, Bir:, 􁀍 ·
li'v! 20HY lbıı MJcc, Tal a k . 3fı.
71 [brühiııı, 1 4/4 1 .




Yorumlar - Yorum Yaz
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam67
Toplam Ziyaret77592
SEÇME YAZILAR