• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

İSTANBUL’UN FETHİ

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN 27.05.2016

İSTANBUL’UN FETHİ

“Konstantıniyye mutlak fetholunacaktır, fetheden komutan ne güzel komutan asker ne güzel askerdir”.
Hz. Muhammed (s. a.v)
Bir sorum var: İstanbul'un fetih yıl dönümünü niçin kutluyoruz?
İstanbul'u aldığımız için mi?
Roma'yı yıktığımız için mi?
Ortaçağı kapatıp yeni çağı açtığımız için mi?

Hayır. Tarihte Fatih Merhumun İstanbul'u fethet¬tikten sonra mağluplara verdiği hürriyete, dini, milli, iktisa¬di haklara, birer imtiyaz diyebileceğimiz bu haklara bakıyoruz da, istanbul'un fetih hadisesine mesned olan felse¬fenin taprağa toprak katmak, dünya ticaretine hâkim olmak, hıristiyanlığı ortadan kaldırmak, siyasî veya ırkî bir ihtirası tatmin etmek olmadığı çok açık ve kesin bir şekilde anlamış oluyoruz. Bunlar ancak haçlı seferlerinde görülebilir.

Öyleyse İstanbul'un fethinin gayesi neydi ve ne maks¬atla biz o günü tes'id ediyoruz?

Bu soruyu Büyük Fatih'in ilgili şiirinin ilk mısralarında cevapladığını görüyoruz.

"İmtisal-i cahîdû fîllah olupdur niyyetim."

Yani; İstanbul'u feth ederken taşıdığım niyyetim, kastım Allah'ın: "Allah yolunda cihad ediniz" emrini yerine getirmiş olmaktan ibarettir.

Bir harbin cihad olabilmesi için şu hükme uygun olması şarttır.
Döğüşün onlarla vicdanlara, inanç hürriyetine yapılan baskılar son buluncaya kadar; küfrü yok etmek için değil, onun emperyalist, müstevli/yayılmacı gücünü kırıncaya kadar. Bu güç kimsenin olmasın ve din herşeyiyle Allah için olsun.

Evet, o gün Kostantiniyye (İstanbul) insanlığı maddi bakımdan olduğu kadar, manen de mahkûm eden batıl fikrin, emperyalist kuvvetin ve hareketin merkeziydi.

Başvekil Lukas Notaras'ın dediği gibi Bizans halkına göre; "İstanbul'un içerisinde Türk sarığını görmek, Latin serpuşunu görmekten evladır."

İşte Fatih'in gayesi, insanlık üzerinde bu emperyalist Sultanın (kuvvetin) kaynağını kurutmaktı.
İstanbul'un fethi ile ilgili hadis-i şerifte de aynı düşünce ve temiz gayeyi hissederiz.

"Kostantiniyye bir gün elbette fetholunacaktır. Ne güzeldir bu fethin komutanı ve onun askeri."

Tarih boyu yapılan müslüman savaşlarında aynı ruh ve mana hakimdi. 
Endülüs'ü fetheden arap müslümanda da, İstanbul'u fetheden Türk müslümanda da,

Değerli okuyucularım, bu çağ görünüşte emperyalist¬lerin hakimiyet çağıdır. Biz müslümanlar geride ve güçsüz kalmışız. Bu hal, kendimizi küçük görmemize, davamıza şüpheyle bak¬maya sebep olmaz. Çünkü dünya farkında olmadan bizim ideallerimize sahip çıkar olmuştur. Dünya milletlerince din ve siyasette birleşmeye doğru atılan adımlar sıklaşmıştır.

İnsanları; şu dinden bu milletten demeyip mutlak insan olarak ele alıp onun maddi çıkarlarını, manevi ihtiyacını beynelmilel mahiyette düşünen ve ele almak istey¬enler yer yüzünde ağırlığını hissettirir hale gelmişlerdir ki, bu islâmın dünya politikası idi.
Çağımızın sosyoloji, psikoloji mütehassısları, tıp doktorları, müslümanlığın yasaklamış bulunduğu, fakat bugün islam dünyasında bile çok insanın günlük meşgale haline getirdiği, medeniyet saydığı şeylerin beden ve ruh hayatımıza yaptığı zararlarını sayıp dökmekle bitiremiyorlar. Bunlar bizim idialimizin birer başarısı değil midir?

Dünyamızda nükleer silah yarışına muvazi olarak bu silahların atıldığı her yerde insan kökünü kazıdığı için, bun¬ların kullanılmamasını sağlamaya çalışan hümanistlerin faa¬liyetleri küçümsemeyecek başarılı boyutlara ulaşmıştır. Bu bizim harp politikamızdır.
"Artık Allah, sen onların içindeyken ve senden sonra içlerinde istiğfar edenler bulundukça bir bölge halkına kökünü kazıyacak mahiyette azap göndermeyecektir."
Bu Ayet-i Kerime anlatır ki, islâmın harp politikası, yok etmek değil, zararsız hâle getirmektir.
Görüyoruz ki değerli okuyucularım, prensiplerimiz, felsefemiz dünyaca benimsenmiştir. Ve bir gün Allah'ın iste¬diği düzeye ulaşacaktır. Kanaatimizce bu yaşatıcı felsefe İstanbul'un fethiyle dünyaya malolmuştur.
İşte 29 Mayıs 1453'ün 563. seneyi devriyesini tes'id ederken insanlığın hayrına olan bu fethin felsefesine dünyaca sahip çıkılmakta bulunduğu gerçeğim ve başarısını da bir¬likte kutlamış olacağız.

Birleşmiş Milletlerin 73 yıllık tarihinde ilk kez bir 'Dünya İnsani Zirvesi' yapıldı, ev sahibi Cumhurbaşkanı Erdoğan'dı.. Dünya bugün, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un da söylediği üzere, 2. Dünya Savaşı'ndan beri gördüğümüz en korkunç insani krizle karşı karşıya, 125 milyondan fazla insan yardım ve korumaya muhtaç durumda. Buna rağmen Türkiye, sadece üç milyondan fazla Suriyeli ve Iraklı mülteciye kapılarını açmasıyla değil, cüssesine oranla (yani GSYİH ile karşılaştırıldığında) yaptığı yardımlarla da en cömert ülke konumunda. Kendisi gelişir ve büyümeye devam ederken aynı zamanda cömert ve iyi olunabileceğinin bir modeli, somut bir göstergesi olarak yeni Türkiye, tüm saldırılara rağmen durmuyor, sömürgeci ve adaletsiz dünya düzenine de meydan okuyor aynı zamanda. (Merve Şebnem Oruç Yeni Şafak)

Müslümanların maddeden gerilediği devrede bu başarı cidden muhteşemdir. Oysa çoğu insan bunun farkında bile değildir.
Fatih Sultan Mehmet, 6 Nisan günü Cuma namazını mütakip İstanbul surları önünde harekete hazır bekleyen ordusuna yaptığı konuşmasında, fethin zeminini teşkil eden sebepleri, topluca görmekteyiz:
Genç Hakan beyaz atı üzerinde ordusuna hitap ediyor; Mübelliğler, onun her sözünü tekrar etmekte, böyle¬ce sesi dalga dalga ordunun en geri saflarına kadar ulaşmak¬tadır.
Komutanlarım, askerlerim!
Karşımızdaki düşman Varna'dakinden, Kosova'dakinden daha çetin bir düşman değildir. Ama sizler, daha azimli ve daha gayretlisiniz!
Kostantiniyyeyi fehtetmekle, kürre-i arzın merkezine sahip olacaksınız. Aynı zamanda tarihin meth-u senasına, torunlarınızın hayranlık ve şükranına ve Peygamber Efendimizin mübarek senasına nail ve muhatap olacaksınız. Sizler, ne mutlu askerlersiniz!...
O gün başlayan kuşatma 53 gün sürmüştür...

53... ne mehâbetli temaşa idi O,
Sanki halkın, uyanık gördüğü rüya idi O,

Sarfedilmiş, nice kol kuvveti, gündüz ve gece Karadan sevkedilen, yüz gemi, geçmiş Halic'e
Son günün Cengi olurken, ne şafakmış O, şafak, Üsküdar, gözleri dolmuş, tepelerden bakarak
Görmüş İstanbul'a yüzbin meleğin uçtuğunu Saklamış durmuş, asırlarca hayalinde bunu...
Fetih gecesi, sabaha karşı, bir tepe üstünde, kanat açmış bir koca kartal gibi duran Akşemsettin, kollarını gök¬lere açarak;

"Yâ, müfettihul ebvâb!" "İftah lena, hayralbab!..."

diye haykıran Genç Fatih de yumruklaşan sağ koluyla işaret vererek sırayla büyük toplarını surların üzerine yıldırımlar gibi boşaltıyor; Anadolu ve Rumeli ocaklarının askerlerini, düşman üstüne sevkediyordu.
"Ve seveceğiniz bir şey daha var (o da): Allah'ın yardımı ve yakın bir fetih. Müminleri (bununla) müjdele. !"
Sırrı tecelli etti. 29 Mayıs 1453 Salı sabahı, tekbir sedalarıyla İstanbul'a giren Fatih, secde-i rahmana kapanıp şükrettikten sonra askerine şöyle hitabetti.
Ey kahraman Mücahitler!
Hamdolsun Allah'a. Bundan böyle sizler Kostantinniyye Fatihlerisiniz. Hz. Peygamberin övdüğü şerefli askerlar sizler oldunuz. Gazanız mübarek ola. Kadınlara, din adamlarına, çocuklara asla dokunmayın. Size saldırmayan hiçbir kimseyi öldürmeyin! Gazanız mebrûr, fethiniz mübarek ola!...
Geçmiş zaman olur ki Hayâli cihan değer
Mamafih en büyük tesellimiz büyük kırpıntılara uğramış olmakla beraber, hâlâ, Anadolu'dan Rumeline kadar yekpare bir vatanın elimizde kalmış bulunmasıdır. Bu vatanı bizim için ikinci defa fetheden Milli Mücadele ve İstiklâl harbi gazi ve şehitlerini de bu vesile ile şükran ve rah¬metle anıyoruz.
İçerde ve dışarda yaşayan insanlarımız, küçük hes¬aplar peşinde koşmayı bırakır da inanç, iş ve gönül birliğini, kardeşlik çerçevesinde gerçekleştirebilirlerse, insanlık ideal ve inkilâbının öncüleri gene bizler olabiliriz; yeryüzünün 21. asırdaki merkezlerine gene bizler sahip oluruz.
Bütün şehitlerimizin ruhları şad olsun. Fethiniz Mübarek Olsun.


' Ayetler: Enfal: 33,39 - Saf: 13 - Ankebut: 69


Hayırlı Cumalar.
İsmail ZENGİN


Yorumlar - Yorum Yaz
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam28
Toplam Ziyaret77798
SEÇME YAZILAR