• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

RAMAZANA “TEFEKKÜR” KATMALI

RAMAZANA “TEFEKKÜR” KATMALI

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın geçen ramazanda yaptığı “Dini Hayat Araştırması”na göre, Türkiye’nin yüzde 99,02’si Müslüman…

Beş vakit namaz kılanların oranı yüzde 42,05 (kadınlarda yüzde 49,08, erkeklerde yüzde 34,08), düzenli oruç tutanların oranı ise yüzde 83,04 (“Hiç oruç tutmam” diyenler yüzde sadece 2,5). Yüzde 71,09’umuz her yıl zekât veriyor. Kadınlarımızın yüzde 71,06’sı da başını örtüyor, tesettür kurallarına riayet ediyor.

Bu araştırmanın sonuçlarına bakılırsa, “İslâm Şartı Müslümanlığı” artmış: Köy camiinde Oflu Hoca’dan ezberlediğim, “savm” (oruç), “salât” (namaz), “hac”, “zekât”, “Kelime-i Şahadet” tamam…

Yani, “şekil ve görüntü İslâmı açısından bir sıkıntımız yok!.. Ancak beş“farz”ın kalıplarına sıkıştırılmış bu “İslâm” algısı, Müslümanı (kişiyi) belki Cennet’e götürebilir (Allah’a ait bir tasarruf), ne var ki, İslâm’a ve insana katkı yapmaz. 

İnsana ve İslâm’a katkı yapması için “tefekkür” katılması lâzım: Tefekkürsüz İslâm bizi getirse getirse kıssaya, menkıbeye, siyasete getirir! Öyle de oldu zaten.

Ramazan ekranlarına bakıyorum da, bizim “gerçek İslâm”ı ne anlatmaya, ne anlamaya, ne de yaşamaya niyetimiz var.

Yüzyıllardır hocalarımız (elbette bazıları müstesna) minberlerden ve kürsülerden ümmete işte böyle bir İslâm’ı telkin ediyor.

Ramazan ekranlarında döndüre döndüre bu kalıpların ayrıntılarını anlatıyorlar. Kur’an’ın “tefekküre çağrı”sını okumamışlar, duymamışlar zannedersiniz. Bu durum, aynı zamanda, “Asr-ı Saâdet Müslümanı” ile“Çağın Müslümanı” arasındaki farkı oluşturuyor.

En büyük fark tefekkürde: Asr-ı Saadet Müslümanı, İslâm’ı tefekkür boyutuyla da yaşarken, asrın Müslümanı sadece konuşuyor. Ayrıca Asr-ı Saâdet Müslümanının Müslümanlığı beş farzla sınırlı değildi, İslam’ın yürek boyutu tüm hayatı kuşatıyor, en dinamik biçimde hayata geçiyordu. Dolayısıyla hayatın tüm evrelerine İslâm’ın ruhu hâkimdi. Ne ibadet bunun dışındaydı, ne siyaset, ne ticaret…

İslâm her türlü “hamle”nin (savaşlar ve fetihler dâhil),“dinamizm”in,“gayret”in kaynağı olduğu gibi, “feraset”in, “fazilet”in, “merhamet”in,şefkat”in, “himmet”in, “infak”ın, hatta sevginin de kaynağını teşkil ediyordu.

Yani Müslüman, İslâm’ın ruhuyla ruhlanmıştı.

Elbette onlar da namaz kılıyor, oruç tutuyor, hacca gidiyor, zekât veriyor, bol bol da Kelime-i Şahadet getiriyorlardı, ama bunları daha büyük bir“amaç” için, kısaca, İslâm inancının ruhuna yolculuk için yapılıyordu…

Bedensel ibadetler “kitlesel bilinç”in, kitlesel bilinç, “Yürek Müslümanlığı”nın yolunu açar, nihayet Müslümanı “tefekkür” ummanıyla buluşturup evrenselleştirirdi.

Bizim İslâm algımızda “tefekkür” yok… İçinde tefekkür olmayan ibadette“lezzet” olmaz. İşte bu yüzden, teravih ve cuma namazlarında bile sürekli çalan cep telefonları, “Allah’ın huzurunda olduğum anlarda bile dünya doluyum” mesajı veriyor. Ne huşu’, ne huzur: Sadece kalıplar ve kalıplaşmış Müslümanlar var!

Hacca gidişlerde “Hacı” unvanı alma sevdası, doksan dokuzluk tesbih sallamalarda “Çok iyi Müslümanım” gösterisi, “Umre”ye “tatil” muamelesi (beş yıldızlısı, yaldızlısı, hatta ekstrası bile var şükür), oruca “zayıflama kürü”, namaza “beden eğitimi” muamelesi de bu yüzden yapılıyor…

“İnsanca” yaşamaya yönelik binlerce sünnete sırt çeviren ümmetin, sünnete bağlılığını, gömleğinin üst cebinde misvak taşıyarak göstermesi, ne kadar acıdır!

“Kul” kimliğine ve “ümmet” algısına az biraz “tefekkür” katabilseydik, Müslümanların bugünkü hicran haline belki yeni çözümler üretebilirdik.

Kısacası dostlarım, Müslüman, İslâm’ın “tefekkür” manzumesinden kopmakla, esasen kendi yüreğinden koptu. İslâm Âlemi’nin savruluşunun hikmeti budur.

NOT: “Padişahlık mı, dervişlik mi zor?” başlıklı yazımda bir hadis-i şerife “âyet”dedim. Affa mazhar olmayı diler, iyi niyetle ikaz eden dostlara teşekkür ederim.

 

Yavuz BAHADIROĞLU

 

ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam5
Toplam Ziyaret77471
SEÇME YAZILAR