• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

BÜYÜK TOPLULUKTA BÜTÜNLEŞME

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN. 08.07.2016


BÜYÜK TOPLULUKTA
BÜTÜNLEŞME
Hani bir söz vardır: Nerde çokluk orda …………
Bu söz ve düşünce müslümanlığın özüne aykırıdır. Çokluk halinde, cemiyet olarak yaşamak Müslümanlığın içtimaî felsefesini yansıtmaktadır. Bütün mesele beraber yaşamanın bir takım sıkıntı ve zorluklarına sabır ve tahammül göstermekten ibarettir. Tabi ki, kolay değildir.

İnsanlara yaklaşacaksın, kendinizde mevcut ama onları huzursuz ettiğine şahit olduğunuz söz ve davranırlarınızı düzeltmeye, doğru ve faydalısını kazanmaya çalışırken, kalabalığın menfi yanlarına, insanların düşüncesiz hareketlerine, tahammüllü olacaksınız.

Bu ancak ve ancak olağanüstü bir gayret ve fedâkârlığı, samimiyetle göze almakla başarılabilir, bir kutsal iştir.
Sözleri, hareketleri ve işleri kutsallaştıran unsur, bunları toplumun iyiliğine, menfaatine yöneltmektir. Bırakın yalnız faydasını, topluma zarar vermemek düşüncesinin mahsûlü olan söz ve davranış mukaddes vasfını taşır. Şahsi menfaat olarak da, Allah rızası gözetilirse dört başı mâmur bir ibadet yapılmış olur. Savaşı cihat yapan şey işte bu felsefedir.

Hem kendini hem de başkalarını düşünmek zor, çok zor iş. Ama bu müslümanın görevi, onun işi, onun mücadelesi, onun cihadı.

Müslüman bunu benimser Allah rızası için zorluklara tahammül ve sabra karar verirse Allah onu muvaffak kılar. 
Evet ancak sabredenler başarıya ulaştırılır. Sabır ise, kaynağını imandan alır. 
Şu menfaatler mücadelesinin Arenası haline gelmiş olan dünyamızda, kişiyi geçici menfaat duygularının kompleksinin, ihtirasının, gurur ve kibrinin baskısından koruyabilecek bir ruh gücüne ancak Allah ve Âhiret inancına sahip olanlar yükselirler.
Kur'an bu imanı "Hazzı azim" büyük kısmet, büyük itici güç potansiyeli, olarak niteliyor. Her müslümanda bu var. Bütün mesele bunu kullanıp kullanmama keyfiyetidir.

Evet bilgi, iman ve sabırdan kısmeti, payı büyük olanlar , toplu yaşamada istekli, başarılı ve yaşatıcı olabilirler. 
Yüce Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyorlar: "Tek kişi halinde yaşamaktan iki kişi olarak yaşamak daha hayırlıdır. Üç, ikiden daha hayırlıdır; dört ise üçten daha hayırlıdır. Hasılı ümmetim için her konuda faydalı olan hayat şekli toplu halde tek cemiyet ve millet olarak yaşamadır. Küçük guruplar, biraz daha büyük guruplar, daha büyük cemiyetler bölük bölük, ayrı ayrı değil bir araya gelerek bir kitle halinde yaşamak, ona göre statü tesbit edip uygulamamız daha hayırlıdır.

Bir gün mescide gelen Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) avluda herkesin gurup gurup oturup sohbete koyulduğunu görünce; önce gözlerini oğuşturmuş herkes Peygamber Efendimizin gözlerinde bir arıza mı var diye dikkat kesilince O, iki eliyle gözlerini siliyor gibi yapmış ve tekrar onlara doğru bakmış ve ne oluyor bana ki, iyi göremiyorum. Sizi gurup gurup ayrı ayrı oturmuş gibi görmekteyim. Buyurarak hayretlerini ifade etmişlerdir.

İstirahat etmek için de olsa ayrılıkta tefrika, çekişme tohumu vardır, tehlikelidir. Çıkar yol hep bir arada yaşamak ve birlikte yaşamanın getirdiği sıkıntılara tahammül ve onları en sağlıklı şekilde giderme mücadelesi yapmaktır.
Herkese aynı tip elbiseyi giydirmek, aynı türküyü okutmak, dinletmek veya bir anıt ve resim çevresinde toplamaya çalışmak bir alternatif olarak düşünülebilir, ancak kâfi değildir. İnsanlar hırslarını tadil edecek, inançları, değer hükümleri arasında yaklaşım sağlayacak, ruhlarını rahatlatacak düşünce ve davranışlara ihtiyaç vardır. Bunlar topluca yaşamayı, topluca güven ve refahı, topluca neş'e ve saadeti tekliğe, gurupçuluğa tercih edenlerce bu inancı benimseyenlerce gerçekleştirilebilecektir.
Şartlarından biri şu hadis-i şeriftir. Paygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor;
- "Ben kölenin yediği gibi yerim. Ben kölenin oturduğu gibi otururum."
- Mutfakta o gün ne varsa önüne konmuş.
- Hoş görün Yarasulallah size layık değil, bulunan bu.
- Köleler ömür boyu verileni önüne konanı yerler. Onlar da benim gibi Allah'ın kulu. Ben de onlar gibi yediğim sürece mutlu olurum.
- "Ya Rasülallah şöyle rahatça oturamadınız; taht, post..."
- Yok yok, ben kölelerin oturduğu gibi otururum. Ben de onlar gibi tek bir Allah'ın kulu değil miyim?
- Onlar ömür boyu böyle oturmazlar mı?
Hadis-i Şerifin metnini şöyle anlama ve anlatma imkânını da vardır:
Ben bir kul gibi yemek yerim. Ben yediğim yemekten, onu bana hazırlayanlardan, içinde yaşadığım toplulukta bulunup yoksul kalanlardan, Allah'a karşı sorumluyum. Ben bir kul olarak yemeğimi bu sorumluluk duygusu içinde yerim.
Ben evimde veya herhangi bir yerde emniyet içinde otururken, topluluktan biri olarak herkesin güven ve huzurundan sorumlu olduğum bilincini muhafaza ederek otururum. Kimseyi huzursuz etmemeye, çevreme korku ve güvensizlik vermemeye çalışırım.
Bir milleti millet yapan, imtiyaz ve sınıf yokmuş gibi yaşatan iki ana unsur:
1.Toplumun sefaletinden
2.Toplumun güvensizlik içine düşmesinden kendini (sıradan bir fert bile olsan) kendini sorumlu tutmak.
Herkese ekmek dağıtmak başa çıkılacak yol değildir. Her ne kadar Peygamberimiz buyurmuşlarsa da :
"Allah'ın en sevdiği yemek, üzerine çok elin uzanabileceği yemektir."
"Allah'ın nimetini artırdığı, bereketini çoğalttığı sofra, etrafına çökenlerin kalabalığı nisbetindedir."
Kastolunan mana: İnsanların topluca yaşamalarını tavsiyedir. Zira insanlar bunu gerçekleştirebildiği taktirde, sevgi ve ahenk içinde yaşayabilirler. Allah'ın nimetlerinin çoğalıp yayılması sağlanır.
Görüyorsunuz ki, birlikten yalnız kuvvet değil sevgi, huzur ve mutluluk doğar. Mutluluğu yaymak, hayatı kolaylaştırmak, çok çalışmak, insana hitabedecek ortaklıklar kurarak işyerleri açmaya çalışmak. Birlik ve beraberliğin sıkıntılarını pazarlıksız göğüslemek, herşeye rağmen beraber olmayı ayrılığa tercih etmek, tek tek hepimizin görevidir. Bu konuda herşeyi karşısındakinden beklemek, herşeyi devletten beklemek gibi yalnış bir tutumdur. Bu yalnış tutum ve davranışı aşmak durumundayız.
Cemiyet ve millet halinde yaşama arzu, gayret ve fedâkârlığını yürütme mücadelesindeki kazancımız dünyadan daha çok âhirete aittir. Çünkü her iyi düşünce ve işbaşı sağlayıcı hareket en büyük cihada bedel bir ibadettir. Bu âhiret mutluluğunu sağlayacaktır. Dahası; itikadın, fikrin ve işin ilâhi ölçülere göre doğru olanında birleşme imkânı verecektir. Zaten ilgili hadisin devamında Peygamber Efedimiz; "Size cemaat, cemiyet, millet halinde birlikte yaşamanızı tavsiye ederim." buyurmaktadır. Zatan büyük topluluklarda hayatın merkezini ekseriyetle en doğrular teşkil eder.
Müslümanlığın değişmeyen (Onu koruyan, bekleyen bir ordusu, gençliği) olmadığı halde, değiştirilemeyen esasları vardır. Bunlar ümmet topluluğunun büyük çoğunluğunca yaşanır.
Bir kısım ifrat veya tefrite kapılmış guruplar vardır. Bunlar yıllar yılı uğraşır, emek ve servet harcarlar, tam kamuoyu meydana getirdiklerini sandıkları bir zamanda yavaş yavaş topluluk içinde tabiileşmeye, düzelmeye, başladıkları görülür.
Tekrar hatırlamalıyız ki, tek kişi, bir gurup, bir koloni, hemşehriler gurubu, falan meslek, filan san'at gurupları, yine işçi gurupları olarak kendimizi büyük millet topluluğunun dışında görmek ve o yöndeki menfaatlerin peşinde değil, büyük millet topluluğunun ayrılmaz bir parçası ve diğer parçalardan ayrı ayrı sorumlu bir kul olarak yaşamak gerekir. Bu en güzelidir, gerçek hayat budur. Bu uğurda kişisel, ailevî ve gurup menfeaatlerinden fedâkârlık, sabır, tahammül, hoşgörü, mücadelesi gerçek ve en büyük cihaddır.
Ramazanı böyle büyük toplulukta bütünleşerek yaşadık. Sabırlı ve tahammüllü olduk.
Devam ettirmeliyiz.
Milli birlik ve beraberlik bizden tevfik ve hidayet Allah'tandır.
Hayırlı Cumalar,
İsmail ZENGİN

Formun Üstü

 


Yorumlar - Yorum Yaz
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam2
Toplam Ziyaret77468
SEÇME YAZILAR