• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

DÜNYA SEVGİSİ

DÜNYA SEVGİSİ
(KANUNİDEN AHMET PAŞAYA)


Cennetmekan ecdadımızın ve İslam büyüklerinin bir adeti de, dünyayı maksat değil, vasıta olarak görmeleriydi… bir gün çok mübarek bir zatın çok sevdiği bir talebesi, hocasına şöyle der: hocam bir sıkıntım var, şeytandan çok şikayetçiyim, kalbime çok vesvese veriyor. Bir dua edin de beni bu sıkıntıdan kurtarın.
Hocası da, o da senden şikayetçi der. Şeytan bana dedi ki; Allah ü Teala bana cenneti vermedi. Dünyayı bana verdi. Siz bütün sohbetlerinizde diyorsunuz ki; dünyayı sevmeyin, burada fanisiniz, asıl makamınız ahrettir, cennettir. Bu taleben dünyayı düşünüyor, vasıta değil gaye biliyor. Dünya sevgisi benim sahama giriyor. Benim sahama girene ben acımam. Çünkü ehli dünyayı aldatmak benim mesleğimdir. Sen talebene dünyayı kalpten çıkarmasını söyle!...
Tabii ki burada bahsedilen yasak olan dünya sevgisidir. Kendisi değil. Varlığı çok iyi; ama sevgisi fena. Cenabı Hak buyuruyor ki: Bütün azaları sana emanet verdim; ama kalbi kendime ayırdım. Bu sebepten oraya çöp doldurursak olmaz. Biliyorsunuz hadisi şerif var: “ Dünya sevgisi her kötülüğün kaynağıdır.”
Cennetmekan ecdadımızın bir adeti de, kibirlenmemeleriydi. Ellerinde olmadan böyle bir şey hasıl olmuş ise, tövbe edip bunu iyi yöne sev etmeleriydi. Cennetmekan dedem fatih sultan Mehmet han hazretleri henüz 21 yaşında İstanbul’u feth ettiğinde, nefsine pay verip kibirlenmemek için kabir büyüklüğünde kazdırdığı çilehane denilen çukura girerek kendi kendine “ Ey Mehmet! Ölecek ve bu kabre gireceksin, bu zaferleri kendinden bilme!” demişti. Hakeza cennetmekan babam yavuz sultan selim han Osmanlı topraklarını ikiye katladığı doğu seferinden dönerken halkın tezahüratını işitmemek için gece yarısına kadar şehre girmeyip herkes eve çekildikten sonra mütevazi bir kayıkla saraya gelmişti.
Bir komutanı vefat ettikten sonra rüyada görüyorlar, Cennet’in tam ortasında muazzam bir köşk içinde dediler ki: “ Bu dereceye bu makama nasıl kavuştunuz?” dedi ki: “ Bir gün orduları teftiş etmek için çıktığımda, ovanın baştanbaşa asker dolu olduğunu gördüm. Tam o sırada kalbime kibir geldi. Kibir gelir gelmez hemen o niyetimi değiştirdim. Dedim ki: ya rabbi bu ordu keşke cenabı Peygamberin zamanında olsaydı, uhut harbine ben de gitseydim. Bedir’de ben de bulunsaydım. Hem o kibir günahından kurtuldum. Hem de bu dereceye kavuşmakla mükafatlandırıldım.
Hadisi kudside buyuruldu ki: azamet ve Kibriya bana mahsustur. Bu iki sıfatta, bana ortak olmak isteyenlere çok acı azap ederim

KEMAL ARKUN (KANUNİ)


Yorumlar - Yorum Yaz
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam2
Toplam Ziyaret77717
SEÇME YAZILAR