• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

YARIN İÇİN HAZIRLIK

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN 18.11.2016

YARIN İÇİN HAZIRLIK

Ey îman edenler, Allahdan korkun. Herkes, yarın için önden ne göndermiş olduğuna baksın. Allahdan korkun. Çünkü Allah, ne yaparsanız hakkıyle haberdârdır. )
Allah'ı unutup da, Allah'ın da kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Çünkü onlar sapık kimselerdir. (EI-Hasr: 18, 19.)

Şu iki ayetin birincisinde bir «yarın» sözcüğü geçiyor. Bu enteresan bir sözdür. Ayetteki bu «yarın» sözü ile hem yaşamakta olduğumuz şu fani günün yarını, hem de sonraki yarını; yani hakiki hayat olan ahiret hayatı aynı zamanda zikredilmiş olmaktadir. Demek oluyor ki mümin, hem bu gününün yarınını hem de ahiret hayatını bir arada düşünmek durumundadır.

Dünya hayatının yarını için ne lazım? Para biriktirmek; mal toplamak, cemiyette itibar kazanmak, siyasi, içtimai nüfuz ve kudret sağlamak. Evet, «yarın için ne lazım?» sorusuna karşı insanın ilk aklına gelen şeyler bunlar. İnsanlardan bir çoğu bu zaviyeden hareketle istikamet almış ve almaktadır.

Habuki mal, servet, itibar ve iktidar ayrı ayrı ve-ya hepsi birden başlı başına yarın için birer teminat değildir. Hele bunlar bir şahsın, bir zümrenin, bir milletin zararına mukabil kazanılmışsa, o zaman hayat, daha «yarın» gelmeden bugünden zorlaşır. Günümüzdeki sosyal problemlerin, hayatı gittikce zorlaştıran meselelerin menşei budur. Kazanmak, bir başkasının zararına kazanmak...

Kardeşlerim! Hz. Adem ile başlayan dünya hayatının ilk günlerinde, ferdi bir hayat vardı. Sonra hayat ferdilikten çıkıp aile hayatı oldu. Daha sonra kabile, aşiret ve sonra da millet hayatına inkilap etti. Bugün ise hayat, millilikten de çıktı ve bütün sınırları aşarak evrensel bir mahiyet kazandı.

Artık bugün dünyanın bir ucunda atılan yanlış bir adım aksi tesirini derhal dünyanın ta öbür ucundan göstermektedir. Bu yüzden insan, hareketlerini yalnız kendisini düşünür bir sekilde değil, bütün bir cemiyeti nazarı itibara alarak düzenleyecektir. Bu şuurun ferd, aile, cemaat ve millet olarak ekseriyetle insan kafasına yerleşmesi demek, insanlığın topyekün refah ve huzurunun sağlanması demektir.

Günümüzün insan yaşamı ile ilgili olarak bütün dünyada tatbik edilmekte olan kanun ve kurallar, ekseriyetle kişi veya zümre çıkarlarını hedef alan birer nitelik taşımaktadır. Onun içindir ki tatbikatları, içtimai dertleri arttırmaktan öte bir netice vermemektedir. Çünkü gerçekte faydalı olan bir şey bu kanun ve kurallara göre zararlıdır. 
Zararlı olan bir şey de aynı kurallara göre faydalı. Bu vasatta sağduyu mağlup, ihtiras galiptir.

Hakikatte mutlu bir yarın için en güzel ve uygun yol, Allah’ın bize çizdiği yoldur, İslam yoludur; gerçek zarar ve faydayı teşhis yoludur. Bu yol bütün davranışlarını başkalarına zarar vermeyecek şekildedüzenleme yoludur. İnsanları bu yolun dışına iten sebep, yersiz bir takım korkular, nefsani endişelerdir.

Düşün bir kere seni, sen mi yarattın? Hayır. Ana-baba mı? Hayır. Onlar sadece birer vesile... Tarih boyu bilinir ve görülür ki, defaatle yapılan müdahaleler döllenme ve doğumu önleyememiş, her türlü tedbir ve tedaviler kısırlığı tedavi edememiştir. Allah’ın izin verdikleri müstesna...
Her öldürülmek istenenin öldürülemediği, her yaşatmak istenenin yaşatılamadığının çeşitli fiili örneklerini çevremizde görmüyor muyuz?

Hayatınızın akışını, etrafımızdaki hadiseleri dikkat ve basiretle izleyiniz. Görecek ve kanaat getireceksiniz ki hayatın tasarrufu görülmeyen ve görünmeyen bir varlığın elindedir. İşte. O Allah’tır, bu günü de yarını da hazırlayan ve idare eden O'dur.

Kulun bu konudaki görevi ve yarın için sigortası da her iş ve davranışını kendisine ve başkalarına zarar vermeyecek biçimde düzenlemekten ibarettir. İşte Allah’ın dünya ile hatta ahiret ile alakalı. olarak, kullarından hazırlanmasını, istediği şey budur. İnsan dikkat ve heyecanla buna bakmalıdır. 
,
Bunu yapabiliyor muyuz!

Müslümanlık öyle bir hayat .felsefesi getirmiştir ki, bu felsefe şu hadis-i şerif ile ifade edilen sulh ve adalet yoludur. Değil öyle kişisel çıkarlar için başkasına zarar vermek, zarar verene zararla mukabele etmek bile yoktur.

Evet felsefemiz bu, ama insanlarda hatta çoğu müslümanda dahi bu ruh çoktan ölmüştür. Şehvet ve ihtiras fertleri aşarak cemiyet ve milletleri kontrolüne almıştır.

Bu yüzden sağduyu sağlığını yitirmiş, zarar nedir, fayda nedir ayırdetmek zorlaşmıştır. 
Fayda ve zararı birbirinden ayırdedebilmek için gerekli temyiz kuvvetini temin edecek , Allah'ın emir ve yasaklarına kayıtsız şartsız itaattır.

İş, ticaret, san'at, çalışma ve eğlence hayatımızla ilgili dostluk, komşuluk, içtimai ve milli münasebetlerimizle alakalı olan ilahi emirler ve yasaklar ögrenilir ve gücümüzün yettiğince tatbikatı yapılırsa günümüz daha iyi geçer, yarınımız da garantiye alınmış olur.

Yasaklardan kaçınma, huzur ve emniyet dolu hayatın terkedilmez şartıdır. Kendimizde haramlardan korunma gücünü, arzu ve isteğini hakim kılacak iki ana kaynak vardır:
1 - Haram edilen şeyde mutlaka zarar olduğuna inanmak, aksini iddia eden çarpık mantık sahiplerine kanmamaktır.
2-Allah sevgi ve korkusuyla yapılan ibadetlerdir.

İbadetlerde devamlılık ve haramlara karşı durma bizlere hem bu günün yarınını, hem de ebedi hayatımızı en iyi şekilde hazırlayacaktır. Çoğunlukla insanlar bu hakikati unutmuş görünüyorlar.
Hem dünya hem de ahiretleri için zarar olan şeyleri, faydalı telakki edecek derecede bozulmuş ve bozgunculukta haddi aşmış bulunuyorlar. Allah'ın yolundan başka bir yolu, Allah'ın metodundan başka bir metodu hayatlarına tatbikte ısrar eden insanlar elbette böyle bir çıkmaza gireceklerdir.
Allah’ım, yaptıklarımızın şer olmasından sana sığınırız. Bize yardım et.
Zarar vermekten, zarar görmekten bizi koru. Yasaklarına saygı, buyruklarına itaatı bize sevdir Allah’ım.
Hayırlı Cumalar.
İsmail ZENGİN


Yorumlar - Yorum Yaz
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam2
Toplam Ziyaret77717
SEÇME YAZILAR