• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

KADER DEĞİŞİR Mİ?

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN 12.05.2017

KADER DEĞİŞİR Mİ?

Kader ile ilgili meselelerden biri de, değişip değişmeyeceği konusudur.
Allah Levh i mahfuz'da yazılı kaderimizden dilediğini siler, dilediğini bırakır. Siz nasıl isterseniz? Rabbiniz sizi bağışlamak hakkınızda iyi şeyler yazmak ister siz bilirsiniz. Rad suresi 39

Siz nereye dönerseniz biz de oraya döneriz. İsra Suresi 8

Levh-i mahfuzda veya meleklerin ellerinde bulunan sayfalarda insanların işledikleri amellere göre vuku bulan değişikliktir.

Mesela insan kafirken iman etmek ve iyi amel işlemek suretiyle kaderini değiştirebilir. Nitekim nasların belirttiğine göre Yunus peygamberin kavmi iman edince dünyada zillet azabından kurtulmuş, müminken ilahi nimetleri inkar edenler açlığa mahkum edilmiş, akrabalarına iyilik edenlere uzun ömür vaad edilmiş, tedavi gören hastaların iyileşeceklerine dikkat çekilmiştir.
İnsanın mümin veya kafir olması mümkündür. Kişi iman ederse mümin olur ve kader kazaya dönüşmek suretiyle kesinleşir. Aksi de bunun gibidir. ölene kadar devam eder.

Allah Teâlâ, kullarını hayırlara teşvik etmek için bu levhayı tanzim etmiştir. Kul, Allah’ın kendi hakkındaki ezeli takdirini ve değişmeyen kader defteri olan Levh-i Mahfuz’daki yazının ne olduğunu bilmediğinden, kaderin değişen bu levhasını dikkate alarak, bereketli bir ömre sahip olmak veya musibetleri def etmek gibi maksatlar için sadaka vermeğe, akraba ziyareti yapmaya ve diğer hayırlara koşar. Ve bu sayede sevap kazanır.
Allah Teâlâ, bu levha ile kullarını tembellikten kurtarmak ve hikmet dünyasında yaşadıkları için onları sebeplere yapışmaya teşvik etmek istemiştir. Bu sayede Allah’ın ezeli takdirinin ne olduğunu bilmeyen kul, daha uzun yaşamak için ameliyat olur, sağlıklı olmak için spor yapar, rızkı için çalışır. Yani kul şöyle düşünür:”
“Allah bana vereceği rızkı çalışmam şartına, ya da uzun ömrü ameliyat olmam şartına bağlamış olabilir. Ben bu yüzden sebeplere yapışarak vazifemi yapmalıyım, rızkım için çalışmalıyım, sağlığım için gerekeni yapmalıyım ve daha sonra neticeyi Allah’tan bekleyerek kısmetime razı olmalıyım.”

Milyonluk ikramiyeyi ele alalım. Bu da şans oyunu talihlisinin kaderinde vardı. Ama o isteseydi yıllardan beri toto ve piyangoya harcadığı paraları iktisat eder, biriktirir ve meşru bir ticaret yoluna girer kaderi değişir. Allah aynı parayı helal yoldan ona verirdi.
Boşanan karı koca her şeye rağmen birbirine katlanmaya karar verir, sabır ve fedakarlık gösterebilselerdi o takdirde Levh-i mahfuz'da “boşanacaklar”yazılmış olsa bile silinir yerine "sonuna dek mutluluk "yazılabilirdi.

İçki ve kumarı bırakmak ve ibadete başlamak isteyen adam Şeyh filan efendiye kadar gidip o, “bırak” dedi diye bırakmış “namaz kıl” dedi diye namaza başlamıştı.
Şimdi cebinde o zatın resmiyle dolaşıyor, onu gözünde adeta ilahlaştırmıştır. Herkesi o hehre göndermek için büyük gayret sarf ediyor.
Bir faninin, peygamberin bile yapamadığını yaptığına inanmak putperestliğe aday olmak demektir.
Peki onun da kaderinde böyle yazmıyor muydu? Evet yazıyordu.
Ancak kendisi isteseydi bir müslüman olarak akıl ve iradesini kullanıp Allah'ın buyruğuna girer, ibadete başlar, haramları terk ederdi. Çünkü Allah o zatın hidayetini, o zata değil kendi iman, akıl ve iradesine bağlamıştı.
Bu yolu seçecek olsaydı Allah kaderini öyle değil böyle yazardı. Öyle yazılmış olsaydı bile onu siler, bu şekilde yazardı.

İnsan iradesinin karışmış bulunduğu bir diğer ifadeyle insanın doğrudan veya dolaylı olarak sorumlu tutulduğu her olayda onun tercih, değiştirme düzenleme hakkı vardır.
Fertlerin de milletlerin de kaderi bu esasa göre yazılır.

İnsan için Cenab-ı Hak meleklerine “Ben bir halife yaratacağım” derken bunu rastgele söylememiştir.
Fert veya millet olarak insanın halife olarak yaratılmasının sonucu olarak kendi kaderleri üzerinde etkin söz sahibi oldukları muhakkaktır.
Hem bu söz sahipliği ve tercih hakkı ezelde yazıldığından olayın vukuu öncesine kadar muteberdir, geçerlidir. 
Hakikat böyle olmasaydı iyilik ve fazilete mükafat, kötüye ceza abesle iştigal olurdu; dürüstlüğün ve adaletin ne değeri kalırdı, zalim suçsuz kalır, mazlum diye bir şey olmazdı. Değişmeyen Ana Kitap Allah'ın ezeli bilgisidir. Bunun dışında her şey ortamına göre değişkendir.
Cenabı Allah duygularımızı silmeye, aklımıza hükmetmeye, irademizi etkisiz hale getirmeye de gücünün yettiğini biliyor ve inanıyoruz.
Bu konudada AllahuTeala ister müspet ister menfi olsun kulunun davetini bekliyor. Çünkü o asla haksızlık etmez, irade hürriyetine dokunmaz.
İnsan acz ve ihtirasla malüldür. Bu durum çok kere aklı yanıltır ve iradeyi zaafa uğratır.

Biz böyle durumlara düşme endişesiyle her zaman cüz’i irademizi Allah’ın külli iradesine bağlarız. Kısaca her zaman O'na el kaldırır, dua ve niyaz ederiz.
Aslında dua ve niyaz yoluyla da biz, gene hür irademizi ve tercih hakkımızı kullanmış olmuyor muyuz?
Dua Müminin tesirli silahıdır. Diyor peygamber efendimiz. Bizden öncekiler beni bana bırakma, bizi bize bırakma vekilim ol, kefilim ol diye yakarmak suretiyle tevekkül etmişler ve fakat kendilerine düşeni yapma heyecanını asla yitirmemişlerdir.
Dua imanı güçlendirme vasıtası ve irade revizyonudur. Duanın yapılamayacağı zaman, mekan yoktur. Klişe sözlere muhtaç değil, belli pozisyona geçmek zorunda da değiliz. Allah'a yönelme ve dua etme buyruğuna girme ihtiyacı duymayanlara peygamberin diliyle Cenabı hak şöyle buyurur:

Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Furkan suresi 77

Biz Kaderimizin yalnız gelecekle ilgili olanını değil, geçmişini de dolayısıyla hakkımızda yazılmış günahları da affettirmek, beratını eline almak şansına her zaman sahibiz.

Ölüm can boğaza dayandı mı iman işe yaramıyormuş ama tövbe ve pişmanlık, günahlar için muteberdir.
Dün gece inkarcı bir insan olarak mağlup ve mahkûm biri olarak girdiği halde bu gecenin sabahına mümin başarıya namzet, affa uğramış ve beraatini eline almış bir insan olarak çıkmak herkes için mümkün olmuştur. Bu konuda iman, akıl ve irade hakimiyeti kadar kabulüne inanarak ve Allah'a güvenerek dua ve niyazda bulunmak da hedefe ulaştırır insanı. Zaten bu geceyi Allah peygamberinin ağzından Berat Gecesi, af ve azat gecesi olarak ilan etmiştir.
Akıl ve iradenizi, niyetinizi değiştirin ki, Allah da kaderinizi müsbet manada değiştirsin. Nice Berat Gecelerine ulaşabilmek niyaziyle.
Hayırlı Cumalar.

İsmail ZENGİN


Yorumlar - Yorum Yaz
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam56
Toplam Ziyaret77522
SEÇME YAZILAR