• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

M İ R A Ç

M İ R A Ç 23.04.2017

Kendisine peygamberlik verildiğinin 11. yılıydı. On bir yıldır mücadele ediyordu. Şöyle bir dönüp arkasına bakmak ihtiyacını duydu, manzara ümit kırıcıydı.

Bir köşeye sıkıştırılmışlar, kendilerine nefes aldırmıyorlardı. On bir yıllık medeni, meşru mücadeleye karşı mümin sayısı kıyas kabul etmeyecek kadar azdı. Onlardan bir kısmı da gördükleri vahşi, haysiyet kırıcı zulme dayanamayıp Habeşistan'a hicret/göç izni istemişlerdi.
Hz.Muhammet (S.A.V.) yorgun bitkindi, tükenmek üzereydi sanki.. Hamisi olan amcası Ebu Talibi ve yegane sırdaşı, dert ortağı Hz. Hatice Validemiz'i de bu arada kaybetmişti. İşte bu iki ölüm olayı kendisini yalnız adam haline getirmişti. Hüzün Yılı olmuştu..
Kabe'nin Hatiym tarafındaki duvarına yaslanmıştı, içinden “Bu iş burada bitti” derken yorgunluktan gözleri kapandı, uyur uyanık bir duruma geçmişti. Karşısında Cebrâil'i görünce irkildi. 
“Haydi gidiyoruz”. Gece yarısını geçmişti. Bu saatte nereye?
Burak adlı bir binite atladı ve bir anda kendisini Kudüs'te Mescid-i Aksa’ da buldu.
Bütün peygamberlerin ruhları orada hazırdı. Onlara imam olup namaz kıldırdı. Oradan göklere oralardan da kainat ötesine Arş’a Ferş’e ve nihayet Allah'a ulaştı.
Ne müjdeler aldı, neler gördü neler!.. Dönüşü pek muhteşemdi. Her peygamberin makamına uğrayıp “ Allahısmarladık “ dedi. 
Ma'nevi âlemlerdeki bütün varlıklar miracını kutladılar. 
Gene Mescid-i Aksa’ya indi. Oradan gene Burak’a binip ayrıldığı noktaya döndü.
Bu asırlara sığmaz hadise bir anlık zaman birimi içinde olup bitmişti.
Şimdi bambaşka bir Muhammed vardı. Meleklerin, peygamberlerin, ins ve cinnin 18 bin alemin peygamberi olmuştu. 
Kutlu seyahat dönüşünde O’nun dini en ince teferruatıyla resmiyet kazandı. 
Ümmetine hiçbir peygamberin veremediği kutsal hediyeler getirmiştir.
1. Beş vakit namaz biz onunla miraç ederiz, tahiyyat ile Hz. Peygamberimizin erdiği makama erer Rabbimizle karşılıklı konuşuruz.
2. Bakara Suresinin son iki ayeti (Amener- Rasulu) ki bu ayetlerde:
a) Bütün Paygamber ve kutsal kitaplara iman esası getirilmiştir. “O’nun Peygamberleri arasında ayırım yapmayız” diyerek her gün yatsı namazından sonra barış mesaji sunuyoruz. Yine bu ayetlerde: 
b) Allah zorluğu kaldırmıştır. Herkes gücünün yettiği kadarıyla ve imkanları nisbetinde sorumludur. Allah için hoşgörü ve af esastır. Böyle iken yine de: 
c) Unutularak ve hata neticesi yapılanların sorumluluğu kaldılmış, affolunmuştur. 
3. Allah’a hiç bir şeyi ortak koşmadan veya tevbe ederek yaşayan ve o yolda ölenlerin günahları helak edici günahlar da olsa neiticede affedilerek cennete gireceklerdir müjdesi verilmiştir.

Bu zafer, bu kutlu seyahat herkese ilan edilmeliydi. Kazandığı kendisine kalmamalı, herkesle paylaşmalıydı onu.. Umduğunun tersi oldu. 
Putperestler fena bozuldular. Onların ilahlarının hepsi yerdeydi. Muhammed nasıl onları aşar, göklere yükselebilirdi?
Yahudiler tanrılarının göğün bilmem kaçıncı katında oturduğu ile iftihar ederken Muhammed nasıl daha ileriye gidebilirdi, olmaz öyle şey dediler.
Hristiyanlara göre de İsa krallığını henüz göklerde kuramamıştı bile Muhammed nasıl oluyordu da Arşa Ferş’e yükseldiğini, Allah'ın huzuruna kabul olunduğunu iddia edebiliyordu.
“Yalan söylüyor, rüya görüyor” dediler, kızdılar, alaya aldılar.
“Muhammed köşeye sıkışınca kendisini teselli için hayal kuruyor”. Dediler.
Yeni yeni Müslüman olanlar da te’sirde kalıyordu. Dönenler bile oldu. Bırakın miracı, bir anda Mekke'den Kudüs'e gece karanlığında nasıl gidilir gelinir diye düşünüyorlardı. Mescid-i Aksa’yı iyi bilen kervancılar var. Kaç penceresi var, kapısı nereye bakıyor gibi suallerle onu imtihan ediyorlardı. 
Gerçek inananlar ise Hz. Muhammed (S.A.V.) ile beraber gidip gelmiş gibi heyecan, itminan ve sevinçle doluydular, miracı kutluyor, bayramını yapıyorlardı.
O muhteşem seyehat ve vuslut gecesi Miraç bu gecedir. 1,5 milyar Müslümanın kalpleri aynı heyecan aynı sevinçle çarpmaktadır.
Hz. Muhammed (S.A.V.) in Miraç olayının verdiği şaşkınlıklar içinde tek adam çıkmış "Muhammed Allah'ın peygamberidir. O bundan daha garibini haber verse tereddütsüz inanırım" demişti. İlahi taraftan kendisine Sıddık ünvanı verildi. Çevresindeki bir avuç mümin de bu gerçek inanç tablosunun verdiği dinamizm ile “amenna/inandık” demişlerdi.
Hz. Ebubekir-i Sıddık Radiyallahu anh. Bugün 1,5 milyar sıddıyk var.
5,5 milyar kemmi kalabalığa “Amenna Muhammed'e “ diye haykırsalar çağdaşımız olan insanlık da bizimle miraç ederdi.
Bir yalnız ve ümitsiz adam nasıl 1,5 milyar sadık mümine kavuşmuşsa, ilim ve fen adamları bugün farkında olmadan onun yaptıklarını yapma yoluna girmişlerse, O’na manen birbuçuk milyar insan da belki bir gün teknik ve medeniyet gene eski doruğuna ulaşır, canlılar ve eşya ışınlanarak götürülür getirilir. Ancak bunlar:
1. Maddi alem içinde vukubulur.
2. Maddi vasıtalarla, yaka yıka, bozula düzüle.
Mucize bütün bunların üstünde vuku bulan aynı zamanda ilmi araştırmalara başlangıç ve kaynak teşkil ederek inanmayanlara da maddi faydasını sağlayan ilahi hadiselerdir. Çözümü ilahi kudretin azamet ve ihtişamına inanmaktan ibarettir.
Miraç'ta Hz. Musa (A.S.) ile Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın konuşması ve 50 vakitlik namazın beş vakte indirilmesi için Allah'ın huzuruna beş defa gidip gelmesi olayı vardır. Bu olay büyük hikmet taşır. 
Maşeri konularda müşaverenin/istişarenin konu ile ilgili muhatapla bizzat görüşmenin tekrar tekrar görüşmenin lüzum ve ehemmiyetini anlatır. 
Kavga değil diplomasi. Dövüşme ve sövüşme değil görüşme.
Hele şimdiki müslümanların örnek alıp tatbik etmeleri gereken hareket tarzı.
Her peygamber Muhammed ümmetine selam göndermiştir.
Hz. Peygamber de diğer ümmetlere de şefaat etme hakkı kazanmış ve bunu şerefle ilan etmiştir.
Müslümanlar bundan büyük ibret almalıdırlar.
En büyük şefaatim, ümmetimden en büyük günah sahiplerine olacaktır. Miraç dönüşü söylenmiş bir hadisi şeriftir.

Mü’minler bu ruha sahip değilsek miracı kutlamaya ondan bir şeyler ummaya hakkımız var mıdır?
Büyük günahların şefaat edileceği günde basit menfaat kavgalarının kendilerini din kardeşine tedavi kabul etmez düşmanlığa sürüklediği insanlar acaba, ne yüzle huzura çıkacaklar?
Şefaatin en büyüğü en büyük günah sahiplerine olacaktır sözündeki ruha sahip olduğunuz gün namaz, bizlere de miraç olacaktır.
O zaman inanmadan da öte bizzat yaşayacaksınız, yaşayacağız.
O zaman size sorsalar “Miraç ruhani mi değil mi?” 
Siz cevap vereceksiniz. Miraç yaşanan insanüstü gerçek bir olaydır” diye haykıracaksınız. 
Mümkün müdür? Ne şüphe? Dilerim her namazımız bize miraç olur.
Gecenin çok kısa bir anında iki safhada cereyan eden bu manevi yolculuğa “İsra ve Miraç Mucizesi“ ve bu geceye de “Miraç Kandili“ diyoruz.
İsra mucizesi Kur’an’la sabittir. Adını bu hadiseden alan surenin ilk ayetinde şöyle buyurulmaktadır: „Kulu Muhammedi bir gece Mescidi-i Haram’dan kendisine bir çok delillerimizi göstermek için çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’n şanı yücedir. Doğrusu O işitir ve görür „ Kur’an-ı Kerim (İsra Suresi) 17/ 1.
İyi düşünülürse, İsra ve Miraç Mucizesi Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak maddi ve manevi alanda çalışıp gayret gösterenlerin ilim ve teknolojide yükseleceklerini ve yüceleceklerinin işaretini vermiştir.

Miraç İslami inanç ve ibadetlere resmiyet kazandırmıştır. Mevlid-i Şerifin yazarı Süleyman. Çelebi’nin dediği gibi:

“Sen ki Miraç eyleyüp ettin niyaz, 
Ümmetin Miracını kıldım namaz”

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizin Miraç Kandilini tebrik eder, bu mübarek gecede Yüce Mevla’ya açılan ellerin ve gönüllerin, yapılan dua ve niyazların bütün Muhammed Ümmetinin ve insanlığın barış ve huzuruna vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. 
Miraç Kandiliniz mübarek olsun.
İsmail ZENGİN


Yorumlar - Yorum Yaz
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam2
Toplam Ziyaret77717
SEÇME YAZILAR