• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

KUTLU DOĞUM HAFTASI

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN 14.04.2017

KUTLU DOĞUM HAFTASI

HZ MUHAMMED (S.A.V.) EFENDİMİZİN DOĞUM GÜNÜ
Perşembe 20 Nisan 571 
1446. DOĞUM YILDÖNÜMÜDÜR
Hz Muhammed (s.a.v) Efendimizin doğumu Rebiülevvel'in 12. Pazartesi günü hicri yılıdır. 20 Nisan 571 miladi yılında sadece Dünya'yı değil bütün alemleri şereflendirmiştir. 
Kutlu doğum haftası 14.04/20.04.2017
Herşeyden önce Ruhu yaratılan Efendimiz, Hz Adem'in yaratılışı ile Efendimizin nuru tertemiz silsilesi nesebi Hz Adem'e verildi. Ondan Hz. Nuh'a sonra Hz. İbrahim'e, Hz. İsmail'e daha sonra Efendimizin dedesi Abdulmuttalib'e babası Abdullah'a intikal etti.
İbni Hişam anlatıyor:
Abdülmuttalib sevgili oğlu Abdullahla birlikte şehre geliyordu. Kâbe’nin yanından geçerlerken, babasından bir hayli geride kalmış Abdullah’ın karşısına bir kadın dikildi.
Bu kadın, Abdullah’ın dillere destan güzelliğine hayranlardan biri olan, Varaka b. Nevfel’in kız kardeşi Rukiyye idi. O da, kardeşi Varaka gibi eski mukaddes kitapları okumuş, o kitaplarda ahir zamanda gelecek peygamberin sıfatlarını görmüş ve öğrenmişti. İç âleminde, Abdullah’ın yüzünde, o âna kadar hiç kimsede görmediği müstesna parlaklıkla karşı karşıya kalınca, bu sıfatlarla münâsebet kurdu. Bu şerefi başkasına kaptırmamak için de, adeta güzelliğini ve iffetini unutarak Abdullah’ın yanına yaklaştı ve fısıldadı:
“Delikanlı, biraz dursana!”
Abdullah durdu.
Kadın, “Nereye gidiyorsun?” diye sordu.
Yüzünde parlayan nurun masumiyeti içinde Abdullah, “Babamla gidiyoruz” diye cevap verdi.
Kadın, bu masum cevap üzerinde pek durmadı ve asıl maksadını açıkladı. “Abdullah “ dedi. “Benimle şimdi evlenir misin?”
Aslında, Hz. Abdullah’a hayran ve meftun olan sadece bu kadın değildi. Kötü ahlâktan uzak, tertemiz ve en güzel haslet ve faziletlerle bezenmiş bu delikanlıya bütün Kureyş kızlarının gözleri çevrilmişti! Ama yüzündeki parlaklığın sırrına akıl erdiremeden; Hak Teâlâ’nın ona Ahir zaman Peygamberinin babası olmak gibi şereflerin en büyüğünü mukadder kıldığının hikmetini idrak edemeden.
Abdullah’ın yüzü bir anda kıpkırmızı kesildi. Masumiyetini yırtmak isteyen bu teklife pek aldırmadı ve yoluna devam etmek istedi.
Fakat Rukiyye, ona sahip olmak istiyordu. Arzusunu bir başka teklifle câzib hale getirdi. “Eğer” dedi. “Benimle evlenmeyi kabul edersen, senin için kurban edilen develer kadar develerim var, onların hepsini sana vereyim!”
Abdullah, bu câzib teklife de iltifat etmedi ve iffetini sergileyen şu cevabı verdi:
“Haram öyle acıdır ki ölüm acısı onun yanında çok hafif kalır; helâl ise çok tatlıdır. Ey kadın, sen git, açıkça helâlinden ara! Şeref ve iffet sahibi olanlar, namuslarını ve dinlerini titizlikle korurlar. Onlar, namussuzluk demek olan bir işe nasıl teşebbüs ve cesaret edebilirler?”
Bu asil cevabından sonra da, güzel Rukiyye’nin hüzün ve hayranlığı birleştiren bakışları önünde yoluna devam etti.
Günler sonra, evlenmiş bulunan Hz. Abdullah, aynı kadınla Mekke sokaklarında bir kere daha karşılaştı. Aynı Rukiyye, ona karşı en ufak bir arzu ve hasret belirtisi göstermedi; bilâkis, hissiz ve bakışları, hayranlık şöyle dursun, çok donuktu.
Abdullah sebebini sordu: “Ne oldu sana? Halin değişmiş!”
Rukiyye, “O gün, alnında esrarlı bir nur parlıyordu. O nur karşısında kendimden geçtim. Ama şimdi onu göremiyorum!” diye cevap verdi.
Evet, Hz. Abdullah’ın alnında parlayan nur artık yoktu.
Çünkü o nur Kâinatın Efendisine hamile olan, annelerin en büyüğü Hz. Âmine’ye intikal etmişti. Nihayet Nuru herdaim var olan efendimiz fiziki yaratılışı ile sahibini buldu. Annesi Âmine "Ben başka kadınlar gibi, gebelik zahmeti çekmedim. Fakat rüyamda biri gelip ey Âmine, iyi bilmelisin ki, sen âlemlerin hayırlısına hamilesin. Doğduğu vakit adını Muhammed (s.a.v) yani övülmüş insan koyasın" dedi.
Efendimiz doğuştan sünnetli ve sırtında peygamberlik mührü ile doğmuştu.
Hz. Muhammed (s.a.v)'ın doğduğu gece yaşanan harikulade haller:
1- Kâbe'de mevcut 360 put devrildi.
2- Müşriklerin kutsal saydığı Sâve Gölü kurudu.
3- Yıllardır kuru olan Semâve vadisi sularla doldu taştı.
4- Mecusilerin 1000 yıldır yanan ateşi söndü.
5- İran Kisrâsının sarayındaki 14 sütun hisar yerle bir oldu!
6- O gece yıldızlar o kadar berraktı ki biri şöyle dedi: "Elimi uzatsam alacak gibiydim."
7- O sabah Mekke'ye gelen Yahudi bir tüccar (aynı zamanda kâhin) Mekke ulularına sordu: "Bu gece aranızdan birinin oğlu oldu mu?"
Ona dediler: "Evet, Haşimoğulları mahallesinde bir yetim doğdu."
Kâhin feryat etti: Eyvaaaahhhh! Yıllardır İsrailoğullarında bulunan Risalet-Nübüvvet artık Araplara geçti. Bundan sonra çok şerefli olacaksınız! Ama biz bittik!..
O kutlu doğuş o kadar bekleniyordu ki. Pazartesi sabahı artık dünya bambaşka bir dünya olmuştu. Zulmün yerini adalet, cehaletin yerini ilim ve güzel ahlak almıştı.
İsra Suresi:81-De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur."
Bu vesile ile Kutlu Doğum haftasını idrak edeceğimiz Peygamber Efendimizin dünyaya teşriflerinin 1446. yıldönümü kutluyor, Yüce Rabbim'den huzur, Saadet ve barışımıza vesile olmasını diliyorum.

Bereketli Cumalar.
İsmail ZENGİN


Yorumlar - Yorum Yaz
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam1
Toplam Ziyaret77467
SEÇME YAZILAR