• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÖNÜLDEN KALBE

İnternet Sitemize Hoş Geldiniz

İLK EMİR OKU

ALLAH’IN İLK EMRİ “ OKU! “
İnsanları ve cinleri yaratan ve yaşatan, her şeyi bilen Yüce Allah’ımızın ilk emri “ Oku “ olmuştur. 
Bilindiği gibi, Hazret-i Peygamber (s.a.v.), 40 yaşında iken, peygamberliği henüz kendisine bildirilmeden önce, Mekke-i mükerremede Nur dağındaki Hıra mağarasında tefekkür ve ibadetle meşgul oluyordu.Yine böyle bir haldeyken, Cebrail aleyhisselam, Ramazan-ı şerif ayının 17. gecesi gelip, ilk emri getirmişti.
Alak Suresinin İlk 5 Ayeti
1- Yaratan Rabbinin adıyla oku!
2- O, insanı bir alekadan (embriyodan) yarattı.
3- Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir.
4- O, Rab ki,kalemle yazmayı öğretti.
5- İnsana bilmediği şeyleri öğretti.
Peygamberimiz Hira Mağarasından gelip:” Zenbulini Zenbulini!” dediğinde: “Bu işin buraya varacağı belli idi herkesin dediği gibi delirdin.” demeyip Eşine liman olan Hz. Hatice (R.A.) Validemiz Sevdiğinin gönlünü:
“Allah seni zayi etmeyecek efendim! Çünkü sen;
Akrabalık bağlarına riayet edersin.
Düşkünlerin elinden tutansın.
Hakkın yanında olansın.
Misafire ikram edensin. “teskin etmiştir.
İslam Dini ilim tahsil etmeyi, erkek ve kadın herkese farz kılmıştır.”(İbn Mace, Mukaddime, 17).
Bilenlerle bilmeyenlerin bir olamıyacağını açıkça bildiren (Zümer Suresi – 9) Kur’an-ı Kerim’in Müslümana son sözü şu olmuştur. “ Sakın cahillerden olma” (En’âm Suresi 35)
Ahlak ve faziletin değeri ilimle anlaşılır. İman ilimle beslenir gelişir. İlmin imanla şahsiyet kazandığı gibi.

Peygamberimiz: „İlmi bir meseleyi öğrenmek, bin rek’atlık nafile namazdan hayırlıdır“ 
buyururken ilmi çalışmaları, okuyup öğrenmeyi bize dünya ve Ahiretimizi kazanmamız için düşünmüştür.
Rütbelerin en büyüğü ilim rütbesidir. Peygamberlikten sonra gelir.
Meşhûr Osmanlı âlimlerinden Kemâl Paşazâde, önceleri iyi bir asker iken daha sonra bu mesleği bırakıp kendisini tamamen ilme vermiştir. Bazı kaynaklarda onun bu tercihi kendi ağzından şöyle ifade edilir:
“Sultan Bâyezîd Han ile beraber bir seferdeydik. Sultanın yanında vezîr İbrahim Paşa ve meşhur kumandanlardan Evranosoğlu da vardı. Evranosoğlu ki, hiçbir kumandan onun önüne geçmez, meclislerde ondan ileriye oturamazdı. Fakat o sırada eski püskü elbiseler içinde bir âlim geldi ve kumandanın üst tarafına oturdu. Hiç kimsenin bir şey deyip de mânî olmadığı bu duruma son derece şaşırdım. Yanımdakilere “Evranosoğlu gibi bir kumandanın önüne geçip oturabilen bu şahıs kimdir?” diye sordum. “Molla Lütfî adında âlim ve fâzıl bir zâttır!” dediler. “Ne kadar maaş alır?” dedim. “Otuz dirhem.” dediler. Hayretle “Bu kadar az bir mansıbla, nasıl olur da bir kişi eşsiz bir kumandanın önüne geçebilir?” dedim. O zaman dediler ki:
“Ulemâ sâhip olduğu ulûm-i dîniyyenin yüceliği dolayısıyla böyle tâzim görür. Zâten aksi bir duruma îman, irfân ve edeble yoğrulmuş olan paşa ve kumandanlar da râzı olmazlar!”
Bunun üzerine bendeki liyâkatin bu kumandanlar kadar olmaya yetmeyeceği, ancak ilim sâhasında son derece tebârüz edebileceğim hissine istinaden, artık tamamen ilm-i şerîf ile meşgûliyete meyledip askerliği bıraktım.”
Bu tercihden sonra Kemâl Paşazâde, ilimde “ferîd-i asrihî: Asrında tek olan” tâbiriyle ifâde edilen bir mertebeye ulaştı. Zembilli Ali Efendi’nin vefâtından sonra da Osmanlı Devleti’nin on dokuzuncu şeyhülislâmı oldu.
Alimlerin yazdığı eserler onları yaşatır. 
Kitaplar, bilim, kültür ve medeniyete açılan pencerelerdir.
Mekanik ve elektronik gelişmeler sayesinde kulak ve göze hitabeden yeni yayın vasıtaları, kitabm yüzyillardır giremediği en ücra köşelere ulaşmıştır.
Radyo, televizyon, sinema ve benzeri vasıtalar kitabın tahtına oturmuş, ona ihtiyaç duyurmayacak bir ortam bile kurmuş gibi görünüyor.
Bu manzaranm gerişinde yatan bir gerçek var ki, o da şu:
Radyo. televizyon ve sinema gibi yaym vasıtaları insanlara
bilgi, zevk ve heyecan veriyor; veriyor ama düşünce ufkumu-
zu da daraltıyor, tefekkür kabiliyetimizi donduruyor, hatta kö-
reltiyor.
Kltap ise bunun tamamen aksidir. Hakikatlerin dile geldiği satırlarda sizi bazan dakikalarca tutuyor ve düşündürüyor.
Hikmetli sözlerin hecelerindeki atomik düsünce kırıntıları radyo ve televizyonun gürültüleri arasmda dağılıp kaybolurken. kitabm satırlarında sabit kaliyor, bunları yavaş yavaş içiyor ve hazmedebiliyoruz.
Şu vasıflarıyla kitabın yerini alabilecek bir başka yayın vasıtası dünya durdukça olmayacaktır.
Ahir zaman Peygamberi (S.A.V.) «ilmi, yazarak muhafaza ediniz» şeklindeki buyruklarıyla ilimde, kitabm müstesna yeri ve önemini işaret buyurmuşlardır.
Kitaplar bilim, kültür ve medeniyete açılan pencerelerdir. Ancak bugün bu sözü her kitap için şöylemek mümkün değildir. Hırsların, kinlerin ve şehvetin tahrik edilmesinde yüksek kazanç ve çıkarlar müşahade eden ticari ve politik zihniyet, kitabi da bozmuştur.
Dünyada giderek artan tehlikeli bir kitap enflasyonundan rahatlıkla bahsedebiliriz. Sayıları çok, hacim itibariyle büyük, muhteviyatı çarpıcı görünen kitapların ilmi, fikri ve ahlaki de-ğerinin pek az bulunduğu bir gerçektir.
Kitap yazmanin bir moda ve ticaret yolu olmaktan çıkarıldığı gün, problem kendiliğinden çözümlenmiş olacaktır.
Özellikle Diyanet İşleri Başkanlığımızı bastırdığı kip. Dergi ve yazıları okuyalım.
Dünya Okuma Gününde Kur’an-ı Kerim’in meal ve tefsirinden başlayarak okumaya başlayalım.
Cumanız ve Dünya Okuma Gününüz hayırlı olsun.
Saygılarımla. 
İsmail Zengin

 

ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret77799
SEÇME YAZILAR